Ana içeriğe geç
Sözlük

karmaşa ile cümle

karmaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Katsaydık, tam bir karmaşa olurdu. Çünkü orada bayağı fazla şey var.If we did, it would be a complete mess, because there's a lot of stuff out there.
Karmaşaya elvedaGoodbye clutter
Pencereden bakıyordu ve bütün bu karmaşayı duyuyordu.And he kept looking through the window, and he could hear all of this holler.
Bugünkü görünümü ise böyle. Trafik karmaşası.This is how it looks today; all traffic jam.
Asayiş, sadece asayiş... ..bu karmaşayı yenebilir.Only order... order... against this chaos.
Ne karmaşa ama. Hiç bu kadar karmaşık bir sistem kurmaya çalıştınız mı?What a mess -- have you ever tried to wire up a system as complex as this?
Bu da renk karmaşasına dayalı bir puzzle.And here is a puzzle based on color mixing.
İnsanlar büyük bir karmaşa çıkaracaktır.They will say it is cropped together and the situation will get bigger.
İçeri gelsene Biz temiz bir karmaşa var.Come on in. We have a mess to clean.
Çok gevşetmeyin, yaparsanız büyük bir karmaşa elde edersiniz.Don't loosen them too far. If you loosen them too far, you'll have a big mess.
Duyduğunuz diğer her şey, propagandadan ve karmaşadan ibaret.Everything else you hear is just propaganda and confusion.
Rahatsız etmek istemem, ancak bir karmaşanın ortasındayım.I'm not trying to intrude, but I'm in sort of a jam.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.However, there's always kinds of complications in this.
Tam bir karmaşa.What a mess.
Bir karmaşadan daha bahsedeceğim.I'm going to give one more complication.
Temel olarak karmaşaya inanırsınız fakat belirsizliklere değil.Basically you believe in complexity, but not in ambiguity.
Yolsuzluk bir gelir kaynağı ve kamu hizmeti karmaşa içinde.Corruption is rampant and public services are in turmoil.
AB'nin En Zorlu Mücadelesi: Karmaşayı YönetmekThe EU's Biggest Challenge: Managing Complexity
Kosova ve Sırbistan’da demokrasi karmaşasıKosovo and Serbian democracy both in a tangle
Eve döndüğünde, evin bir karmaşa ve annesinin gittiğini fark etti.When he returns home, he finds the house a mess and his mother gone.
Yazma süresinden tasarruf etmek ve kod karmaşasını azaltmak için, bu işlev genellikle _ :To save typing time, and to reduce code clutter, this function is commonly aliased to _:
Kamboçya'yı İzlemek: Kamboçya karmaşasına girmek için on yol.Watching Cambodia: Ten paths to enter the Cambodian tangle.
Siyasi karmaşaların olduğu bir dönemde Deli İbrahim'in yerine geçti ve büyük siyasi reformlar yaptı.He did major political reforms, succeeding dey Ibrahim in a period of great unrest.
Roiland ve Harmon, bölümün bir karmaşa olduğuna ikna oldular.Roiland and Harmon were convinced the episode was a mess.
Enerjik bir karmaşadır ancak İngiliz halkı tarafından hemen coşkuyla karşılanmıştır.It was an energetic muddle, but it was at once greeted with enthusiasm by the British public.
Siddhartha kendi yaşamının karmaşasında kendisini çocuk, genç ve ihtiyar olarak tanımlar.Siddhartha erkennt in dem Konflikt sein eigenes Leben wieder, sich selbst als Kind, junger Mann und Greis.
Dünyanın karmaşasında : Alexander Mitscherlich, bir portre.Alexander Mitscherlich – Ein Porträt.
Büyük bir karmaşa çıkar.Ein großes Durcheinander ist er immer noch.
Fakat farklı silah kullanımı mühimmat karmaşasına neden olmuştu.Die Waffe selbst war in der Lage, verschiedene Typen von Munition zu verschießen.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Der Name hielt sich jedoch nur kurzzeitig.
Bütün bu karmaşaya karşın Dalton şunu fark etti.In ihrem Lied Unforgiven setzt sich Dobson mit dieser Problematik auseinander.
