Masaru, English Club'a katılmayı diliyor.Masaru wishes to join the English Club.
O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.He earns three times as much as I do.
Tom asansöre bindi ve üçüncü katın düğmesine bastı.Tom stepped into the elevator and pushed the button for the third floor.
Gerçekten orduya katılmayacaksın, değil mi?You aren't really going to join the army, are you?
Tom'un Mary'nin bir seri katil olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that Mary was a serial killer.
Tom hariç, herkes katıldı.With the exception of Tom, everyone attended.
Kırk kişi katıldı.Forty people attended.
kırk kişi katıldıForty people attended.
Onun fikrine katılıyorum.I agree with his idea.
O bir katır kadar inatçıdır.He is stubborn as a mule.
Tom Mary'nin orduya katılmasını engellemeye çalıştı.Tom tried to prevent Mary from joining the army.
Tom Mary'nin muhtemelen etkinliğe katılmayacağını düşündü.Tom thought that Mary was probably not going to attend the event.
Tom katilin kim olduğunu biliyordu.Tom knew who the killer was.
Tom Mary'ye sadece onun partisine katılamayacağını bildirmek istedi.Tom just wanted to let Mary know that he wouldn't be able to attend her party.
Tom'un bir yıl içinde yatırımını iki katına çıkardı.Tom doubled his investment in a year.
Tom törene katılmak istemiyor.Tom doesn't want to take part in the ceremony.
Tom bodrum katında iki ceset keşfetti.Tom discovered two dead bodies in his basement.
Tom maratona katılmadı.Tom didn't take part in the marathon.
Tom önceki taahhüdünden dolayı toplantıya katılamadı.Tom couldn't attend the meeting because of a previous engagement.
Tom grubumuza katılmayı açıkça istemedi.Tom clearly isn't interested in joining our group.
Tom bugünkü toplantıya hepimizin katılması gerektiğini kesinlikle anlıyor.Tom certainly understands that we all need to attend today's meeting.
Tom kesinlikle Mary'nin partiye katılmasını istemediğini netleştirdi.Tom certainly made it clear that he didn't want Mary to attend the party.
Tom masamızda bize katılmak için uğradı.Tom came over to join us at our table.
Tom dün gece Mary'yi aradı ve takıma katılması için onu teşvik etti.Tom called Mary last night and encouraged her to join the team.
Tom'un eskiden uyuşturucu satıcıları ve katillerle takıldığını duydum.I heard that Tom used to hang out with drug dealers and murderers.
O, derse katılmadı.He didn't go to class.
Birkaç öğrenci yarışmaya katılmaktan mutlu olacağını söyledi.A number of students said they would be happy to take part in the contest.
Bir bir erkek olsaydım beyzbol takımına katılırdım.If I were a boy, I could join the baseball team.
Ebeveynlerim çok katı.My parents are very strict.
Sen bir seri katilsin.You're a serial killer.
Bizim şirketimize katılmanızı rica etmeyi düşünüyorduk.We were thinking of asking you to join our company.
Tom Mary'ye karşı katıydı.Tom was hard on Mary.
Kendine bu kadar katı olma.Don't be so hard on yourself.
Kendine karşı bu kadar katı olma.Don't be so hard on yourself.
O büyük bir dolandırıcılığa katıldı.He took part in a big scam.
Ahenksiz şarkı söylesen bile, bize katıl.Even if you sing out of tune, join us.
Biz hepimiz katıksız düzenbazız. Hiçbirimize inanma.We are arrant knaves, all. Believe none of us.
Ben de bacchanalia'ya katılmak istiyorum!I want to take part in the bacchanalia too!
Tom'un katılacağı bir toplantısı var.Tom has a meeting to attend.
Tom senin protestona niçin katılmadığını anlamanı umuyor.Tom hopes you understand why he can't take part in your protest.
Katılmak için acil bir şeyim var.I have something urgent to attend to.
Ben bu konferansa katılmak istiyorum.I want to participate in this conference.
Birçok vatandaş orduya katıldı.Many citizens joined the army.
Jani üst katımda ve Mari alt katımda yaşıyor.Jani lives above me and Mari lives below me.
Güzellik yarışmasına katılmayı planlıyor.She plans to take part in the beauty contest.
O bir güzellik yarışmasına katılmak niyetinde.She intends to participate in a beauty contest.
Bu senin katil olduğunun kanıtıdır.This is proof that you're the murderer.
Bu madde, katı haldedir.This substance is in solid state.
Teknolojik yenilikler sayesinde, fabrikanın maksimum üretimi iki katına çıktı.Thanks to technological innovations, maximum outputs of the factory have doubled.
Firarda bir katil manyak var!There's a homicidal maniac on the loose!
Ben onun metnine tamamen katılıyorum.I fully agree with his text.
Sen ve Randy bize katılır mısınız?Will you and Randy join us?
Kısacası, ben katılmıyorum.In short, I disagree.
Değişim öğrencileri bu kulübe katılabiliyor mu acaba?I wonder if exchange students can join this club.
Gülmekten katılıyorum.I'm cracking up.
Bizler tanrılar değiliz, ancak katıksız insanlarız.We're not gods, but mere men.
O askerliğe uygun, bu yüzden o orduya katılacak.He's able-bodied, so he's gonna join the army.
Kate Jane'in sahip olduğunun üç katı kadar kayıtlara sahip.Kate has three times as many records as Jane does.
Kate toplantıya katılmadı.Kate didn't attend the meeting.
Amerika kıtasındaki fast-food tüketimi 1977 ve 1995 yılları arasında üç katına çıktı.In the American continent, the consumption of fast-food has tripled between 1977 and 1995.