Hangi kasabadasınız?In which town are you?
Kasabamızda sizin gibi insanları istemiyoruz.We don't want people like you in our town.
O, savaş sırasında hayalet bir kasabaydı.It was a ghost town during the war.
Hayalet kasabalar ürperticidir.Ghost towns are creepy.
Hayalet kasabalar tamamen boş değil, değil mi?Ghost towns are not completely unpopulated, are they?
Ben sadece bir hafta önce kasabaya geldim.I got into town only a week ago.
Tom buradan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from here.
O, kasabadan ayrılmadan önce onu görmeyi umuyordu.He was expecting to see her before he left town.
Karım kasabada alışveriş yaparken ben mutfakta etrafı toparladım.While my wife was shopping in town, I tidied up in the kitchen.
Kasabamın bir kalesi var.My town has a castle.
Tom ve Mary aynı kasabadan geliyorlar.Tom and Mary come from the same town.
Tom küçük ve sakin bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town.
Dublin harika bir kasaba.Dublin is a wonderful town.
Dublin benim gözde kasabam.Dublin is my favorite town.
Tehran benim gözde kasabam.Tehran is my favorite town.
Kısa bir çatışmadan sonra kasabayı ele geçirdik.We seized the town after a short battle.
Tom kasabadan ayrılmayacağına söz verdi.Tom promised he wouldn't leave town.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town not too far from Boston.
Tom Boston yakınlarında küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town near Boston.
Tom hâlâ kasabada.Tom is still in town.
Boston yakınlarındaki bir kasabada yaşıyorum.I live in a town near Boston.
İlkbahardan önce kasabayı terk etmeyeceğiz.We won't be leaving town before spring.
Bütün demiryolu boyunca kasabalar türedi.Towns sprang up all along the railroad.
Bütün kasaba Tom ve Mary hakkında konuşuyor.The whole town's talking about Tom and Mary.
O, kasabaya uzak mı?Is it far to town?
Bu pazar kasabada olmayacağım.I won't be in town this Sunday.
Bu kasabayı bilen birini bulabilir miyiz?Can we find anybody that knows this town?
Kasaba bir kafestir.The town is a cage.
Tom bana kasabayı gezdirdi.Tom showed me around town.
Tom'un gelecek hafta sonu kasabaya geldiğini duydum.I hear Tom is coming to town next weekend.
Tom küçük bir kasabadan geliyor.Tom comes from a small town.
Yüz yıl önce burası sadece küçük bir tarım kasabasıydı.A century ago, this was just a small farm town.
Tüm kasaba kablolu TV'ye sahip.The whole town has cable TV.
Tom bu kasabada bir sürü insana yardım etti.Tom has helped a lot of people in this town.
Burası bir binicilik kasabasıdır! Atları her yerde göreceksiniz.This is an equestrian town! You will see horses everywhere.
Kasabayı kırmızıya boyayalım.Let's paint the town red.
Tom Avustralya'da küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town in Australia.
Kasabayı terk ettiğinde hiç kimse Tom'u uğurlamak için istasyona gitmedi.No one went to the station to see Tom off when he left town.
Şehir ve kasaba arasındaki fark nedir?What is the difference between 'city' and 'town'?
Biz biftek satın almak için kasaba gittik.We went to the butcher's to buy steaks.
Kasabasındaki yeni kuaföre gitti.She went to the new hairdresser in town.
Savigny-sur-Orge'de yaşıyorum, Paris varoşlarında küçük bir kasaba.I live in Savigny-sur-Orge, a small town in the Paris suburbs.
Bu sabah onu kasabaya getirdim.I brought her into town this morning.
O onu kasabada bıraktı.He left her in town.
Hikaye 1920'li yıllarda Almanya'nın kuzeyindeki küçük bir kasabada başlar.The story begins in a small town in the north of Germany in the 1920s.
Biz kasabaya geri gidiyoruz.We're heading back to town.
Biz kasabaya taşınıyoruz.We're moving to town.
Kasabayı terk etmek zorunda olacağız.We'll have to leave town.
O çok küçük bir kasaba.It's a very small town.
Tom çok küçük bir kasabadan gelir.Tom comes from a very small town.
Tom on üç yaşına kadar küçük bir kasabada yaşadı.Tom lived in a small town until he was thirteen.
Timmendorfer Strand tanınmış bir sahil kasabasıdır.Timmendorfer Strand is a well-known beach town.
Bu kasaba ikimiz için yeterince büyük değil.This town isn't big enough for both of us.
Büyük bir şehirde yaşamaktansa küçük bir kasabada yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in a small town than in a big city.
Tom'la ilk kez kasabanın dışında küçük bir barda tanıştım.I first met Tom in a little bar outside of town.
Kasabadan çıkmalısın.You should get out of town.
Kasabaya gidemezsin.You can't go to town.
Tom'un kasabada olduğunu duydun mu?Did you hear Tom is in town?
Tom bir sonraki kasabada tutuklandı.Tom was arrested in the next town.
Tom gelecek ay kasabaya geliyor.Tom is coming into town next month.