Ana içeriğe geç
Sözlük

karmaşa ile cümle

karmaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi.Era a época da Páscoa, quando as tensões políticas e religiosas eram altas em Jerusalém.
Ancak Raymon Dart 1925 yılında Australopithecus africanus türünü bulduğunda bu soru iyice karmaşaya giriyor.Em 1925, Raymond Dart descreveu o Australopithecus africanus.
Bu, sistem karmaşasını artırmakta ve gelişimi, önemli ölçüde zor hale getirmektedir.Isto aumenta a complexidade do sistema e torna a manutenção do sistema muito mais difícil.
Roma'ya dönen diğer imparator Pupienus, karmaşa içinde bir şehir buldu.O co-imperador voltou a Roma, mas encontrou a cidade em motim.
Dünya karmaşanın eşiğindedir.De wereld vervalt in chaos.
Weaver'in görüşüne göre karmaşıklık iki şekilde ortaya çıkar: düzenli ve düzensiz karmaşa.Volgens Weaver kon complexiteit op deze manier twee vormen hebben: georganiseerd en niet-georganiseerd.
Üstelik sözleri de anlam karmaşası.De zin is ook nodeloos ingewikkeld.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.De stad raakte hierop in de vergetelheid.
Yaşanan karmaşa, halkın hoşnutsuzluğuna ve itirazlarına yol açtı.Obraza wywołała powszechne niezadowolenie i bunt.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi.W chwili jego śmierci sytuacja polityczna i religijna w Europie była bardzo napięta.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Namnet blev dock kortvarigt.
Bütün bu karmaşaya karşın Dalton şunu fark etti.För andra betydelser, se Dalton.
Büyük bir karmaşa çıkar.Vypukne velký zmatek.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.Celý plán se tak ocitl v troskách.
Bu kendine özgü sistem henüz karmaşa hâlindeydi ve okuldan ayrılma oranı çok yüksekti.Její program vystoupení se začal čím dál tím více plnit a bylo pro ni příliš těžké zůstat na státní škole.
II. Hüsrev'in suikastını karmaşa ve iç savaş takip etti.II. Huszrau meggyilkolása káoszt és polgárháborút idézett elő.
Bu durum kaosu (karmaşayı) ve karmaşık tekdüzeliği simgeler.A kép zsineg és dörzsölés technika keveréke.
Şehri kuşatan politik karmaşadan yararlanarak harekete geçildi.Politikailag nyugtalan régión halad keresztül.
Endüstri devriminin sosyal, ahlaksal ve sanatsal karmaşasına bir karşı çıkış olarak doğmuştur.A szociális reform járjon együtt szerkezeti, szemléletbeli és erkölcsi javulással.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.Tämän komppanian johdosta hänet kuitenkin syrjäytettiin.
Ancak Raymon Dart 1925 yılında Australopithecus africanus türünü bulduğunda bu soru iyice karmaşaya giriyor.Το 1925, ο Ρέιμοντ Νταρτ ανακάλυψε τον Australopithecus africanus.
Moğollar bir süre karmaşa içinde dağıldılar.Korstoget befandt sig i midlertidigt kaos.
Buna karşın, benzer bir sistemin karmaşalığını da açıklamamışlardır.Til gengæld viser de ikke noget om systemets adfærd.
Başlıca karmaşası karaciğer apsesidir, ama başka organlarda da apse yapabilir.Tuberkulose forekommer typisk i lungerne, men kan også angribe andre organer.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.Foreningen ble som ledd i dette nedlagt.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Dette navnets levetid ble imidlertid kort.
Eğer bu olursa, insanlar kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar.Jika hal ini terjadi, sangat mungkin penderita akan menghadapi kesulitan meninggal dengan cara yang baik.
Roma'ya dönen diğer imparator Pupienus, karmaşa içinde bir şehir buldu.Pupienus kemudian kembali ke Roma dan mendapati kota dalam keadaan huru-hara.
Takım karmaşa maçı ^ a b c "Backlash 2005 results".Trận đấu Tag team turmoil ^ a ă â “Backlash 2005 results”.
Bazarov’a aşıktır fakat içine düşebileceği duygusal karmaşadan korktuğu için aşkını itiraf edememektedir.Bà yêu Bazarov, nhưng không thể thừa nhận vì sợ những cảm xúc bấn loạn có thể đến.
