O, partiye katılmamı ilke edindi.She made a point of my attending the party.
O, bizim konuşmamıza katılmadı.She didn't take part in our conversation.
O benimkinin on katı fazla ingilizce kelime biliyor.She knows ten times as many English words as I do.
Benim sahip olduğumun iki katı kadar çok CD ye sahip.She has twice as many CDs as I do.
O, benim yerime toplantıya katılacak.She will attend the meeting instead of me.
Sosyal refahla ilgili konferansa katıldı.She attended the lecture on social welfare.
Geçen hafta ses sınavına katıldı.She went in for the audition last week.
O eski kocasıyla karşılaşma korkusu yüzünden toplantıya katılmadı.She didn't attend the meeting for fear of meeting her ex-husband.
Oynayan diğer çocukları seyreder ama asla kendisi katılmaz.She watches the other kids playing, but she never joins in.
Onu bir katil olarak tanımladı.She identified him as the murderer.
Güzellik yarışmasına katıldı.She participated in the beauty contest.
Onun hastalığı onun partiye katılmasını engelledi.Her illness prevented her from attending the party.
O, hastalıktan dolayı okula katılamadı.She cannot attend school on account of illness.
Hastalık, beni toplantıya katılmaktan alıkoydu.Illness kept me from attending the meeting.
Hastalık, Jim'in toplantıya katılmasına mâni oldu.Illness prevented Jim from attending the meeting.
Hastalık yüzünden partiye katılamadım.I couldn't attend the party on account of illness.
Hastalık, onun toplantıya katılmasına mâni oldu.Illness prevented him from attending the meeting.
Gayrimenkulün aşırı pahalı olduğu görüşüne katılıyorum.I agree with the opinion that real estate is overpriced.
Odada bırakılan parmak izleri katilin suçlu olduğunu kanıtladı.Fingerprints left in the room proved the murderer's guilt.
Başkan yardımcısı törene başkan adına katıldı.The vice-president attended the ceremony on behalf of the president.
Fiyatlar on yıl öncesinin iki katı.Prices are double what they were ten years ago.
Fiyatlar on yıl öncesininkinin iki katı.Prices are double what they were ten years ago.
Madde katı, sıvı veya gaz olarak bulunabilir.Matter can exist as a solid, liquid, or gas.
Annemin hastalığı, beni toplantıya katılmaktan alıkoydu.My mother's illness prevented me from attending the meeting.
Kaç kişinin katılacağını saymayı unutma.Don't forget to count how many people attend.
O kadar meşgulüm ki partiye katılamam.I'm so busy I can't attend the party.
Ben kesinlikle size katılıyorum.I agree with you absolutely.
Fikrine katılmıyorum.I don't subscribe to your idea.
Onun sahip olduğunun beş katı kadar çok sayıda pula sahibim.I have five times as many stamps as he does.
Onun beş katı pulum var.I have five times as many stamps as he does.
Oyuna katılmama izin verin.Let me join in the game.
On dakika içinde katılacağım.I'll join in ten minutes.
Size katılabilir miyim?May I join you?
Sana katılabilir miyim?May I join you?
Onun kitapta söylediklerine katılıyor musun?Do you agree with what he says in the book?
Bir giriş sınavına katılmak zorunda kalmadan okula kabul edildim.I was admitted to school without having to take an entrance examination.
Yarın akşam yemeği için bana katılmak isteyip istemeyeceğini merak ediyordum.I was wondering if you'd like to join me for dinner tomorrow.
Bir gece otobüs turuna katılmak istiyorum.I'd like to join a night bus tour.
Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.The noted diplomat readily participated in the committee.
Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.The eloquent scholar readily participated in the debate.
Ben yumurtayı katı kaynattım.I hard-boiled an egg.
Yaşlı adam onun katırına çantalar dolusu kum yükledi.The old man loaded his mule with bags full of sand.
Her şey hesaba katılırsa pomato bitkileri bu yıl iyi büyüyor.On the whole, the pomato plants are growing well this year.
Ben müdavim olmak istiyorsam, geriye kalanın iki katı kadar çok çalışmak zorundayım.If I'm to become a regular, I have to work twice as hard as the rest.
Duygusal bir düzeyde katılıyorum ama pragmatik düzeyde katılmıyorum.I agree on an emotional level, but on the pragmatic level I disagree.
Yumurta beyazlarını katılaşana kadar çırpın.Beat the egg whites until stiff.
Birkaç uzman toplantıya katıldı.A number of experts attended the meeting.
Onun fikrine katılamadım.I couldn't agree with his opinion.
Onun derslerine katıldım ve resim yapmayı öğrendim.I attended his classes and learned how to draw.
Bu onun konuşma şekline renk katıyor.This adds color to the way he speaks.
Öğretmen ve partneri düğüne katılan insanları bir parka götürdü.The teacher and her partner took the people attending the wedding to a park.
Ben onun fikrine katılıyorum.I agree with his opinion.
Onun görüşüne katılıyorum.I agree with his opinion.
Ben o görüşe katılıyorum.I agree with that opinion.
Lumbagom nedeniyle, Koizumi'nin partisine katılamayacağım.Due to my lumbago, I won't be able to attend Koizumi's party.
Bir balo dansı için bana katılır mısın?Would you join me for some ballroom dancing?
Benim kız arkadaşımın kızları Facebook'a katıldı.My girlfriend's daughters have joined Facebook.
Amerika'da hazır yemek tüketimi 1977-1995 yılları arası üç katına çıktı.In America, the consumption of fast-food has tripled between 1977 and 1995.
Ben o hususta size katılamam.I can't agree with you on that point.
Betty bir seri katil.Betty is a serial killer.