Ana içeriğe geç
Sözlük

kasaba ile cümle

kasaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İşte dünyadaki tüm kasabalarda ve şehirlerde tam olarak olan şey de bu ve kazanıyorlar.This is exactly what's happening in towns and cities all across the world and they're winning.
Benim kasabamda, halk kütüphanesi alet-edevat da ödünç veriyor.In my town the public library system lends out tools.
Delhi'den yaklaşık 5000 mil uzakta Gateshead adlı küçük bir kasaba.Approximately 5,000 miles from Delhi is the little town of Gateshead.
o adamlar kasabadan mıydı ? evet !Are those guys from town?
Kasabada işler nasıl bu aralar Bir yamukluk yok değil mi ?How are things in town these days ? every things are normal ?
Demek kızın ünü doğruymuş ! sanırım kasabadakileri de o susturdu !I guess she also scored off the men in town !
Kasabada benden başka kapkek yapan da yok.There's actually no cupcake producers in this town right now. So I just sell out.
Ueda gerçekten küçük bir kasaba, değil mi?Ueda is really a small town, isn't it?
Japon sahil kasabalarının en büyüğü.It's the largest on the Japan Sea Coast
Bu kasabayı sevmedin mi?You don't like this town?
Kasabaya uğramam gerekti.I happended to be in town
Bu durumda bizim uzak zevk bilmek, eski Serbest kasaba, bizim ortak karar yerinde .--To know our farther pleasure in this case, To old Free-town, our common judgment-place.--
Displant, bir kasaba, bir prens azap ters değil yardımcı değil, hakim daha fazla konuşma.Displant a town, reverse a prince's doom, It helps not, it prevails not,--talk no more.
Diyelim ki bizim kasabada toplam 10 milyon TL tasarruf var.And let's say that is that is $10 million of savings in my village.
Oldukça zengin bir kasabayız yani.I have a fairly wealthy village.
Kasabadaki ilk bankayı kuran benim, onun için en iyi projeleri seçtim. %10 faiz alıyorum.I'm the first bank so I get all of the best investments. So I'm getting 10%.
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreAnd there are really two games in town, according to most people, with regard to postponing aging.
Fikrin ilçe veya kasabada nasıl yürüyebileceğine bakan bilgilendirici bir program başlatıyorlar.They start to run an awareness-raising program looking at how this might actually work in the town.
Ama aslında kasabada bu ekonomik döngüler çok daha etkili bir şekilde başlayabiliyor.But actually within the town you start to create these economic cycles much more effectively.
Kendi gönüllü itfaiye teşkilatı olan her kasaba bu düşünme tarzını anlayabilir.Every town that has a volunteer fire department understands this way of thinking.
Bazı zamanlar ,Toprak tekrar işlemleri sağlayamadığı zaman, tüm kasaba yer değiştiriyordu. -Sometimes, whole towns relocated when soils couldn't sustain repeated cultivation.
Ve hikâyemizi anlattığımız her bir odada, her bir kasabada aynı durum oldu.And it's been the same in every single room, in every town that we've ever told our story.
İngiltere'de 30'dan fazla kasaba şimdi "İnanılmaz Yenilebilir" tabağını çeviriyor.More than 30 towns in England now are spinning the Incredible Edible plate.
Babam New York'un merkezden uzak bir kasabasında bir polis şefiydi.My father was a police chief in a small town in upstate New York.
13 Mayıs'ta, Ōfunato kasabasına yol aldım.On May the 13th, I made my way to the town of Ōfunato.
Tahmin edebileceğiniz gibi, kasaba harap olmuştu.As you can imagine, the town had been devastated.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.At the end of my first week there, I found myself helping out in an evacuation center in the town.
Burası aynı zamanda kasabada fotoğrafları toplayan tahliye merkezlerinden biriydi.This happened to also be a place in the town where the evacuation center was collecting the photos.
Eren bu gidişattan sıkılıyor, kasabanın en büyük üretim kapasitesi bende diyor.And so he says, this is silly. I'm the biggest guy in town.