Yaşanan karmaşa, halkın hoşnutsuzluğuna ve itirazlarına yol açtı.Chương trình Phụng Hoàng gây hậu quả xấu đối với tình trạng dân cư và sự bất mãn trong dân chúng.
Büyük bir karmaşa çıkar.大混乱となる。
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.これに伴い支部は全廃するとされた。
50'li ve 60'lı yılların karmaşasında unutulup gitmiş gizli bir aşk öyküsünü anlatıyor.忘れ去られていた65年前の寮則を見つけ出してきた。
Bazarov’a aşıktır fakat içine düşebileceği duygusal karmaşadan korktuğu için aşkını itiraf edememektedir.她愛上巴扎羅夫,但她不能承認她的愛,因為她恐懼這些會帶來的混亂。
Eric Roth tarafından yazılan senaryo, modern kurgunun karmaşasını barındırıyor.埃里克·罗斯的剧本具备现代小说的复杂性。
Bu kendine özgü sistem henüz karmaşa hâlindeydi ve okuldan ayrılma oranı çok yüksekti.이런 시험적인 시스템은 도입 초기였던 만큼 혼란스러웠고, 학교 중퇴자도 많았다.
Eğer bu olursa, insanlar kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar.인간이 탈출할 수 없게 되는 경우, 그 동안 쭉 일어날 수 없게 되는 혼수 상태에 빠진다.
Bu, yeni başlayan TV animesi izleyicileri için bir karmaşa olmuştur.영화는 대한민국 영화사상 최초의 관객수 천만을 돌파하였다.
Son sahnede bu yorgunluğa ve karmaşaya dayanamayan kahramanlar bayılırlar.최상훈 : 정도현 역 영은을 지순하게 사랑하면서도 끝내 결합하지 못하는 남자.
Bütün bu karmaşaya karşın Dalton şunu fark etti.לאחר מחלוקות רבות, הוחלט כי דלטון יקבל את התפקיד.
Rick, oluşan karmaşadan faydalanır ve kasapları öldürür.כתוצאה מכך, רוי משתגע לגמרי ואף הורג שוטר.
Büyük bir karmaşa çıkar.Настава пълен хаос.
Bu karmaşa dönemi birçok isyan ve çatışmayı içinde barındırmıştır.През този период има прояви на несъгласие и дори бунтове.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.Zapovjedništvo ovom jedinicom bilo je nasljedno.
Ancak başarı bu genç girişimciyi kişisel ve yasal karmaşalara sürükler.Ale pre tohto podnikateľa je úspech tiež synonymom osobných a legálnych problémov.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.Mužstvo táto nepríjemná situácia zasiahla.
1676 yılında savaşın karmaşası içinde Renchen'da ölmüştür.Umrl je leta 1676 v Renchenu.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.Komnenu, ki je bil za ta položaj povsem neprimeren.
Büyük bir karmaşa çıkar.Zavlada splošna zmeda.
Fiziksel yasalar ne kadar basit olursa olsun sonuç o kadar rastlantısal ve karmaşa doludur.Laikoma, kad kuo nervų sistema sudėtingesnė, tuo sudėtingesnis ir elgesys.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Aber es scheint auch einen kompletten Stillstand zu geben, was die Lösung dieser kleinen Probleme angeht.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Além disso, parece haver um engarrafamento total quando se trata de resolver estas pequenas coisas.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Ale taktiež, sa zdá, že nastáva úplné zlyhanie v zmysle riešenia týchto drobných záležitostí.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Dar, de asemenea, pare să existe un fel de blocaj în rezolvarea acestor probleme simple.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Jesteśmy w sytuacji patowej w rozwiązywaniu niewielkich problemów.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.뿐만 아니라 사소한 문제들을 해결하려고 할 때에 해결책이 전혀 없는 것처럼 보이기도 합니다.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Maar het lijkt er ook op dat er een complete patstelling is als het gaat om het oplossen van kleine problemen.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Men det verkar vara en fullkomlig spärr när det gäller små lösningar.
Ama aynı zamanda, ortada bir çeşit tıkanıklık ve karmaşa hakim bu küçük sorunları çözmek anlamında.Men samtidig lader det til, at det er gået i hårdknude med at komme med løsninger på små problemstillinger.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod