Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.Saya memasukkan teman-teman saya ke toples, memasukkan spesies langka ini ke dalam blender.
Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.Üvegekbe tettem a barátaimat, ezt a háziasszonyt, ezt a fajta veszélyeztetett egyedet, pedig egy turmixgépbe.
Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.Wsadzam przyjaciół do słoików, umieściłem tę panią, coś w rodzaju zagrożonego gatunku, w mikserze.
Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.Έβαλα τους φίλους μου σε βάζα, έβαλα αυτόν τον χαρακτήρα, αυτό το υπό εξαφάνιση είδος χαρακτήρα στο μπλέντερ.
Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.Слагам приятелите си в буркани, слагам тази картина, този вид застрашени видове в блендър.
Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.אני שם את חבריי בצנצנות, אני שם את הדמות הזאת, מין יצור בסכנת הכחדה, בתוך בלנדר.
Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.أضع أصدقائي في جرار، أضع هذ الشخصية، هذا النوع من الشخصيات المهددة بالانقراض في خلاط.
Arkadaşlarımı kavanozlara tıktım, bu bir bakıma soyu tükenmekte olan kişiyi miksere tıktım.このキャラクターをミキサーに入れましたが 私自身には何もしていませんでしたからね
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Az mondták nekem, hogy nem csípnek, tényleg, talán még az üveget sem hagyják el. (Nevetés)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Bolo mi povedané, že nehryzú a je dosť možné, že ani vyletia. (Smiech)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Bylo mi řečeno, že nekoušou, a dost možná asi ani nevyletí. (smích)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Disseram-me que eles não mordem, podem até nem sair do frasco. (Risos)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...물지 않는 다고 알고 있어요. 그리고 뭐 사실, 유리병 밖으로 나올지 아닐지도 모르겠습니다. (웃음)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Mi dicono che non pungono, anzi potrebbero non uscire nemmeno dal barattolo.
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Mij is verteld dat ze niet bijten, sterker nog, ze verlaten misschien niet eens deze pot. (Lachen)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Mi s-a spus că nu mușcă. De fapt s-ar putea să nici nu iasă din borcan. (Râsete)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...On m'a dit qu'elles ne mordent pas, en fait, elles pourraient bien ne pas quitter ce pot. (Rires)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Podobno nie gryzą i mogą nawet nie opuścić słoika. (Śmiech)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...(Risas)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Saya diberitahu mereka tidak menggigit, bahkan mungkin tidak akan keluar. (Tertawa)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Tôi được biết rằng chúng không cắn, thực tế, chúng thậm chí sẽ không ra khỏi cái bình. (Tiếng cười)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Μου είπαν ότι δεν δαγκώνουν, στην πραγματικότητα μπορεί να μη βγουν καν έξω από το δοχείο. (Γέλια)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Казаха ми, че не хапят, всъщност те може дори да не излязат от буркана. (Смях)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Мені сказали, що вони не кусаються; насправді, вони навіть не змогли б залишити цієї банки. (Сміх)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Мне сказали, что они не кусают.
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...נאמר לי שהן לא עוקצות, יתכן שהן אפילו לא תעזובנה את הצנצנת. (צחוק)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...لقد أخبروني انها لا تعض ، في الواقع ، إنهم ربما لا يغادرون تلك الزجاجة حتى . (ضحك)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...(笑い) 様々の工夫をこらしたソリューションを集めてみました
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Họ có những nguyên vật liệu cơ bản, đặt chúng vào một bình đơn và đốt cháy chúng và cho nhiều điện cực đi qua.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.그들은 기본적인 재료를 가지고, 그것들을 하나의 단지에 넣어 불을 붙였고 많은 전력을 통과시켰습니다
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Mereka mengambil bahan dasarnya, memasukkannya ke dalam wadah dan menyalakannya dan memberi tegangan tinggi.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Vették az alapanyagokat, berakták egy üvegbe, begyújtották őket, és jó sok feszültséget vezettek át rajtuk.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Vzali základní ingredience, dali je do jedné nádoby a zažhnuli je a dali tam vysoké napětí.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Wzięli podstawowe składniki, umieścili je w jednym naczyniu zapalili, i podłączyli je do wysokiego napięcia.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Ze namen de basisingrediënten, deden ze in een kolf, verwarmden dat en lieten er elektrische vonken op los.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Πήραν τα βασικά συστατικά τα έβαλαν σε ένα δοχείο και τα πυροδότησαν και εξάσκησαν υψηλή ηλεκτρική τάση.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Они взяли базовые составляющие, поместили их в один сосуд, зажгли, и пропустили сквозь них высокое напряжение.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.Те взеха основните съставки, сложиха ги в един буркан и ги възпламениха, и пуснаха през тях доста волтове.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.הם נטלו את המרכיבים הבסיסיים, שמו אותם בכד, הציתו אותם וחיברו לזה מתח מאוד גבוה.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.لقد أخذا المكونات الأساسية، وقاما بوضعها فى إناء واحد ثم قاما بقدحها وتمرير تيار كهربى عالى الجهد من خلالها.
Basit bileşenleri alıp, tek bir kavanoza koydular ve tutuşturdular ve büyük miktarda elektrik verdiler.これに点火し 高電流を流しました そしてスープの中身を調べたところ
Benimde hoş bacaklarım var! Kavanoz gibi!Elles sont superbes.
Benimde hoş bacaklarım var! Kavanoz gibi!Ho delle gambe sexy.
Benimde hoş bacaklarım var! Kavanoz gibi! Onları gördün.Aku punya kaki yang indah juga!
Benimde hoş bacaklarım var! Kavanoz gibi! Onları gördün.أنا لدي سيقان جميلة أيضاً! لقد رأيتهم! إنهما رائعين
Benimde hoş bacaklarım var! Kavanoz gibi!Picioarele mele arata traznet.
Benimde hoş bacaklarım var! Kavanoz gibi!Tengo piernas sexys.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Az az ötlet, hogy szentjánosbogarakat tartsak egy üvegben valamiért mindig nagyon izgalmas volt számomra.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Cette idée des lucioles dans un bocal, pour je ne sais quelle raison, a toujours été passionnante pour moi.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Esta ideia dos pirilampos num frasco, sempre me entusiasmou imenso.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Gagasan akan kunang-kunang di dalam toples, karena beberapa sebab sangat menyenangkan bagi saya.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Glühwürmchen in einem Glas fand ich immer ganz aufregend.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Het idee van vuurvliegjes in een pot, altijd heel opwindend voor mij.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Ideea de licurici în borcan, din nu știu ce motiv, m-a captivat dintotdeauna.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Idéen av eldflugor i en burk, av någon anledning, har alltid varit riktigt spännande för mig.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.왜그런지 모르지만 저는 유리병안에 있는 반딧불이를 생각을 하는걸 좋아하지요.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Por alguna razón, las luciérnagas en un frasco siempre me resultaron apasionantes.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Questa idea delle lucciole nel vaso, per qualche ragione mi ha sempre attratto moltissimo.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Tahleta představa světlušky ve sklenici, z nějakého důvodu pro mě byla vždycky vzrušující.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Tento nápad so svätojánskymi muškami v nádobe bol pre mňa z nejakého dôvodu vždy veľmi vzrušujúci.