Dünya karmaşanın eşiğindedir.Die Welt im Schraubendrehen.
Ülkede hem Balkan hem Avrupa hem de komşu ülkelerin kültürlerinin bir karmaşası vardır.Europäische und amerikanische Einflüsse sind in der Kultur dieses Gebietes aber ebenso offenkundig.
Ancak bu yazılımların oluşturulmasındaki karmaşa aldatıcı derecede büyüktür.Im Vergleich zu Händel erscheint diese Art des Komponierens extrem ineffizient.
2012 Avrupa Grand Prix'inde, son turlarda karmaşalar sayesinde 3. olarak podyuma çıktı.Bei der Bahrain International Challenge 2014 wurde sie Dritte.
Bu karmaşada ne yapacağımı bilmiyorum.Je ne sais que faire avec ce désordre.
Bu karmaşadan yararlanan Reigns, Lesnar'ı yendi ve kemeri kazanarak Lesnar'ın 504 günlük saltanatını bitirdi.Reigns remporte le titre et met fin au long règne de 504 jours de Lesnar.
Sinir sistemi büyük bir karmaşa içindeydi; genel bir kas gerginliği vardı.Le système nerveux : Le système nerveux présente une grande complexité.
Dünya karmaşanın eşiğindedir.La planète est en proie au chaos.
Bu, Oidipus Karmaşası'dan geçerek mümkün olmaktadır.Un possible complexe d’œdipe.
Bütün bu karmaşaya karşın Dalton şunu fark etti.L'ennui, c'est que les Dalton ont profité de tout cela pour s'évader.
No Way Out'ta Hardy Boyz, A.P.A. takımının kazandığı takım karmaşa maçında yer aldı.Lors de No Way Out, les Hardy Boyz participent à un Tag team turmoil match remporté par The Acolytes.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Mais le nom fut déjà utilisé peu de temps avant.
Dünya karmaşanın eşiğindedir.El mundo está sumido en el caos.
Maça çıkarken karmaşa çıkar ve Clubber Lang Mickey'i itip yaralar.El combate acaba en empate, y bajo la atenta mirada de Clubber Lang.
Kullanıcı açısından olası karmaşa ortadan kalkıp yormayan bir netlik kazanılacaktır.Existe el riesgo de un desastroso desarrollo de un poder usurpado y se mantendrá.
Moğollar bir süre karmaşa içinde dağıldılar.Los republicanos huyeron en desorden.
“Jamboree” kelimesinin Türkçe anlamı “karmaşa, toplaşma, kaos”tur."Abare" en japonés significa alboroto o caos.
Bundan sonra kafa karışıkıklarına ve bir karmaşaya doğru sürüklenir.Siete cordialmente invitati a partecipare alla confusione...
Bu karmaşada bir hastalık olduğu tespit edilir ve birkaç kişi daha bu hastalığa yakalanır.Si scopre che una grave malattia sta per portare via uno dei due.
Dünya karmaşanın eşiğindedir.Il mondo è sull'orlo del collasso.
Fakat farklı silah kullanımı mühimmat karmaşasına neden olmuştu.Quello che fa la differenza è la parte relativa al munizionamento.
Bu ikili mesleki yaşamı Borodin’in evinde sevimli bir karmaşaya yol açıyordu.Si distinse in questo faticoso mestiere la famiglia Bruno.
Yaşanan karmaşa, halkın hoşnutsuzluğuna ve itirazlarına yol açtı.Il malcontento prodotto da quest'ultima condizione causò dei problemi e rivolte tra la popolazione.
Sultan 2. Mehmed Konstantinopolis’i ele geçirdikten sonra, şehri bir karmaşa içinde buldu.После завоевания Константинополя Султаном Мехмедом II он нашел город в состоянии беспорядка.
Don Pasquale bu karmaşalığa girmekten korkar.Дон Паскуале в ужасе.
Üstelik sözleri de anlam karmaşası.Её текст — тоже полная чушь.
Bu birlik o karmaşada nasılsa unutulmuştu.Все в армии были были возмущены этим приказом.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.كان هذا الاسم أقل حزمًا إلى حدٍ ما.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.O nome foi de curta duração.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod