Daha sonra kasabada peşpeşe cinayetler başlar.En ocasiones empiezan a cometer acciones criminales en la ciudad.
Kasabaya bağlı 19 yayla bulunmaktadır.Es una de las 19 ligas que conforman a dicha provincia.
İlçeleri az nüfuslanmış birer küçük kasaba görünümündedir.Tanto es así que parecere una pequeña provincia dentro de otra.
Kasabanın bir sanayi bölgesi de vardır.La ciudad también tiene una fábrica de tabaco.
Bu isim kasabanın çeşitli dağlar tarafından çevrelenmiş bir vadinin içinde olmasından dolayı verilmiştir.Esto se debe sin duda al hecho de estar situado en un valle rodeado de montañas.
Ordu Guanajuato kasabasına saldırdı.Los exteriores se rodaron en la ciudad de Guanajuato.
Ararat kasaba olarak 1939 yılında kurulmuştur.El pueblo fue elevado a comunidad urbana en 1939.
IV. İvan döneminde, kasabanın sahipliğini kardeşi Yuri üstlenmiştir.Durante el reinado de Iván el Terrible la ciudad pasó a su hermano, Yuri.
Bu eyalette en az 1.000 nüfusu olan yerleşim yerleri kasaba kabul edilmektedir.Otras localidades con menos de 1000 habitantes son:
Kasaya geçtiğinde ise Riley'yi görür.Antes de que él pueda explicarse aparece Riley.
Bu sırada Sam ve Lila, kasabada şerifin evindedirler.Al mismo tiempo, Marshall y Lily están en el apartamento.
2005 yılı itibarıyla, kasabanın nüfusu 1.536 kişiden oluşmaktadır.Solo en 2001, la ciudad se convirtió en el hogar de 1.546 inmigrantes.
Homborsund lighthouse istasyonu ve Nøgne Ø bira fabrikası kasabada bulunmaktadır.La estación del faro Homborsund está ubicada dentro del municipio, al igual que la cervecería Nøgne Ø.
Kasap (2000) adlı film ile çıkış yaptı.Debutó en el cine con Animal Room (1995).
Kasaba nüfusuna yerleşim genellikle buraya yakın yerleşim yerlerinden olmuştur.Evidentemente, en general acudían a la sede más cercana a sus lugares de residencia.
2004'te kasaba statüsü almıştır.Adquirió estatus urbano en 2004.
Edgar ve Ellen'i en çok kasabadan atmak isteyen kişidir.Él es la única persona viva que Edgar y Ellen temen más que el uno al otro.
Üç el ateş edilir.Michael, silahını banka çalışanına doğrultur ve kasayı açmasını söyler.Michael apunta a la empleada del banco y exige que la caja sea abierta.
Almanya'daki bir kasabanın I. Dünya Savaşı'ndan hemen önceki durumunu konu almaktadır.Describe la vida en un pequeño pueblo del norte de Alemania justo antes de la Primera Guerra Mundial.
Özgür bir dünya için direnen kasabalılar.Un manifiesto por una ciudad libre.
Kasa materyali alüminyumdur. iPad 2'de çift-çekirdekli Apple A5 işlemci kullanılmaya başlanmıştır.Se lanza a la venta el iPad 2 de Apple.
Kasaba halkının doğaüstü etkilerden dolayı acı çeken kişiler olduğunu fark eder.Palpa de cerca cómo sufre el pueblo por los efectos de la crisis económica.
Burkittsville, Frederick County, Maryland, Amerika Birleşik Devletleri'nde yer alan bir kasabadır.Burkittsville es un pueblo ubicado en el condado de Frederick en el estado estadounidense de Maryland.
19. yüzyıla kadar bir ticaret kenti olmasına rağmen Örebro, hep küçük bir kasaba olarak kaldı.Hasta mediados del siglo IV a. C., Quersoneso permaneció como una ciudad pequeña.
Voyvodalık, 109 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.Para España, se compone de 109 ciudades. ...
Kasaba, spor kulübü Íþróttabandalag Akraness, kendi futbol takımı için ev sahipliği yapmaktadır.Maxithlon es un juego en línea gratuito en el cual debes administrar tu propio club de atletismo.
2 kart hep boşta kalır Her oyuncu 20 kasa (200 para) borçla oyuna başlar.Juego de cartas para poder jugar solo dos personas, de unos 20€ de precio.
2006 itibarıyla kasabanın nüfusu 3,061'dir.Para 2006 la ciudad tenía una población de 3.061 personas.
Bunun için Kilani Kasabası'na çekildi.Él se dirige a la clínica de Shani para hacerlo.
Nässjö, uzun yıllar boyunca kırsal bir kasaba olarak bilinmekteydi.Mene Grande fue fundado hace varios siglos como una ciudad agrícola.
Ertesi gün Vali, dairesine çekilerek kasaba halkının bir önceki gece olanlar üzerine ayaklanmalarını izler.El Gobernador se retira a su apartamento ya que la ciudad está en los disturbios tras el ataque.
Aslen Niğde'nin Koyunlu kasabasındandır.Orígenes de la oveja paleocanaria de Villaverde.
Merkezi Urakawa kasabasıdır.Es capital del Distrito de Uraca.
Brackley kasabasına en yakın demiryolu istasyonudur.En Lebrija está la estación de trenes más cercana al pueblo.
1879 - Amerikalı James J. Ritty, yazar kasayı geliştirdi.1879: James Ritty inventa la primera caja registradora.
13 Mart 2006 yılında Noba ve Takaono kasabaları İzumi'ye dahil olmuştur.El 31 de marzo de 2006, los pueblos de Kosaza y Uku fueron anexadas a la ciudad de Sasebo.
Ova üzerinde birçok köy ve kasaba bulunmaktadır.En esta península se encuentran varios pueblos y ciudades.
1204 yılında Landshut kasabayı, Dük Ludwig the Kelheimer tarafından kuruldu.En el año 1204, el duque Luis I de Baviera fundó la ciudad de Landshut.
Kasas, kıssalar veya anlatılar anlamındadır.Aquí radica la diferencia con el cuento y el relato.
Vilayetin merkezi Kanchanaburi Town isimli kasabadır.El municipio posee un distrito llamado Cambaratiba.
Voyvodalık, 50 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.El distrito está compuesto por 50 ciudades y municipios.
Kendine özgü bir tonu ve kasa yapısı vardır.Tiene su propia plaza y fuente.
Kasabanın nüfusu 31 Aralık 2017 tarihi itibarıyla 31,038'dir.El 31 de diciembre de 1988 el número era de 173 081.
Sarov (Rusçası: Саро́в) Rusya’da Nijniy Novgorod Oblastında dışarıdan ziyarete kapalı bir kasaba.Sarov (ruso: Саро́в) es una ciudad cerrada en la óblast de Nizhni Nóvgorod, en Rusia.
"Gizli kasadaki Zeki Müren".«El fantástico sale del armario».
Yarı finaller İsveç genelinde kasaba ve şehirlerde yapılır.Las semifinales se celebran en distintas ciudades de Suecia.
Eski Liman: Eski kasaba alanında geleneksel Dhow inşa alanını gören bir yerdedir.Zona Luz: Comprende el casco antiguo del centro histórico de la ciudad.
İspanyol kolonize döneminde Guatemala şehri küçük bir kasaba idi.Durante la colonia española (Indias Orientales Españolas) fue una pequeña villa de pescadores.
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.Con un estilo ambiental, bastante atmosférico “Pueblo” recrea distintos estados de calma.
Kasabada ortalama ev girdisi ev başına 45,761 Dolardır.La renta per cápita de la localidad era de $35,761.
Öğrenciler Taşımacıklıkla Döngele Kasabasına giderek eğitimini orada almaktadır.Los estudiantes van de ciudad en ciudad intercambiando ideas.
Filmin konusu, 1953 yılında İngiltere'nin küçük bir kasabasında geçer.La película se ambienta en una pequeña ciudad de Illinois en el año 1957.
Challis kasabadaki bir markete içki almaya gider.Borel aprovecha para ir a beber a un bar.
Woodbury kasabası gece eğlencelerine hazırlanmaktadır.Al día siguiente, el pequeño pueblo de Haddonfield se prepara a recibir la noche de Halloween.
Kasap filmi Avustralya'da mali ve eleştirel açıdan başarılı oldu.El cine de Australia ha alcanzado éxito comercial y crítico.
Kasabanın saygın büyücüsüdür.La Bruja Buena del Norte.
Noelde Keely, Pickford kasabasındaki noel ağacının tepesine bir yıldız koydu.Durante un Natale, Keely ha messo la stella sull'albero di Natale della città di Pickford.
Bir kasaba veya şehrin seçilmiş en yüksek yetkilisi genelde belediye başkanı (mayor)'dır.La più alta autorità, sia di una town che di una city è, in genere, il sindaco.
70 yaşına girdikten sonra, Ålenius Helsingborg kasabasına taşındı.Dopo aver compiuto i 70 anni si trasferì nella città di Helsingborg.
Doğal felaketler de hayalet kasaba oluşumunda etkilidir.Anche disastri naturali possono creare città fantasma.