kasıt ile cümle

kasıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Polis ve itfaiye olaylara kasıtlı olarak müdahale etmedi.Une ambulance et les pompiers étaient prêts à intervenir...
Kısacası, veri bütünlüğü bilgilere kasıtsız değişiklikleri önlemektir.Además, la información de contexto necesita protegerse contra malos usos.
Her şey KASITLIDIR."Todo con resultado discreto.”
Anlatımdaki ve sayısal verilerdeki kasıtlı abartısıyla ünlüdür.Es famoso por sus deliberadas exageraciones, tanto narrativas como numéricas.
Blythe ölümle sonuçlanan kasıtlı adam yaralamaktan, beş ile on yıl arasında hapis yatabilirdi.Cometer cualquier crimen con un balisong está penado con entre 1 a 10 años de prisión.
Kasıtlı bir şekilde devrim propaganda filmi olarak çekilmiştir.Se ha descrito como una revolución la pornografía en Internet.
Kasıtlı faullerde iki serbest atış hakkı verilir.Por cada falta fuera del arco se darán dos tiros libres.
Daha sonra kasıtlı olarak kin duyduğu Holloway'ın içtiği içkisinin içine bu sıvıdan damlatır.Intencionalmente infecta a Holloway dándole a beber disimuladamente la sustancia.
Böyle bir yanlılık, katılımcılar tarafından ya kasıtlı olarak ya da tamamen bilinçsizce yapılmış olabilir.Un tale tipo di pregiudizio da parte dei partecipanti potrebbe essere deliberato o completamente inconscio.
Yoksa elektrik bu iş için kasıtlı mı kesilmiştir?L'auto elettrica conviene o no?
Fakat bunun kasıtlı olmadığını, albümün hazırlık sürecinde kendiliğinden geliştiğini ifade etti.Однако, по её словам, это было непреднамеренно и произошло в процессе разработки альбома.
Halk arasında yayılan bir kısmı kasıtlı söylentiler de etkili olmuştu.Приходило очень много народу и привозили и больных».
Başka bir anlatımla bu düğüm kullanılmışsa kasıtlı bir kandırılmanın sőz konusu olma ihtimali çok yüksektir.Если вы нашли что-то дешевле, то это с большой долей вероятности подделка.
İsrail polisinin soruşturmalarından sonra bu atışın kasıtlı olduğu kanısına varıldı.Этот пистолет, найденный полицией, оказался игрушечным.
Sahabi kavli ile kasıt sahabilerin fetva ve sözleridir.Однако слова 友 (томо) и 友達 (томодати) означают и друг, и друзья.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Лопес бросился его добивать.
Dimitrije Tucović, katliamlar üzerine "Biz Sırplar, tüm bir ulusu kasıtlı bir şekilde öldürmeye çalıştık.قال Dimitrije Tucović معلقاً عل تلك المجازر : نحن ( الصرب) عملنا عل قتل جميع الأقوام بشكل متعمد.
Buradaki kasıt Allah'a ve onun resulü Muhammed'e itaat etmektir.على سنة الله ورسوله".
Dolandırıcılık, en genel anlamıyla aldatma amacı ile yapılan kasıtlı eylemdir.القصد أمر بالغ الأهمية فيما يتعلق بالخداع.
Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi.A piromania é definida como o comportamento repetitivo de atear fogo de forma proposital e intencional.
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.Por exemplo, cometer intencionalmente um homicídio seria considerado assassinato.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.Na Europa, as queimaduras intencionais ocorrem de forma mais comum entre homens de meia idade.
Kısacası, veri bütünlüğü bilgilere kasıtsız değişiklikleri önlemektir.Em suma, a integridade dos dados visa evitar involuntárias mudanças na informação.
Arka plan ve kasıt bir kişiyi şeytani skalaya yerleştirmede göz önüne alınır.Contexto histórico e premeditação são considerados ao classificar uma pessoa no índice da maldade.
Burijas: İran Kasitleri'nin savaş tanrısı.O deus da guerra da cultura afro-brasileira, Senhor do ferro.
Filisid, ebeveynin kasıtlı olarak kendi çocuğunu öldürmesini ifade eden bir terimdir.Filicídio é o ato deliberado de uma mãe ou pai a matar o seu próprio filho ou filha.
Filisid, ebeveynin kasıtlı olarak kendi çocuğunu öldürmesini ifade eden bir terimdir.Filicide is het opzettelijk doden van een eigen kind door een van de ouders .
Diğerleri ise bunun Beria tarafından kasıtlı düzenlendiği tarafındaydı.Sommige waren opzettelijk bedoeld door Gehn.
Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok.Als ik schuldig bevonden word, zal ik niet in hoger beroep gaan.
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.De tevredenheid wordt zelfs veroordeeld als misdrijf…
Bu kasıtlı yangın planı yapılırken başka bir yerde gerçek bir yangın çıkar.Pas bij een ernstige brand ging men ook in een andere buurt blussen.
Nazilerin kasıtlı olarak esirlerin mevcut barınaklardan yararlanmalarına izin vermediği durumlar da vardı.Miały miejsce wypadki, gdy Niemcy rozmyślnie nie pozwalali jeńcom skorzystać z dostępnego schronienia.
Bedenlerine kasıtlı olarak işkence yapmaya başlamışlardır.Swoim ofiarom zadawał wyszukane tortury.
Tarımdan kasıt öncelik olarak çay üretimidir.Region słynny przede wszystkim z produkcji czarnej herbaty.
Kazanın görüntülerine göre yaşanan temas Massa'nın hatasıydı ancak kasıtlı değildi.Är det meningsfullt att hävda att Big Bang har ägt rum om det inte upplevdes av någon?
Kasitler Mezopotamya'ya yerleşti.Får tämjs i Mesopotamien.
Yani bir kasıt falan değil" sözleriyle eleştirmiştir.Har du inte kort sagt sölat ner dig med all tänkbar vanära?”
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.В Європі опіки, завдані навмисно, трапляються здебільшого у чоловіків середнього віку.
Zaman zaman gıdalara kasıtlı olarak eklenmekle birlikte genellikle hoş olmayan bir lezzet olarak kabul edilir.Вовнянку іноді помилково приймають за рижика смачного.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Трепанацію, навмисне свердління отворів у черепі, практикували ще 7-му тисячолітті до н. е..
Kasitler Mezopotamya'ya yerleşti.Коробов наздогнав Пономарьова.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Локі з готовністю погодився.
Tom bu hatayı kasıtlı olarak yaptı.Том зробив цю помилку навмисне.
Filisid, ebeveynin kasıtlı olarak kendi çocuğunu öldürmesini ifade eden bir terimdir.Filicida či filicidia je úmyslný čin rodiče zabíjení svého vlastního dítě.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.V Evropě se záměrně způsobené popáleniny vyskytují převážně u mužů středního věku.
Trepanasyon, kafatası içinde kasıtlı delik açma, milâttan önce 7,000 yılında uygulanmıştır.Trepanace, záměrné vyvrtávání otvorů do lebky, byla prováděna již od roku 7000 před Kristem.
Diğerleri ise bunun Beria tarafından kasıtlı düzenlendiği tarafındaydı.Podle strýce to bylo uděláno schválně.
Yani bir kasıt falan değil" sözleriyle eleştirmiştir."Já kus masa nejsem," dodala odhodlaně.
Burada ”Resim”den kasıt, nedeni araştırılmaz, açık ve kesin olan belirli görüşlerin bir araya gelmesidir.Explikace je výklad závěrů, který musí být jednoznačný, jasný a ucelený.
Hatta kazayla veya kasıtlı olarak değiştirebilirler veya silebilirler.Spatřil je vyčerpány nebo snad poraženy.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.În Europa, arsurile deliberate se înregistrează cel mai frecvent în rândul bărbaților de vârstă mijlocie.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.Európában a szándékosan okozott égési sérülések leggyakrabban a középkorú férfiak körében fordulnak elő.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Loki azonban saját elhatározásából a mélységbe zuhan.
Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok.Bármely elem hiányzik, nem beszélhetünk bűncselekményről.
Açık ki "kasıtlılığın" ve "toplumculuğun" dereceleri olabiliyor."Complicated" arról szól, hogy az emberek lehetnek hamisak.
Fakat Atina ve Sparta'ya kasıtlı olarak elçi gönderilmedi.Ateenaan ja Spartaan ei ollut lähetetty ketään.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.Στην Ευρώπη, τα εκ προθέσεως εγκαύματα συμβαίνουν συχνότερα σε άνδρες μέσης ηλικίας.
Organize olmaktan kasıt, tek bir harekettir.Η κίνησή του είναι μονόδρομος.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.O Conze το βρήκε ερειπωμένο.
Loki kendini kasıtlı olarak yakalatmıştır.Carey gik målbevidst til angreb på deres opfattelse.

İlgili Sayfalar