kasıt ile cümle

kasıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu ölümün kaza sonucu mu yoksa kasıt sonucu mu olduğu tartışılmaktadır.Altså spørgsmålet, om handlingen har forårsaget skaden.
Tamamiyle hasar kelimesinden kasıt araç hiçbir zaman Lamborghini veya MTIye geri gönderilmemiştir.De ødelagte restene ble aldri returnert til Lamborghini eller MTI.
Risk aynı zamanda belirsizlikle kasıtlı etkileşim olarak da tanımlanabilir.Dette indikerer at prosessering også kan skje på et ubevisst nivå.
"Allah akılla bilinir" sözünden kasıt, cüz'i akılla değil kudsî akılla bilinir demektir.Dengan demikian penerimaan ajarannya hampir-hampir hanya berdasarkan kepercayaan belaka, bukan pemikiran.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Trepanasi, praktik pengeboran lubang pada tengkorak yang disengaja, dipraktikkan seawal sampai 7000 SM.
Vikipedi'de vandalizm, bir projeye kasıtlı olarak zarar verme eylemidir.Di Wikipedia, vandalisme adalah tindakan menyunting proyek secara jahat dan mengganggu.
Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.Informasi yang menjebak di antara benar atau salah, fakta atau bukan dan cara menyikapinya.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.Tại châu Âu, bỏng do cố ý xảy ra phổ biến nhất ở nam giới tuổi trung niên.
Böyle bir yanlılık, katılımcılar tarafından ya kasıtlı olarak ya da tamamen bilinçsizce yapılmış olabilir.Những lỗi này có thể là ngẫu nhiên hay cố ý, gây ra.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Nhưng Thapki cố tình lảng tránh.
Burada alandan kasıt, bir çemberin çevrelediği noktaların kümesi olmasıdır.Điều này đúng bởi vì đường chéo là các dây vuông góc của một vòng tròn.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.ブリックがわざと隠したのだ。
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.これは相手を油断させるために意図的に遅延行軍したものと思われる。
Kasitler Mezopotamya'ya yerleşti.パパゴスはメツォボへ急行した。
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.在欧洲,故意灼伤最容易发生在中年男性中。
Kota etmelerden kasıt hemen teslimatta gerçekten işlem gören ürünler için bölgesel ücretlerdir.蔣認為農村安定靠地主,故不惜代價扶助地主恢復其威權,對地方鄉紳,尤視為反共支柱。
Bu romanda Puzo, Salvatore Giuliano'nun soyadını kasıtlı olarak "Guiliano" diye yazmaktadır.這本小說中,薩爾瓦托雷·朱利亞諾(英语:Salvatore Giuliano)(Salvatore Giuliano)名字的拼寫被普佐故意改為「Guiliano」。
Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok.如果他们想发起对我的刑事指控,我不会害怕。
Kimi akademik alanlarda toplumsallaşma, bireyin kasıtlı biçimlendirilmesi anlamına gelir.일부 학문 분야에서 사회화는 개인의 고의적인 형성을 의미한다.
Organize olmaktan kasıt, tek bir harekettir.우리의 임무는 행동하는 것이며, 조직은 하나의 수단이다.
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.미인이 은재를 괴롭히기 위해 의도적으로 쫓아내며 극에서 하차하였다.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır."אמיס הזיק לעצמו בכוונה...
Yoksa elektrik bu iş için kasıtlı mı kesilmiştir?האם אתה מתכוון להצביע בעד מלחמה או לא?
Fakat bunun kasıtlı olmadığını, albümün hazırlık sürecinde kendiliğinden geliştiğini ifade etti.במקרה זה לא יכולה הוכחת טעות הסופר לצמוח מתוך השטר עצמו.
ABD'de, kasıtlı telif hakkı ihlalinde her hak ihlali başına en fazla 150.000 $ para cezası uygulanabilir.בארצות הברית, הפרת זכויות יוצרים שנעשתה ביודעין נושאת עונש מרבי של 150,000 דולרים לכל מקרה.
Yapıt (Eser): İnsan tarafından kasıtlı olarak yapılan bir eylemin mevcut olduğunu belirtir.התאבדות: מוות הנובע מפעולה מכוונת של האדם להמתת עצמו.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.В Европа умишлените изгаряния са най-обичайни при мъжете на средна възраст.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Трепанация – съзнателно пробиване на дупки в черепа се е практикувало още през 7000 г. пр.
Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.Дезинформация е грешна или неточна информация, която е разпространена умишлено.
Böyle bir yanlılık, katılımcılar tarafından ya kasıtlı olarak ya da tamamen bilinçsizce yapılmış olabilir.No, sudac može i previdjeti prekršaj, bilo namjerno ili slučajno.
Kasitler Mezopotamya'ya yerleşti.Gudea vlada u Mezopotamiji.
Daha sonra kasıtlı olarak kin duyduğu Holloway'ın içtiği içkisinin içine bu sıvıdan damlatır.Nakon toga stavlja jednu kap u alkoholno piće koje daje Hollowayu.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Loki prehlásil, nech si ho teda chytí.
Bu ölümün kaza sonucu mu yoksa kasıt sonucu mu olduğu tartışılmaktadır.Vedú sa spory o tom, či išlo o postupný proces alebo o šťastnú udalosť.
Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi.Piroman ni naključni, pač pa namerni, zavestni in večkratni požigalec.
Kasıtlı bir şekilde devrim propaganda filmi olarak çekilmiştir.Literatūros tikslu laikė revoliucinę kovą.
Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.Tyčios formos – tiesioginė ir netiesioginė tyčia.
Zaman zaman gıdalara kasıtlı olarak eklenmekle birlikte genellikle hoş olmayan bir lezzet olarak kabul edilir.Kartais naudojami ir siekiant užslėpti nepageidaujamas savybes, suteikti tam tikrą skonį.
Organize olmaktan kasıt, tek bir harekettir.Planavimas nėra vienkartinis veiksmas.
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.Kui selline löök siiski osutub surmavaks, siis on toime pandud tapmine kaudse tahtlusega.
Kasıtlı muğlaklık: Genellemeler kasıtlı olarak muğlaktır ki, hedef kitle kendi yorumlarını katabilsin.Järelikult tuleks rikkujat karistada selle eest, et ta on tahtlikult ignoreerinud mind kui omaette eesmärki.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Aber das ist nicht Apahtie; das ist vorsätzliches Ausschließen.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to není lhostejnost, to je záměrné vyloučení.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie je apatia; to je úmyselné vylúčenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie jest obojętność, to celowe wykluczenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.A to ni apatija; to je namerno izključevanje.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Csakhogy ez nem közöny; ez a szándékos kirekesztés.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Dar asta nu e apatie. E excludere intenționată.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.하지만 그건 무관심이 아니라 의도적인 배재일 뿐입니다.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Maar dat is geen apathie, dat is expres buitensluiten.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mais ce n'est pas l'apathie; c'est une exclusion volontaire.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ma questa non è apatia; è esclusione intenzionale.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mas isso não é apatia, é exclusão intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Men det rör sig inte om apati det är ett medvetet uteslutande.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Namun hal itu bukan ketidakpedulian; namun pengecualian yang disengaja.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Nhưng đó không phải là sự lãnh đạm; đó là sự ngăn chặn có chủ tâm.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Pero eso no es apatía; eso es exclusión intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Αλλά αυτό δεν είναι απάθεια, αυτό είναι ηθελημένος αποκλεισμός.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Але це не апатія, це продумане виключення.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Но това не е апатия; това е умишлено изключване.

İlgili Sayfalar