Tom kasabaya geri döndü.Tom is back in town.
Tom geçen haftadan beri kasabanın dışında.Tom has been out of town since last Saturday.
Bu kasabada birçok güzel bina vardır.There are a lot of beautiful buildings in this town.
Kasabanın bu bölümünden nefret ediyorum.I hate this part of town.
Blackpool bir sahil kasabasıdır.Blackpool is a coastal town.
Bu küçük kasabada hiçbir şey ilginç değildir.Nothing interesting happens in this small town.
Bu iyi bir kasaba.This is a decent town.
Kasabadan ayrılmak istemiyorum.I don't want to leave town.
Tom'un kasabada olup olmadığını görmek istiyorum.I want to see if Tom is in town.
Tom onun kasabayı terk ettiğini düşünmeni istedi.Tom wanted you to think he'd left town.
Onlar Moskova'nın dışında küçük bir kasabada yaşıyorlar.They live in a small town on the outskirts of Moscow.
Tom Mary'nin kasabadan ayrılmayı planladığını bilmesi gerekiyor.Tom wants Mary to know he's planning to leave town.
Tom muhtemelen kasabanın bu tarafında yaşamak istemiyor.Tom probably doesn't want to live on this side of town.
Ben bir kasaba sakiniyim.I'm a town dweller.
Bizim kasaba mükemmel spor tesislerine sahiptir.Our town has excellent sports facilities.
Hayır, hayır! Kasabaya geri döneceğim.No, no! I am going back to town.
Bu küçük bir kasaba.It's a small town.
Kasaba halkı alkışladı.The townspeople applauded.
Kasabada herhangi güzel kızlar var mı?Are there any pretty girls in town?
Bu 3000 kişilik bir kasaba.It's a town of 3,000 people.
Gürültü tüm kasabayı telaşlandırdı.The noise alarmed the whole town.
Kasabadaki en iyi ev bu.It's the best house in town.
Kasabayı terk etmeye çalışma.Don't try to leave town.
Okulun kasabasında mıydı?Was your school in town?
Bir maden kasabasında büyüdüm.I grew up in a mining town.
Ben seni kasabaya götürebilirim.I can give you a lift into town.
Bu kasabadaki getto geceleyin tehlikelidir.The ghetto in this town is dangerous at night.
Kasabanın kötü kısmında yaşıyor.She lives in the bad part of town.
Bana bunun sessiz bir kasaba olduğu söylendi.I've been told this is a quiet town.
Kasabaya döndüğünü duydum.I heard you were back in town.
Senin kasabada olduğunu duydum.I heard you were in town.
Az önce kasabaya döndüm.I just got back in town.
Tom'un kasabadan ayrıldığını biliyor muydun?Did you know that Tom had left town?
Tüm kasaba bir yangında tahrip oldu.The entire town was destroyed in a fire.
Burası alkol satışının yasak olduğu bir kasabadır.This is a dry town.
Küçük bir kasabada yaşadım.I lived in a small town.
Tom ne zaman kasabaya geldi?When did Tom come to town?
Katalonya'daki küçük bir kasabayı ziyaret ettim.I visited a small town in Catalonia.
Tom bazı malzemeleri satın almak için kasabaya gitti.Tom went into town to buy some supplies.
Sadece kasabadan geçiyordum.I was just passing through town.
Kasabayı terk ettiğini sanıyordum.I thought you were leaving town.
Tom'un kasabayı terk ettiğini düşündüm.I thought Tom had left town.
Ben iş için kasabadayım.I'm in town on business.
Tom sadece kasabaya taşındı.Tom just moved to town.
Kasabaya gidiyorum.I'm going into town.
Tom kasabada yeni.Tom is new in town.
Kasabada yeniyiz.We're new in town.
Kasaba dağlık bir bölgededir.The town is in a mountainous district.
Ne kadar zamandır kasabada bulunuyorsun?How long have you been in town?
Tom, bizim kasabamızda çok önemli bir kişidir.Tom is a very important person in our town.
Bütün kasaba sular altındaydı.The whole town was under water.
Çocukken küçük bir kasabada yaşıyordu.When he was a child, he lived in a small town.
Küçük kasabalardan nefret ediyorsun, değil mi?You hate small towns, right?
Neden kasabadasın?Why are you in town?
Sen kasabaya sık gider misin?Do you often go to town?
Tom yakındaki bir kasabada tutuklandı.Tom was arrested in a nearby town.
Bu kasabada bir yerde eski bir fırın yok mu?Isn't there an old bakery somewhere in this town?
Trafiksiz bir kasaba istiyorum.I want a town free of traffic.
Tom Boston'un varoşlarında küçük bir kasabada çalışıyor.Tom lives in a small town on the outskirts of Boston.
Hangi kasabadasın?In which town are you?