kasa ile cümle
kasa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu kasabayı sevmedin mi?You don't like this town?
Kasabaya uğramam gerekti.I happended to be in town
Bu durumda bizim uzak zevk bilmek, eski Serbest kasaba, bizim ortak karar yerinde .--To know our farther pleasure in this case, To old Free-town, our common judgment-place.--
Displant, bir kasaba, bir prens azap ters değil yardımcı değil, hakim daha fazla konuşma.Displant a town, reverse a prince's doom, It helps not, it prevails not,--talk no more.
Kasa üst ulaşmak için bir adım merdivenA step ladder to reach the top of the enclosure
Bahisler ortaya ! tamam... 3 , 6'tılı. kasa kazanır! neyse ki oynamadım !Place your bet! Hold it... three sixes.
Bayanlar, Bayanlar, sakinleşin, bir kaşal alın!Ladies, Ladies, calm down, Have a Spork!
Aslında büyük bir para kasası gibi gözüküyor, değil mi?So I use it essentially just to build a big vault, right?
Çok şık, havalı, ve aynı zamanda sağlam, kasa gibi bir bina yaptırıyorum.So this is my equity, right, and I use it to build a vault-- a big, nice, fancy looking building.
Diyelim ki bizim kasabada toplam 10 milyon TL tasarruf var.And let's say that is that is $10 million of savings in my village.
Oldukça zengin bir kasabayız yani.I have a fairly wealthy village.
Kasabadaki ilk bankayı kuran benim, onun için en iyi projeleri seçtim. %10 faiz alıyorum.I'm the first bank so I get all of the best investments. So I'm getting 10%.
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreAnd there are really two games in town, according to most people, with regard to postponing aging.
Fikrin ilçe veya kasabada nasıl yürüyebileceğine bakan bilgilendirici bir program başlatıyorlar.They start to run an awareness-raising program looking at how this might actually work in the town.
Ama aslında kasabada bu ekonomik döngüler çok daha etkili bir şekilde başlayabiliyor.But actually within the town you start to create these economic cycles much more effectively.
Kendi gönüllü itfaiye teşkilatı olan her kasaba bu düşünme tarzını anlayabilir.Every town that has a volunteer fire department understands this way of thinking.
Yanaklarınızdaki kasları bilinçli olarak kasabilirsiniz.You can consciously contract the muscles in your cheeks.
Siz bunu düşünürken Şunu merak etmelisiniz; bankalar kasalarında sizin için ne saklıyor?And as you think about that, you've got to wonder: so what do banks have in store for you now?
Bazı zamanlar ,Toprak tekrar işlemleri sağlayamadığı zaman, tüm kasaba yer değiştiriyordu. -Sometimes, whole towns relocated when soils couldn't sustain repeated cultivation.
Ve hikâyemizi anlattığımız her bir odada, her bir kasabada aynı durum oldu.And it's been the same in every single room, in every town that we've ever told our story.
İngiltere'de 30'dan fazla kasaba şimdi "İnanılmaz Yenilebilir" tabağını çeviriyor.More than 30 towns in England now are spinning the Incredible Edible plate.
Babam New York'un merkezden uzak bir kasabasında bir polis şefiydi.My father was a police chief in a small town in upstate New York.
13 Mayıs'ta, Ōfunato kasabasına yol aldım.On May the 13th, I made my way to the town of Ōfunato.
Tahmin edebileceğiniz gibi, kasaba harap olmuştu.As you can imagine, the town had been devastated.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.At the end of my first week there, I found myself helping out in an evacuation center in the town.
Burası aynı zamanda kasabada fotoğrafları toplayan tahliye merkezlerinden biriydi.This happened to also be a place in the town where the evacuation center was collecting the photos.
Eren bu gidişattan sıkılıyor, kasabanın en büyük üretim kapasitesi bende diyor.And so he says, this is silly. I'm the biggest guy in town.
Kasabanın en zengini benim, ama özkaynak karlılığı yerlerde sürünen de benim.I'm the richest guy in town and I'm making the worst returns on assets.
Bu kasaba çevresinde başını önemsiz Cumartesi gecesi, ya da daha doğrusu Pazar sabahı? "Saturday night, or rather Sunday morning, in peddling his head around this town?"
Ve kendimi Frackville diye bir kasabada buldum.And I ended up in a town called Frackville.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.I got out of the car, and I stood up, and it was a coal-mining town.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.And so suddenly people are moving from small towns to the cities.
Farklı farklı insanlar onu görmek kasaba grupları.I see him with different people from different groups of the town.
Kasabamı terk edip gidecek param yoktu. ve hapishane tutuklu insanlarda vardı,They just cannot do it, many. Not because it cannot be done, it can be done.
Daha önce kasaba bıraktığı takdirde Bunu yaparak, onu elde etmek için benim haberci geldi.By doing this I generally managed to get him, unless he had left town before my messenger arrived.
Kasabadaki büyük atışa yardım etmek için kim düşündü seni, sor?Who do you think asked the big shots in town for help?
Kasap dükkanındaki işime geri döneceğim.I'll go back to working at the butcher's shop.
- Bu son kasa mı?This is all of it, right? Yes.
Yani, tümörlerin çizgili kasa gitmemelerini açıklayabilecek bir çok sebep var.I mean, there are so many possibilities for why tumors don't go to skeletal muscle.
"Jingyang bayır kasabası ""Jingyang Ridge Town"
Bu zengin bir ailedir ! kasabanın Zengini Zhang Baiwan'ın tek çocuğunu kaplan yemiş !Look! That's a rich family. Zhang Baiwan, very rich, his only grand child was eaten by the tiger.
Sen kaplan katilisin, Bu kasabanın Polis şefisin !You're the Tiger Killer, the Assistant Chief Constable of this county.
Birkaç kasaba ileride oturuyorum.Woman:
İşte görkem ve cömertliğini gördüğünüz Bronx kasabası.And behold the glory and bounty that is Bronx County.
Bize bol pantolonlar ve yeni kalp atışları veren kasaba organik olanlara eve dönüşüyor.The borough that gave us baggy pants and funky fresh beats is becoming home to the organic ones.
Anlarsınız ya, Büyük savaş başladığında, çoğu insan yeraltı kasalarında güvendeydi.You see, when The Great War started, many people found safety in underground vaults.
Ama Kasa Sakinlerinin bilmediği şey, kasaların birilerini kurtarmak için yapılmadığıydı.But, unknown to the vault dwellers, the vaults were never actually meant to save anyone at all.
Örneğin Kasa 21, tamamı kompülsif kumarbazlarla doluydu.Vault 21, for instance, was filled with nothing but compulsive gamblers.
Ya da Kasa 69.Or Vault 69.
Ve Twig'in Kasası. Kasa 10.And then there was Twig's vault.
Nuka Cola'nın sponsor olduğu kasa,Vault 10.
Kasa 10'un tüm sakinleri şişmanladı.All of the occupants of Vault 10 became overweight.
Obezite Kasa 10'un sosyal normu haline geldi. Her nesilde çap genişledi.Obesity became the social norm for Vault 10, as the average girth increased with every generation.
Eger bir kasabanin disina genis bir otoyol yaparsaniz insanlar oralara tasinacaktir.If you build a wide road out to the outskirts of town, people will move there.
Kasadaki adam da şöyle demiş "Biliyorum hanımefendi.And the guy behind the counter said, "I know, lady.
Gövde yekpare dokulu metal bir kasadan oluşup, elinize çok sağlam oturacaktır.The body will be crafted from a single piece of textured metal, making it really solid in your hand.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -And they just figure out the population of the town in each of those years.
Kasabanın 2016, 2018 ve 2020'deki nüfusunu tahmin etmek istiyorlar. -The town wants to estimate the population for 2015, 2018, and 2020.
"Kirli İşler" ekibi ve ben Colorado'da küçük bir kasabaya çağırılmıştık.The "Dirty Jobs" crew and I were called to a little town in Colorado, called Craig.
Bu ,başka ülkelerin zenginliklerini almaya ve Fransa'nın kasasını doldurmaya yardımcı olacaktı.They might be able to plunder the wealth of other countries to help to build France's coffer.