Ana içeriğe geç
Sözlük

kasa ile cümle

kasa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece Beziers kasabasında 15.000 kadın erkek ve çocuk katledildi.Quelque 544 femmes et enfants boers y trouveront la mort.
İran neredeyse bütün kasaba ve şehirleri birbirine bağlayan yaygın bir yol ağına sahiptir.L'Iran a un vaste réseau routier goudronné reliant la plupart de ses villages et toutes ses villes.
Bu ölü kasabada gençler için bir gelecek yoktur.Il n'y a pas de monument aux morts dans la commune.
Dizi, tipik bir Amerikan kasabasında yaşayan bir ailenin ve aile üyelerinin yaşamı üzerine kurulmuştur.La série se centre sur une famille et sa vie dans une ville américaine typique.
Memur Barbrady: Kasabanın tek polis memurudur.Jusqu'à la saison sept, l'officier Barbrady est le seul policier de la ville.
Henry Townshend, Ashfield kasabası'nın güneyinde 302 numaralı orta büyüklükte bir apartman dairesine taşındı.Il y a deux ans, Henry Townshend emménageait au 302 South Ashfield Heights, immeuble collectif de Ashfield.
Arabalarına binerek kasabadan uzaklaşırlar.Ils quittent la ville en voiture.
Hannoversch Münden'nin küçük bir kasabasında doğdu ve babası öldükten sonra Nagold'dan taşındı.Elle naît dans la petite ville de Hannoversch Münden, puis s'installe à Nagold après la mort de ses parents.
Kasaba sanki büyük bir sırrı saklamak uğruna bütün haritalardan silinmiş gibidir.Tout porte à croire que le village a été gommé des cartes, comme si l'on avait cherché à préserver un secret.
Bölgeye bağlı 40 kasaba vardır.La région compte 40 communes.
Kasabanın kuruluşu Cumhuriyetle başlar.Le siège de la ville commence.
Daha sonra kasabada peşpeşe cinayetler başlar.C'est alors que débute une course poursuite dans la ville.
Kasaba, 3 Mayıs 1945'te mücadele olmadan teslim oldu.La ville a été livrée aux Américains sans combat le 3 mai 1945.
Sovyet kuvvetleri kasabaya çekilmişlerdir.Soviet troops are landing in your hometown.
Adam Mitchell, Nathan Hayes ve diğer polis ortakları kasabada polistirler.Adam Mitchell, Nathan Hayes et leurs collègues sont des policiers confiants et concentrés.
Kasabada kimse ona yardım etmeye yanaşmaz, tamamen yalnız kalmıştır.Une fois rendu sur place, il se trouve tout seul et personne ne lui vient en aide.
Kasabadaki çocukların bayıldığı Terrance and Philip Show adlı bir dizileri vardır.Les enfants de South Park aiment regarder un cartoon appelé Le Terrance et Philip Show.
İlçenin merkezi Carrollton kasabasıdır.La cité est située dans le district de Carrollton.
Rayon, 1 kasaba ve 39 köye sahiptir.Le rayon possède une ville et 34 villages.
Kasaba, I. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan ekonomik krizden etkilenmiştir.La ville subit de plein fouet la crise économique que connaît la Pologne après la Première Guerre mondiale.
Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını bu kasabada geçirdi.Elle passe les premières années de son enfance dans cette ville.
Bavula Big Smoke'un kasasındaki bütün paraları doldurmasını söyledi.Gorske a de plus conservé précieusement tous les tickets de caisse de ses Big Mac dans une boite.
"Tomsk çok sıkıcı bir kasaba.Yaoundé est une ville verdoyante.
Gödöllő (Macarca söyleyişi: ) (Almanca: Getterle, Slovakça: Jedľovo) Macaristan'ın Pest ilçesinde bir kasaba.Gödöllő (, en slovaque : Jedľovo, en allemand : Getterle) est une ville du comitat de Pest, en Hongrie.
Ama kasası yeniden tasarlanmıştı.La Caisse d'escompte est réorganisée.
Yengeç Restoran: Bikini kasabasındaki bir fast food restoranıdır.Le Crabe Croustillant est un restaurant très réputé dans la ville de Bikini Bottom.
Kasaba 2011 Libya iç savaşı sırasında bir takım çatışmalara sahne olmuştur.Elle est le théâtre d'affrontements pendant la guerre libyenne de 2011.
Japonya'nın kasabaları (町 chō veya machi), Japonya'nın yerel idari bölümlerinden biridir.Un bourg (町?, machi ou -chō) est l'un des quatre types de municipalités au Japon.
Kıyılarında Kotzebue, Kiwalik ve Deering kasabaları yer alır.Les villes de Kotzebue, Kiwalik et Deering sont situées sur ses côtes.
Burada kasabanın lideri olan Vali ile tanışırlar.Ce dernier deviendra gouverneur de la ville.
Sinan (Kıvanç Kasabalı) Irmak'ın gizli ajanı.Sinan (Kıvanç Kasabalı) Détective privé de Irmak.
Berbat bir kasaba için herşeyi yapmaya hazırdır.Il est prêt à tout pour préserver la cité.
Cargill, Springfield sakinlerine kasabanın yokedileceğini duyurur.Mansfeld décide d'affamer la ville.
Komşu kasabalardan birinden yoksul bir melez kız olan Juana de Léon ile evlendi.Favez épouse Juana de Léon, une jeune femme métisse pauvre d'une ville voisine.
Tōkai, 1 Nisan 1969 tarihinde Yokosuka ve Ueno kasabalarının birleştirilmesiyle kurulmuştur.Elle a été fondée le 1er avril 1969 par la fusion des bourgs de Yokosuka et Ueno.
Kasaba Türkmen nüfusa sahip olmasına rağmen kozmopolit bir yapı da sergilemektedir.Si le tourisme contribue à vitaliser l'économie de la ville, Pons est également une cité commerçante.
Şehir 1 Mart 2004 tarihinde Awara ve Kanazu kasabalarının birleştirilmesiyle kurulmuştur.Awara a été fondée le 1er mars 2004, à partir de la fusion des villes d'Awara et Kanazu.
Kasabanın bir sanayi bölgesi de vardır.La ville est aussi dotée d'un parc industriel.
Kasaba halkı bunu protesto etmek için sokaklara dökülmüştür.Ceux-ci descendent dans les rues pour manifester leur joie,.
Gelişmiş bir kasaba görünümündedir.C'est une ville dynamique en plein essor.
Riseborough İngiltere'nin Wallsend bölgesinde doğup, Whitley Bay kasabasında büyüdü.Andrea Louise Riseborough est née à Wallsend, et a grandi à Whitley Bay, en Angleterre.
O kasabaya yakın bir yerde yerleşmişti.Il est situé à proximité de cette ville.
Kasaba bugün adını muhafaza etmektedir.La place municipale porte aujourd'hui son nom.
Ash, kasaya gider ve para alır.Bart déverrouille le coffre, lui donne l'argent et elle s'en va.
Çok sayıda küçük kasaba ve köylerle çevrilir.Beaucoup s'installent dans les petites villes et villages alentour.
Köprü, kasaba çevresindeki tarım hizmetleri için bir merkez haline geldi.La ville joue le rôle de centre de services pour la zone agricole qui l’entoure.
Kasai'de Japonya'nın ulusal hazinelerinden biri olan Ichijō-ji pagodası bulunmaktadır.Ce shintai de Kashima est l'un des trésors nationaux du Japon.
Kasai'nin akarsu kolları arasında: Fimi, Kwango ve Sankuru nehirleri bulunur.Au nombre des affluents du Kasaï figurent les rivières Fimi, Kwilu, et Sankuru.
İki kasabada da ayrı ayrı beş hane bulunur.Il y a cinq espèces dans deux genres.
Bu arada, Kate New Mexico'da kasabanın bomboş olduğunu görür.Au nouveau Mexique, Kate retrouve la ville de Truth or Conséquences vide.
Kasaba bir balıkçı köyü olarak 17. yüzyılın ortalarında oluşmaya başlamıştır.La ville a commencé à se développer au XIXe siècle comme village de pêcheurs.
Voyvodalık, 85 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.La voïvodie comprend 85 villes.
Türk kaynakları ise Manisa kasabasında 4.355 kişinin öldüğünü iddia ediyor.Les autorités turques affirment que 4 355 personnes sont mortes lors de cet évènement.
Tiverton, İngiltere'de Devon bölgesinde yer alan bir kasabadır.Tiverton est une ville du Devon, en Angleterre.
Orta Çağ'da Rochdale küçük bir kasaba idi.Steenwijk était au Moyen Âge une cité libre.
Roma İmparatorluğu zamanında ise kasabanın kuzeyinde bir sınır kampı kurulmuştu.Au temps de l'occupation romaine, un camp était établi sur le territoire de la Commune.
Pencikent, Farsça 5 kasaba anlamına gelmektedir.Le powiat de Skarżysko-Kamienna comprend 5 communes.
Aniden ortaya çıkan bilinmeyen bir güç tarafından kasaba yok olmaya başlamaktadır.Le palais est soudain détruit par une force inconnue.
Kasabadan Weser nehri geçmektedir.La rivière Weser traverse la ville.
1315 yılında kasaba haklarını almıştır.La ville reçoit ses droits communaux en 1355.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod