O, toplantıya katılmadı.He didn't attend the meeting.
O, ara sıra toplantılara katılır.He attends meetings off and on.
Toplantıya katılma randevusunu iptal etti.He canceled the appointment to attend the meeting.
Bilimsel konferansa katıldı.He attended the scientific conference.
O, daha sonra bize katılacak.He will join us later.
O, gelecek seçime katılmıyor.He is not running in the coming election.
O, dün partiye katıldı.He attended the party yesterday.
O, geçen yıl kulübe katıldı.He joined the club last year.
O, bizim kulübümüze katılacak.He's going to join our club.
Benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanır.He earns three times as much as me.
Benim sahip olduğumun üç katı kadar kitabı var.He has three times as many books as I have.
O, maaşımın iki katını kazanıyor.He is earning twice my salary.
O, maaşımın iki katını kazanır.He earns double my salary.
Benim yediğimin iki katı kadar çok yedi.He ate twice as much as I did.
O oğlunu, yerindeki toplantıya katılmaya zorladı.He made his son attend the meeting in his place.
Onun katılımı düzensiz.His attendance is irregular.
Patronunun yerine toplantıya katıldı.He attended the meeting in place of his boss.
O, karşı takıma katıldı.He joined the opposing team.
O büyük bir firma tarafından bir katib olarak alınmıştır.He was taken on by a large firm as a clerk.
O, her zamanki ücretin iki katını ödedi.He paid double the usual fare.
O katışıksız bir aptal.He's an absolute fool.
Tartışmaya katılamadı.He was not able to join in the discussion.
O, hastalığına rağmen toplantıya katıldı.He attended the meeting in spite of illness.
O, hastalığından dolayı partiye katılamadı.He could not attend the party because of illness.
O, hasta olduğundan dolayı bize katılamadı.He could not join us because he was ill.
Hesaba katılması gereken bir adam o.He is a man to be reckoned with.
O, beyzbol Kulübüne katıldı.He joined the baseball club.
Onlar ona votka katılmış bir bardak portakal suyu verdiler.They gave him a glass of orange juice laced with vodka.
Onlar Olimpiyat Oyunları'na katılmak istiyorlar.They want to participate in the Olympic Games.
Onlar derse katıldılar.They attended the lecture.
O miktarın iki katını yemeliler.They need to eat double that amount.
Onlar bu apartmanın 12. katında yaşar.They live on the 12th floor of this condo.
Onların hepsi koroya katıldı.They all joined in the chorus.
Toplantıya katılmam için ısrar ettiler.They insisted on my attending the meeting.
Onlar takım oyunlarına katıldılar.They participated in the team games.
Keşke bize katılması için onu ikna edebilseydim.I wish I could have persuaded him to join us.
Katılıp katılmayacağı belli değil.Whether she will agree or not is not clear.
Esas sorun, katılıp katılmayacağı.Whether she agrees or not is the question.
Bize katılacağını hiç beklemiyordum.I never expected that she would join us.
Bana katılmayacağına hiç ihtimal vermemiştim.I took it for granted that she would agree with me.
Ben genellikle ona katılıyorum.I generally agree with her.
Onun partiye katılmak için giysisi yoktu.She had no dress to attend the party in.
Onun adına toplantıya katıldım.I attended the meeting on her behalf.
Onun adına toplantıya kim katılacak?Who will attend the meeting on her behalf?
Onun sıcak kişiliği güzelliğine çekicilik katıyor.Her warm personality adds charm to her beauty.
O, yumurtalarını katı haşlanmış seviyor.She likes her eggs hard-boiled.
O, iş yerinde her zaman katıdır.She is always hard at work.
O onu projeye katılmaktan vazgeçirmeye çalıştı.She tried to dissuade him from participating in the project.
O bu şirkete katıldığından beri iki kez terfi etti.She has been promoted twice since she joined this company.
O, yarışmaya katıldı.She took part in the contest.
Komploya katıldığını inkar etti.She denied having taken part in the scheme.
Birçok okul etkinliklerine katılır.She takes part in many school activities.
O, partiye katılmak istiyor.She wants to attend the party.
Toplantıya katılamadığını açıkladı.She explained that she couldn't attend the meeting.
Toplantıya katılmamaya karar verdi.She decided not to attend the meeting.
O ona, toplantıya katılamayacağını bildirmek için telefon etti.She telephoned him that she couldn't attend the meeting.
O, konsere katılmak için para ödedi.She paid to attend the concert.
O senin sahip olduğunun üç katı kadar çok sözlüğe sahiptir.She has three times as many dictionaries as you do.
O hala partiye katılmak istiyor mu?Does she still want to take part in the party?
O, çocukların oyunlarına katıldı.She participated in the children's games.