Seri boyunca, Nate Archibald'la karmaşık bir ilişkisi vardır.Ela tem sentimentos em relação a Nate Archibald.
Film AIDS, eşcinsellik, travestilik, inanç ve varoluşçuluk gibi karmaşık konular ile ilgilenir.O filme lida com temas complexos como AIDS, travestilidade, identidade sexual, religião, fé e existencialismo.
Virüsleri edinilmiş bağışıklık sisteminden koruyan mekanizmalar ise daha karmaşıktır.Os mecanismos usados pelos patógenos para evadir o sistema imune adquirido são ainda mais complexos.
Bağlanılabilir - Karmaşık yükleme süreçi olmadan basit bir şekilde URL ile paylaşılabilirliği.Linkável - Compartilha facilmente por URL, não requer instalação complexa.
P, NP-complete, ve co-NP-complete karmaşıklık sınıflarının üçünde de olmadığı sanılmaktadır.Ou seja, eles não foram provados ser incluídos, nem excluídos, das classes P ou NP-completo.
Müziği daha karmaşık bir hal alıyor, şarkılarındaki temalar çeşitleniyordu.A música tornou-se mais complexa e os temas mais diversificados.
Karmaşık analizde yaptığı işlerle bilinir.É conhecido por seu trabalho em Análise complexa.
Nikki ev hayatının onun için karmaşık olduğunu belirtti.Becky afirma sua família teve uma vida difícil.
Albüm grubun en progresif ürünü oldu, uzun ve karmaşık şarkı yapıları içerdi.Este foi o álbum mais progressivo do Slayer até então, apresentando estruturas musicais longas e complexas.
Bu karmaşık ve çok fazla bürokrasi gerektiren bir görevdir.A administração se dá por meio de uma grande e complexa burocracia.
Allison Pierce 2004 yılında verdiği bir röportajda bu ilk albümün bir "karmaşık düzen" olduğunu vurgulamıştır.Em uma entrevista de 2004, Allison Pierce comentou que o álbum é uma espécie de "se perder na confusão".
Fotoğraflar, varsayılan olarak birkaç basit kontroller içine karmaşık düzenleme araçları veriyor.Fotos disponibiliza complexas ferramentas de edição com vários controles simples por padrão.
Görünür basitliklerine rağmen, bakteriler diğer canlılarla karmaşık etkileşimler içindedir.Apesar de sua aparência física, os Dark Ones estão estreitamente relacionados aos seres humanos.
Karmaşık veri yapıları ile bu problem büyük ölçüde çözülebilir.Com estruturas de armazenamento mais sofisticadas, este problemas pode ser largamente resolvido.
Ne kadar karmaşık hale geldiğini görüyorsunuz.É considerado como descomplicado.
Holomorf fonksiyonlar karmaşık analizin temel çalışma araçlarından biridir.Funções holomorfas são o objeto central do estudo da análise complexa.
Bununla birlikte, daha karmaşık işlerde kullanılan iletkiler daha hassas şekilde ölçeklendirilmiş olabilir.Sem dúvida, questões tão complexas como essas mereceriam tratamento mais aprofundado.
Şifreler basit ve karmaşık olarak ikiye ayrılır.Tais seções possuem pé-direito duplo e simples, respectivamente.
Çok kademeli roketler çok daha karmaşıktır.As Rockets são muito ágeis.
Karmaşık sayıların sembolü C {\displaystyle \mathbb {C} } dir.Espaços complexos projetivos, C P n {\displaystyle \mathbb {CP} ^{n}} .
Pavlov, refleks kavramıyla içgüdüyü açıklamış, içgüdülerin karmaşık reflekslerden oluştuğunu savunmuştur.Pavlov queria elucidar como os reflexos condicionados eram adquiridos.
Sceve´nin şiiri, gramer ve imgelerin karmaşıklığıyla ünlüdür.O jogo abusa bastante dos gráficos e sons do SNES.
Doğumu ve ölümü ile ilgili tarihlerde de karmaşıklar vardır.Isto significa que há sérias dúvidas quanto as datas, quer de nascimento como de falecimento.
Bir başka, daha karmaşık bir yöntem ise güçlü bir sera gazı olan amonyak kulanmak.Outro método mais complicado usa amônia como um poderoso gás de efeito estufa.
15. yüzyılının en karmaşık ve en belirgin heykeltıraşlarındandır.O mais veloz e caro do século.
Karmaşık ürünlerde, büyük etki yaratacak küçük değişiklerin fark edilmesi zordur.Para testar a precisão é refinada até que resultados importantes apresentem pequenas mudanças.
Kardeşinin karısı ile yaşadığı aşk ve soyguncu ağabeyi ile sorunları giderek karmaşık bir hâl alır.Apesar de tratar dura e severamente seu irmão eles se amam.
“Langue” ve “parole” kavramları karşılıklı bağımlılıklarının karmaşık ilişkisi içerisinde de bulunmaktadır.Por exemplo, as palavras "estado" e "espírito" têm seus respectivos sentidos isoladamente.
Yani rasyonel sayılar, reel sayılar ve karmaşık sayılar birer halkadır.Os racionais, reais e os complexos são corpos.
Buna basit bir örnek olarak karmaşık üstel fonksiyon verilebilir.De forma mais simples podemos entender o efeito fundador a partir de um exemplo.
Katı cismin konumundaki değişim anlatılandan her zaman daha karmaşıktır.A protecção safedisc está sempre a ficar mais difícil de copiar.
Yollar aracı kullanılarak karmaşık seçimler yapılabilir ve var olan yollar düzenlenebilir.Ocorre quando múltiplas rotas podem ser usadas e a escolha é feita por meio de determinada condição.
Benzer sistemlerde bile bir uyumluluk katmanının uygulanmasının detayları epey karmaşık ve zahmetli olabilir.Nesses casos, o tratamento numa Estação de Tratamento de Água pode ficar mais complexo e caro.
Kısaca baştaki j {\displaystyle j} nin matematikteki anlamı çok karmaşıktır.Neste caso, a expressão precisa para a matriz M {\displaystyle M} é um pouco mais complexa.
Karmaşık bir devre tasarlayarak karekök işlemini değişik basamaklarda hesaplayan bir AMB olabilir.Projetar uma ULA complexa que calcula a raiz quadrada através de vários passos.
Lignan kaynakları: 2007'de yapılan bir çalışma beslenmede memeli lignan öncüllerinin karmaşıklığını gösterir.Bronnen van lignanen: Een onderzoek uit 2007 laat de complexiteit van lignaanprecursors in de voeding zien.
Karmaşık yüksek saatçilik ürünleri, Black Tie adı altında, aynı koleksiyon içerisinde sunulur.De complexe haute-horlogerie modellen worden samengebracht in eenzelfde collectie, Black Tie.
Bunların hepsi tek değişkenli karmaşık analizde geçerlidir.Dit alles heeft betrekking op complexe analyse in één variabele.
Teori içeriğinin geniş analizi karmaşıktır.Verdere analyse van de inhoud van de theorie is ingewikkeld.
Bunlar bugüne kadar uzayda bulunan en karmaşık moleküllerdir.Het zijn de grootste moleculen die ooit in de ruimte werden aangetroffen.
LT-35 çok karmaşık ve kusurları olan bir tanktı.De LT-35 was te complex en had vele tekortkomingen; zijn betrouwbaarheid was gering.
1940’larda Bell beşin ikisi diye bilinen biraz daha karmaşık bir kod kullanmıştır.Tijdens de jaren 40 gebruikte Bell ook een iets meer geavanceerde code, die bekendstond als two-of-five.
Frekansın bir fonksiyonu olarak geçirgenlik gerçek ve karmaşık sayı değerlerini alabilir.Permittiviteit kan, als functie van frequentie, een reële of complexe waarde aannemen.
Onlar, M.Ö. 3000 tarihinden sonra metrolojinin karmaşık sistemini geliştirmişlerdir.Zij ontwikkelden een complex systeem van metrologie vanaf 3000 v.Chr.
İtalya karmaşık tektonik bir bölgeye doğru uzanır.Turkije ligt in een gebied met een complexe tektonische structuur.
Karmaşık analizin geliştirilmesine büyük katkıda bulundu.Ook leverde hij belangrijke contributies aan de complexe analyse.
Karmaşık düzleme bazen de Argand düzlemi denmektedir çünkü Argand diagramlarında kullanılmaktadır.Het complexe vlak wordt soms ook argandvlak genoemd, omdat dit wordt gebruikt in arganddiagrammen.
Weaver'in görüşüne göre karmaşıklık iki şekilde ortaya çıkar: düzenli ve düzensiz karmaşa.Volgens Weaver kon complexiteit op deze manier twee vormen hebben: georganiseerd en niet-georganiseerd.
Tüm bunlara rağmen 1916 daha karmaşık bir yıl olacaktı.Toch was 1962 een tamelijk slecht jaar voor hem.
15. yüzyılının en karmaşık ve en belirgin heykeltıraşlarındandır.Hij was een van de belangrijkste en meest complexe beeldhouwers van de 15e eeuw.
Karşıt kuark alanı karmaşık birleşik gösterime (3*) aittir ve ayrıca üçlü alan içerir.Het antiquarkveld behoort tot de complex geconjugeerde representatie (3*) en bevat ook een drietal velden.
Neredeyse bütün biyolojik sistemler karmaşıktır.Biologische methoden zijn er nauwelijks.
İletişim ve yüksek ölçüde gelişmiş sosyal bir yapının karmaşık metotlarını sergilerler.Ze spreiden complexe communicatiemethodes tentoon en hebben sterk ontwikkelde sociale structuren.
Riemann yüzeyini düşünün; açık birim disk bu nedenle karmaşık düzlemlerden farklıdır.Als een Riemann-oppervlak beschouwd verschilt de open-eenheidsschijf daarom van het complexe vlak.
Cinsin taksonomisi karmaşıktır.De taxonomie is ingewikkeld.
Ne kadar karmaşık hale geldiğini görüyorsunuz.Hij begrijpt opeens hoe de zaak in elkaar steekt.
Sinir hücreleri birbirleriyle karmaşık olarak bağlıdırlar.In de opperhuid zijn de cellen normaal stevig aan elkaar verbonden.
Müziği daha karmaşık bir hal alıyor, şarkılarındaki temalar çeşitleniyordu.De muziek is dan ook een stuk rustiger dan zijn grote orkestwerken.
Loki karmaşık bir karaktere sahiptir.Achilles heeft een complex karakter.
Girişimcilik genellikle zor ve karmaşık bir iştir.Het ontginnen is veelal een moeizaam en langdurig proces.