Ana içeriğe geç
Sözlük

katır ile cümle

katır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Keşif ekibi 64 keşifçi ve yaklaşık 200 civarı at ve katırdan oluşmuştu.La Expedición era compuesta en todo de 64 hombres, y de unos 200 caballos y mulas.
Her askere iki katır verildi.Cada uno de ellos era arrastrado por dos mulas.
"Katırbeli" nin bir yanı, "Kümbet Kırı"na kadar uzanır.En "Algo con un pollo", incluso aparece un desdeñoso estornino.
Adını büyük kulaklarının katır kulaklarına benzemesinden alır.Prende il nome dalle sue larghe orecchie che somigliano a quelle di un mulo.
Keşif ekibi 64 keşifçi ve yaklaşık 200 civarı at ve katırdan oluşmuştu.La spedizione era composta in tutto da 64 uomini, e da circa 200 cavalli e muli.
Supai, Birleşik Devletler'de postaların hala katırlar tarafından ulaşıldığı tek yerdir.Supai è l'unico luogo degli Stati Uniti in cui la posta viene ancora recapitata a dorso di mulo.
Fakat Katırcıoğlu'nu yakalayamamıştır.Y no prendan a esa mulata?
Ordunun yeni bazı ihtiyaçları vardı, bunlar arasında 600 katıra ihtiyaç duyuluyordu.L'esercito era composto da circa 600 combattenti.
At, eşek ve katır mevcudu bulunmaktadır.За ним наблюдают Часы и Мышь.
Her askere iki katır verildi.Каждого подхватили под руки двое солдат.
Daha iri ve yuvarlak olan kulakları ile biraz katıra benzer.Его внешность (длинная морда и заострённые уши) имеет больше схожестей с волками, чем внешность его потомков.
Babasının adı "Katırcı Ahmet" idi.Имел в народе кличку «Дурак Ахмед».
Fakat Katırcıoğlu'nu yakalayamamıştır.فهي لم تستعص حتى على الحمار.
Şansı tekrar Katır ticareti ile döndü ve bu yüzden , mulio "katır sürücüsü" takma adı verildi.Para recuperar a sua fortuna, ressuscitou o comércio com mulas, o que lhe valiou o apelido de Múlio.
O kadar çok yağmalanmıştı ki köy ganimeti taşımak için 60 katır gerekmişti.Het was zo zwaar dat er vierentwintig olifanten moesten worden ingezet om het te kunnen verslepen.
Daha iri ve yuvarlak olan kulakları ile biraz katıra benzer.Daardoor lijkt hij op de koningsstern die echter groter is en een iets dikkere snavel heeft.
Ordunun yeni bazı ihtiyaçları vardı, bunlar arasında 600 katıra ihtiyaç duyuluyordu.Dit torsiegeschut werd bediend door zo'n 200 manschappen.
Ülkede ulaşım katırlarl yapılmaktaydı.Qua markt werd er gevogelte verhandeld.
Ordunun yeni bazı ihtiyaçları vardı, bunlar arasında 600 katıra ihtiyaç duyuluyordu.Korpus miały wzmocnić przybywające z głębi kraju oddziały, czyli około 6000 żołnierzy.
Böyle bir durum katırlarla taşımacılık yapıldığını ifade etmektedir.Це свідчило про те, що такі палички є трансмутованими паличкоподібними колбочками.
Adını büyük kulaklarının katır kulaklarına benzemesinden alır.Své jméno získal díky svým velkým uším.
Her askere iki katır verildi.Každé veslo obsluhovali dva muži.
Supai, Birleşik Devletler'de postaların hala katırlar tarafından ulaşıldığı tek yerdir.South Uist je jediným místem na Britských ostrovech, kde byly nalezeny mumie.
Katır, bardodan daha dayanıklıdır.Pánská móda byla oproti Baroku střízlivější.
Cezalandırılanlar için “Kırk katır veya kırk satır” şeklinde bir uygulamadan bahsedilir.Nu a promis nimănui, așa cum afirmau unele mituri ulterioare, 40 de pogoane de pământ și un catâr.
At, eşek ve katır mevcudu bulunmaktadır.Akinek volt lova, vagy öszvére az azt fogta be.
Bunların en önde geleni Katırcıoğlu idi.Lintu lienee ollut yksi suurimpia petolintuja.
Katır, bardodan daha dayanıklıdır.Siksi vene on epävakaampi kuin tuoli.
Yaşar Katırcı'nın kızıdır.Hänen puolisonsa on Härkämäen tytär.
Ordunun yeni bazı ihtiyaçları vardı, bunlar arasında 600 katıra ihtiyaç duyuluyordu.Divisioona oli vajaakokoinen ja sen riveissä palveli arviolta vain 6 000 miestä.
Ester, bir çeşit katır.Θεισόα, είδος πεταλούδας.
Ülkede ulaşım katırlarl yapılmaktaydı.I Bø har bedriften møbelverksted.
Her askere iki katır verildi.To dukker blir instruert.
Yaşar Katırcı'nın oğludur.Han er sønn av en slakter.
Fakat Katırcıoğlu'nu yakalayamamıştır.Tetapi, ia tak kapok dengan usaha penggemukan sapi.
Bunların en önde geleni Katırcıoğlu idi.Chúng là phân loài bò tót bị tàn sát nhiều nhất.
Yaşar Katırcı'nın kızıdır.妻は義鑑の娘。
Ordunun yeni bazı ihtiyaçları vardı, bunlar arasında 600 katıra ihtiyaç duyuluyordu.이 중에서 군병이 약 30만, 보조원이 약 60만 명이었다.
Her askere iki katır verildi.כל אוגדה מנתה 2 חטיבות.
İngiltere'de funda (Calluna vulgaris) ve dikenli katırtırnağı (Ulex europaeus) üzerinde yaşar.V krovinnom poschodí sú to najmä, zob vtáčí (Ligustrum vulgare) a bršlen európsky (Euonymus europaea).
Ücretsiz üyelikte sadece katır geyiği (mule deer) avlamaya izin vardır.Dovoljenje imajo samo za ulov ščukastega kita.
Eski ismi Katırözü'dür.Ime pomeni metuljček.
Adını büyük kulaklarının katır kulaklarına benzemesinden alır.Ta sai nime oma suurte kõrvade järgi.
Her askere iki katır verildi.Igal rühmal oli kaks kasvatajat.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Aber selbst ich in meiner Maultierart habe manchmal dieses Ding gestreift.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Ale aj ja pri tejto svojej drine, aj ja som sa párkrát s niečím takým stretla.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Ale i já ve svém mezkovství, dokonce i já jsem se s tím setkala, chvílemi.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Dar chiar si eu, in indaratnicia mea, chiar si eu am fost atinsa uneori de acel fenomen.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.De még engem is, öszvérségem közepette, megérint ez a jelenség, néha.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.그런데 당나귀 처럼 열심히 일을해야 하는 저도 가끔 "지니어스"를 맞이할 때가 있는데,
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Lecz nawet ja, w swojej mułowatości, ocierałam się czasami o tę rzecz.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Maar zelfs in dat dagelijkse zwoegen heb ik wel eens zo'n ervaring gehad.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Mais même moi, dans mon travail de mule, même moi j'ai effleuré cette chose, quelquefois.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Ma persino io, nella mia testardaggine, ho strisciato contro quella cosa, a volte.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Mas até eu, na minha "mulice", até eu me encontrei algumas vezes com aquilo.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Men selv jeg, i al min mulddyragtighed, selv jeg, har til tider, strejfet den proces.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Men till och med jag- -har snuddat vid det ibland.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Mutta kaikessa jukuripäisyydessäni toisinaan jopa minä olen kohdannut sitä.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Nhưng thậm chí tôi, với cá tính ương bướng của mình. tôi cũng phải xem lại nó một vài lần.
Ama bu katır halimle bile, benim bile bu deneyime yaklaştığım oldu.Pero aún yo, en mi mulismo, aún yo me he rozado contra esa cosa, a veces.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod