Bu akıl yürütme karmaşık düzlemde de aynı kısıtlamalarla yer alır.Мы будем работать с такой же серьёзностью и с таким же сложным разбором.
POP3'e göre uygulanması karmaşık bir protokoldür.На основании этой концепции действует протокол POP3.
Rutin devriye turlarıyla sakin başlayan görev, gizemli olayların cereyan etmesiyle karmaşık bir hal alır.Их благополучный отдых прерывает срочный вызов по загадочному происшествию.
Bir sıralama algoritmasının istenen karmaşıklığı O(n)'dir.В целом сложность алгоритма можно оценить как O(n).
İlk üç tanım, hiçbir değişiklik yapmadan, karmaşık değişkenli üstel fonksiyon için de verilebilir.От третьего ждали тоже перемен, не кардинальных.
Tarih boyunca yeni biçimler ve giderek karmaşık hâle gelen yeni kombinasyonlar ortaya çıknıştır.Как отмечалось в докладе, на ситуацию повлияли долговременные и современные факторы.
Bunlar basit yapılı ya da karmaşık olabilirler.Нити могут быть простыми или разветвлёнными.
Ekip, karakteri daha çok kendine özgün ve karmaşık bir karakter olarak yansıtmak istediler.Возвращение призвано показать этого персонажа как более жёсткого.
Albert Gölü üst Nil'in karmaşık sisteminin bir parçasıdır.تُشكل بحيرة ألبرت جزءاً من المنظومة المعقدة لأعالي النيل.
Karmaşık bir sistemde, bu tür gereksinim listeleri yüzlerce sayfaya kadar sürebilir.في نظام معقد يمكن تشغيل هذه القوائم المتطلبات لمئات من صفحات طويلة.
Dil, üstlendiğimiz en karmaşık bilişsel görev olabilir.فاللغة ربما هي أكثر المهام المعرفيه تعقيدا التي نقوم بها.
1982 Anayasası 138 madde ile uzun ve karmaşık bir metindir.دستور 1982 هو وثيقة طويلة مختلطة تتكون من 138 مادة.
Poksvirüsler büyük, karmaşık yapılı, alışılmadık morfolojiye sahip virüslerdir.الفيروسات الجدرية كبيرة، معقدة ولها مورفولوجيا غير عادية.
Tamamiyle karmaşıktır.مهما يكن ذلك شاقاً.
Þormóðr ise daha karmaşık bir karakterdir.ولكن، الزمكان ككل هو حالة أكثر تعقيدا بكثير.
Daha karmaşık morfolojik değişiklikler de bazen mümkündür.تعد التغيرات الشكلية الأكثر تعقيدا ممكنة بعض الاحيان.
Fakat bu oldukça karmaşıktır.يبدو الأمر غاية في التعقيد.
Ne kadar karmaşık hale geldiğini görüyorsunuz.أن يتبين الحال بزوال الإشكال.
Karmaşık analizde yaptığı işlerle bilinir.عرف بأعماله حول التحليل العقدي.
Aşağıda biraz daha karmaşık bir örnek gösteriyoruz.وفي الأسفل يوجد بنية معقدة.
Bu, şu şekilde yapılmaktadır: Kesik karmaşık düzlemin iki kopyasını düşünelim.ببساطة, كل ما نفعله هو أن نرسم مركبتين متعامدتين . . . . .
Messina'da yakıt ikmali, İtalya'nın 2 Ağustos'ta tarafsızlığını ilan etmesi sebebiyle karmaşık bir hal aldı.وعندما رسيا هناك، أصبحت هناك حالة من الفوضى؛ بسبب إعلان إيطاليا في يوم 3 أغسطس الحياد.
Mısır tanrıları ve tanrıçaları birbirleriyle karmaşık ve değişkin bir dizi ilişki ile bağlıdırlar.ترتبط المعبودات المصرية ببعضها البعض عبر شبكة معقدة ومتغيرة من العلاقات.
Gerçek dilbilgisi denetimi ise daha karmaşıktır.المدقق النحوي الحقيقي هو أكثر تعقيدا.
Pers kuvvetlerinde hiç de karmaşık olmayan bir komuta sistemi vardı, herkes krala karşı sorumluydu.وكان للفرس نظام قيادة موحدة, وكان الجميع مسؤول أمام الملك.
Bu asimetrik pozisyon oldukça karmaşık pozisyonların oluşmasına neden olur.فروابط العقل اللاواعي تؤدي إلى خلق مواقف ضمنية.
Bundan itibaren fiziksel ayırt edilebilir kavramlar matematiksel karmaşıklıkta izole edilmiştir.ومن هذا، تم عزل ملحوظة المفاهيم الفيزيائية من التعقيد الرياضى.
Karmaşık hareket tikleri, genelde amaçlı yapılmış gibi görünür ve daha uzun sürer.العرات الحركية المعقدة وعادة ما تكون أكثر ظهورا بشكل مقصود، وتظهر بشكل طبيعي أكثر.
Füg en karmaşık kontrpuantal formdur.الاسم اختصار لـ Yet Another Compiler Compiler.
Diş gelişimi, dişin embriyonik hücrelerden oluşup büyüdüğü ve ağız içerisine sürdüğü karmaşık bir süreçtir.تطوُّر الأسنان عمليّة معقّدة يتشكّل فيها السن من خلايا جنينيّة و ينمو و يبزغ في الفم.
Böylece oldukça karmaşık olan bir zincir sistemi tetiklenir.وبالتالي، فإن أي سلسلة متقاربة سوف تعمل.
Aynı zamanda iki veya daha fazla alt birimden yapılmış protein karmaşıklarını (ing:complex) da ifade eder.ما يمكن أن يرجع المصطلح أيضا لمعقد البروتين المتكون من وحدتان أو أكثر.
Lohan'ın ailesinin karmaşık bir geçmişi vardır.لأسرة همينغوي تاريخ طويل مع الإنتحار .
İşlemcinin karmaşıklığı arttıkça işlemci yavaşlayacaktır.كلما زاد تخصص العمل قلّت إنسانيته.
Yapının gerçek davranışı genellikle çok karmaşıktır.إدارة العملية بشكل عام يمكن أن يكون معقدا جدا.
En karmaşık yarı mühimmat ise hedefini bulan mermilerdi.كانت أفضل الذخائر هي الصب من الرصاص.
Karmaşık ekonomik ve kurumsal faktörler Japonya’nın savaş sonrası büyüme faktörlerini oluşturdu.Fatores econômicos e institucionais complexos afetaram o crescimento do Japão no período pós-guerra.
Yapılan anestezinin türü, hasarın karmaşıklığına bağlıdır.O tipo de anestesia utilizada depende da complexidade da lesão.
Karmaşık bir sistemde, bu tür gereksinim listeleri yüzlerce sayfaya kadar sürebilir.Em sistemas complexos tais listas de requisitos podem chegar a centenas de páginas.
Demir Tahtı'ı ele geçirmek üzere başlayan iç savaş daha da karmaşık bir hale gelir.A guerra civil para conquistar o Trono de Ferro se torna mais complexa.
Bireysel yatırımcıların etkileşimleri sayesinde borsanın karmaşıklığı bir bütün olarak belirir.Através das interações de investidores individuais a complexidade do mercado com um todo emerge.
Malurus leucopterus karmaşık sosyal gruplar hâlinde yaşar.O cavalo losino vive em grupos sociais estáveis.
Konu derinlemesine incelendiğinde çok yönlü bir karmaşık yapı karşıya çıkmaktadır.Mas se você olhar mais profundamente, existe uma diferença crucial.
Teori içeriğinin geniş analizi karmaşıktır.Análises adicionais do conteúdo da teoria são complicadas.
Mısırlıların insan ruhu kavramı oldukça karmaşıktı ve inanışa göre ruh farklı parçalardan müştekildi.Os egípcios tinham uma concepção complexa da alma humana, que segundo eles, consistia em várias partes.
Mısır tanrıları ve tanrıçaları birbirleriyle karmaşık ve değişkin bir dizi ilişki ile bağlıdırlar.As divindades egípcias estão conectadas em um conjunto complexo e mutável de relacionamentos.
Klitoris karmaşık bir yapı olup büyüklüğü ve hassasiyeti kişiden kişiye değişebilir.O clitóris é uma estrutura complexa de tamanho e sensibilidade variáveis.
Lohan'ın ailesinin karmaşık bir geçmişi vardır.Os pais de Lohan tiveram uma vida muito turbulenta.
Non-Newtonian akışkanlar daha karmaşık, doğrusal olmayan gerilme-deformasyon davranışı.Os fluidos não newtonianos têm um comportamento mais complexo e não linear.
Sistem Dinamiği karmaşık sistemlerin zaman içindeki davranışlarını anlamaya yarayan bir yaklaşımdır.Dinâmica de Sistemas é uma abordagem para entender o comportamento de sistemas complexos no tempo.
Tamamiyle karmaşıktır.Inacreditavelmente complexa.
Bu elemanlar basit veya istenildiği kadar karmaşık olabilir.As propostas podem ser simples ou complexas tanto quanto o necessário.
Satürn kalın ve karmaşık bir atmosfer tabakası ile çevrilidir.Mercúrio é rodeado por uma tênue atmosfera.
Cinsin taksonomisi karmaşıktır.A taxonomia do gênero é complexa.
Yukarıdaki denkliklerin karmaşık sayı biçimleri Euler denkleminden gelir.As formas complexas nas definições acima são provenientes da Fórmula de Euler.
Aritmetik fonksiyon: pozitif tam sayılardan karmaşık sayılar içine bir fonksiyondur.Função aritmética: Uma função dos números inteiros nos complexos.
Bu sonuçlarda, SHA-0 saldırısının karmaşıklığı 240 olarak açıklandı.Tal ataque poderia encontrar colisões em SHA-0 em 239 operações.
Bunlar basit yapılı ya da karmaşık olabilirler.Pode ser simples ou composta.
Aynı zamanda iki veya daha fazla alt birimden yapılmış protein karmaşıklarını (ing:complex) da ifade eder.Pode também referir-se a complexo de proteína feito de dois ou mais subunidades proteicas.
Büyük sayılarla karmaşık hesaplamaları akıldan yapabilmektedir.Conhecendo-os podemos economizar muitos cálculos.