Kasabanın en zengini benim, ama özkaynak karlılığı yerlerde sürünen de benim.I'm the richest guy in town and I'm making the worst returns on assets.
Bu kasaba çevresinde başını önemsiz Cumartesi gecesi, ya da daha doğrusu Pazar sabahı? "Saturday night, or rather Sunday morning, in peddling his head around this town?"
Ve kendimi Frackville diye bir kasabada buldum.And I ended up in a town called Frackville.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.And so suddenly people are moving from small towns to the cities.
Farklı farklı insanlar onu görmek kasaba grupları.I see him with different people from different groups of the town.
Kasabamı terk edip gidecek param yoktu. ve hapishane tutuklu insanlarda vardı,They just cannot do it, many. Not because it cannot be done, it can be done.
Daha önce kasaba bıraktığı takdirde Bunu yaparak, onu elde etmek için benim haberci geldi.By doing this I generally managed to get him, unless he had left town before my messenger arrived.
Kasabadaki büyük atışa yardım etmek için kim düşündü seni, sor?Who do you think asked the big shots in town for help?
"Jingyang bayır kasabası ""Jingyang Ridge Town"
Bu zengin bir ailedir ! kasabanın Zengini Zhang Baiwan'ın tek çocuğunu kaplan yemiş !Look! That's a rich family. Zhang Baiwan, very rich, his only grand child was eaten by the tiger.
Sen kaplan katilisin, Bu kasabanın Polis şefisin !You're the Tiger Killer, the Assistant Chief Constable of this county.
Birkaç kasaba ileride oturuyorum.Woman:
İşte görkem ve cömertliğini gördüğünüz Bronx kasabası.And behold the glory and bounty that is Bronx County.
Bize bol pantolonlar ve yeni kalp atışları veren kasaba organik olanlara eve dönüşüyor.The borough that gave us baggy pants and funky fresh beats is becoming home to the organic ones.
Eger bir kasabanin disina genis bir otoyol yaparsaniz insanlar oralara tasinacaktir.If you build a wide road out to the outskirts of town, people will move there.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -And they just figure out the population of the town in each of those years.
Kasabanın 2016, 2018 ve 2020'deki nüfusunu tahmin etmek istiyorlar. -The town wants to estimate the population for 2015, 2018, and 2020.
"Kirli İşler" ekibi ve ben Colorado'da küçük bir kasabaya çağırılmıştık.The "Dirty Jobs" crew and I were called to a little town in Colorado, called Craig.
Haydi, bizim kasabaya gecikmeden ulaşmamız gerekiyor.We must reach the town with no delay, come on.
Şimdi kasabamda kendimi ne kadar huzurlu hissettiğimi görüyorum.I see how I felt so peaceful there in my village.
Kasabada General Wen Da ve General Li ChenginThere are lots of guards in town
Ben Limpopo'da büyüdüm, Limpopo ve Mpumalanga sınırında, Motetama adında küçük bir kasabada.So I grew up in Limpopo, on the border of Limpopo and Mpumalanga, a little town called Motetema.
Amerika'da orta karar bir kasabanın orta karar bir lisenin kantinine benziyor.It looks like your average high school cafeteria in your average town in America.
Anneler çocuklarının kutlandığı her yere, her zaman, her şehire, her kasabaya gidiyorlar.Mothers will go where their children are being celebrated, every time, every town, every city.
Ve bunu bu ömrümde yapmak istiyorum, her şehirde, her kasabada.And I want to do this in my lifetime, in every city and in every town.
Yaşadığı kasaba hakkında düşündü.She thought about her town.
Kasabanın içinde bir vermikülit madeni vardı.The town had a vermiculite mine in it.
Muhtemelen Frank Gehry ile aynı kasabadan olduğumu anlayabilirsiniz.You can probably tell Frank Gehry and I come from the same town.
Kasabada Seul'den bir konferans var.A conference is in town from Seoul.
Timbuktu, büyük bir pazar kasabasaydı.Timbuktu was one great big market town.
Kasaba ve köyleriyle birlikte Ekron;Ekron, with its towns and its villages;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod