Ana içeriğe geç
Sözlük

karma ile cümle

karma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Karmaşık Düşünce Derneği 'ni kurdu.Hij is in staat de kern van ingewikkelde denkprocessen bloot te leggen.
Muhacirliğin oldukça karmaşık bir tarihi vardır.Dit Nederlandse merk heeft een vrij ingewikkelde geschiedenis.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.De stad raakte hierop in de vergetelheid.
Doğumu ve ölümü ile ilgili tarihlerde de karmaşıklar vardır.Zo is er ook onenigheid over de precieze jaartallen van zijn geboorte en overlijden.
Bu çok karmaşıktır, fakat bir o kadar da rahattır.Dat klinkt ingewikkeld, maar het valt mee.
Sagittarius A veya Sgr A, Samanyolu Galaksisi'nin merkezinde bulunan karmaşık bir astronomik radyo kaynağıdır.Sagittarius A (Sgr A) is een compacte bron van radiostraling in het centrum van ons melkwegstelsel.
Führerbunker karmaşık halde iken, kadınlar da Goebbels'in çocuklarına baktılar.Tijdens hun verblijf in het complex zorgden ze ook voor de kinderen van Joseph Goebbels.
Bir sıralama algoritmasının istenen karmaşıklığı O(n)'dir.De complexiteit van het algoritme is O( N {\displaystyle {\sqrt {N}}} ).
Araç, Almanya'da Osnabrück'teki Karmann fabrikasında üretilmiştir.Karmann was een Duitse carrosseriebouwer gevestigd in Osnabrück.
Buna ek olarak, daha karmaşık olan OSPF protokolü bu sorunu çözmektedir.Een aanvullend protocol vult dat hiaat.
(Diğer şekillerdeki hücreler çok daha karmaşık denklemler gerektirir.)(Deze beitels zijn alleen geschikt voor zeer zachte formaties.)
Genelde karmaşık geometrik şekillerden oluşur.Vaak is de eindvorm een complexe structuur met een welgedefinieerde geometrische vorm.
Olasılık yoğunluk fonksiyonları tıpatıp olasılık olmadıkları için bu şeklin ispatı biraz daha karmaşıktır.Bij onzekere, suggestibele mensen zal het effect nog groter zijn.
Podestanın soruşturması karmaşık bir sonuca varmıştır.De verkiezing van de doge was een complexe procedure.
Lohan'ın ailesinin karmaşık bir geçmişi vardır.De familie Lutters heeft een merkwaardige oorsprong.
Hesaplamalı karmaşıklık kuramında NP-tam hem NP hem NP-zor olan problemlerin sınıfıdır.Merk ook op dat in elke iteratiestap een NP-moeilijk set cover-probleem moet opgelost worden.
1949 yılından beri pek çok karma sergilere katıldı.Ze heeft sinds 1969 in een groot aantal series gespeeld.
Intel x86 ise karmaşık komut kümeli bilgisayar sayılır.De x86-instructieset is een instructieset voor computers.
Dijital pazarlama karması ise 7P den oluşmaktadır.Binnen de Dienstenmarketing bestaat de Marketingmix uit 7 P´s.
Şimdi arabada 4 kişi olmuşlardır ve durum daha da karmaşıklaşmıştır.Er staan nog vier oude eiken op deze plaats, en de Schansstraat verwijst er naar.
Film AIDS, eşcinsellik, travestilik, inanç ve varoluşçuluk gibi karmaşık konular ile ilgilenir.De film behandelt complexe onderwerpen zoals aids, travestie, gender, en existentialisme.
Karma eğitim ilkesi kabul edildi.De leerplichtverordening is ingegaan.
Avusturya hükümeti, çeşitli muafiyetler de uygulanayarak karma evlilikleri özendiriyordu.De Oostenrijkse regering liet kostbare onderscheidingen vervaardigen.
Düşünceleri karmakarışıktı.Zijn gedachten waren in de war.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.W rzeczywistym świecie dowody są często skomplikowane i wieloaspektowe.
Bina, Aerospace City takma adlı karmaşık bir alanın içindedir.Budynek mieści się w kompleksie nazywanym Aerospace City.
Teori içeriğinin geniş analizi karmaşıktır.Dalsza analiza teorii jest skomplikowana.
Açıkorur gönderimlerin önemli bir ailesi karmaşık analizden gelmektedir.Ważna rodzina przykładów odwzorowań konforemnych wyrasta z analizy zespolonej.
Lindsey, Aralık 2015'te karma dövüş sanatçısı Marina Shafir ile nişanlanmıştır.Lindsey zaręczył się z zawodniczką mieszanych sztuk walki Mariną Shafir w grudniu 2015.
M97 oldukça karmaşık bir gezegenimsi olarak kabul edilir.M97 jest jedną z bardziej złożonych mgławic planetarnych.
Yapının gerçek davranışı genellikle çok karmaşıktır.Rzeczywisty mechanizm danej reakcji jest zwykle bardziej złożony.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Wierzył w karmę, ale odrzucał życie po życiu i zorganizowaną religię.
Belirmiş özellikler bir karmaşık sistem çeşitlilik, organizasyon ve bağımlılığa ulaşınca ortaya çıkar.Zjawiska emergentne powstają po osiągnięciu przez system pewnego progu złożoności, powiązań lub organizacji.
Birkaç ay sonra beşinci albümleri Karma 'yı sundular.Parę miesięcy później grupa zaprezentowała swój piąty album, Karma.
Necibullah da Karmal'ın ekonomi politikalarını sürdürdü.Kontynuował politykę gospodarczą Karmala.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Jego utwory podejmują problematykę moralną i polityczną współczesnego człowieka.
Dr. Simpson, invaziv bakım ünitesinde karmaşık ameliyatların başkanıdır.Doktor Simpson, pani ordynator Chirurgii Skomplikowanej w Klinice Inwazyjnej Opieki Zdrowotnej.
1971 yılında Moskova'da son maçını Dinamo Moskva ile Dünya Karması'na karşı oynadı.W 1971 r. mając 41 lat rozegrał ostatni mecz dla Dynama Moskwa przeciwko drużynie gwiazd europejskiej piłki.
30 Kasım 1989'da Deutsche Bank'ın müdürü Alfred Herrhausen karmaşık bir bombayla öldürüldü.30 listopada 1989 roku w Bad Homburg zastrzelony został Alfred Herrhausen, członek zarządu Deutsche Bank.
Dönem dönem her iki takımın oyuncularından oluşan karma takımlarla çeşitli takımlara karşı maçlar oynandı.Każdego roku zespoły uczestniczące w rozgrywkach były różne.
Daha sonra Ankaraspor yaşanan karmaşık durumdan dolayı sözleşmesi feshedilmiştir.Kontrakt został później rozwiązany w związku ze skandalem obyczajowym.
Ama bu da ülkede durumu daha karmaşık hale getirmekten öteye gitmeyecektir.Uważa, że w takiej sytuacji nie może sobie komplikować życie.
Sahte yanılsamalar bayağı yanılsamalardan çok daha karmaşıktır.Braki jest z reguły wykazać znacznie trudniej niż błędy.
Öte yandan bir elektrik dipolünün görüntüsü biraz daha karmaşıktır.Jedyną wadą jest to, że układ elektryczny jest nieznacznie bardziej skomplikowany.
Karmaşık analizde yaptığı işlerle bilinir.KAD wyraża ocenę analizowanych zjawisk.
Bir sıralama algoritmasının istenen karmaşıklığı O(n)'dir.Więc złożoność algorytmu to Ο(n).
Olaylar daha karmaşık hale gelmektedir.Sprawy coraz bardziej się komplikują.
Kesin olan, basit olandır, karmaşık olan değil.Wybrano to, co łatwe, proste, nieskomplikowane.
Tuğtekin'in bu haldeyken obada işler daha karmaşıktır.W korbach na wielowpust sprawa jest jeszcze bardziej złożona.
Meromorf fonksiyon, özellikle karmaşık analizde, bir fonksiyon çeşidi.Kompleksonometria – rodzaj chemicznej analizy ilościowej, główny dział kompleksometrii.
Yaşanan karmaşa, halkın hoşnutsuzluğuna ve itirazlarına yol açtı.Obraza wywołała powszechne niezadowolenie i bunt.
Bu sırada rehabilitasyonu sona eren Willow, karmaşık duygular içerisinde Sunnydale’e dönmek üzere yola çıkar.W końcu ucieka z Sunnydale by odzyskać duszę, co w końcu mu się udaje.
Bu karmaşık etkileşimlerin saptanması ve analiz edilmesi bu zamanda zordu.Zrozumienie i analiza tych danych znajduje się jednakże dopiero na początku swojej drogi.
Büyük sayılarla karmaşık hesaplamaları akıldan yapabilmektedir.Wykonując obliczenia na liczbach mamy do czynienia z obliczeniami numerycznymi.
Karmacode, dünya çapında resmen 500.000 kopya ile sattı.Krążek rozszedł się w ponad 500 000 kopii na całym świecie.
Bunlar basit yapılı ya da karmaşık olabilirler.Związki te mogą być proste lub złożone.
Debra'nın aşk hayatı karmaşıktır.Życie uczuciowe Ellie także jest skomplikowane.
Köy arazisi, jeolojik olarak karmaşık bir yapı sergiler.Okolice wsi charakteryzują się bardzo złożoną budową geologiczną.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi.W chwili jego śmierci sytuacja polityczna i religijna w Europie była bardzo napięta.
Yabancılar karmasının kaptanlığını yaptı.Pozyskał sojuszników do działalności harcerskiej.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod