Nemli hava kuru havadan daha hafiftir ve bu kararsız durum yaratır.A nedves levegő ritkább, mint a száraz, ezáltal mindig ez utóbbi fölé emelkedik.
Hadronlar rezonans olarak bilinen kararsız durumlara sahiptirler.Hicks eszméletlen a nyugtatóktól.
Atom bu durumda kararsızdır.Tällöin ilmakehä on epävakaa.
Boş durmuyordu, kararsız biri değildi.Hän ei polttanut ja oli absolutisti.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.Asia edellytti kuitenkin myös parlamentin päätöstä.
Kararsızlığı ile bilinir.Hänet tunnettiin ankaruudestaan.
Kararsız oy kullananlar eşit olarak dağıtıldı.Aatelissäädyn edustajia ei valittu lainkaan vaaleilla.
Kararsızlığı ve kimlik bunalımları sonraki yıllarda ortaya çıkacaktır.Επιπρόσθετες μαρτυρίες και αναφορές προέκυψαν κατά τα επόμενα χρόνια.
Ayrıca kırkın üzerinde radyoaktif bozunuma uğrayan kararsız izotop bulunur.Υπάρχουν επίσης περισσότερα από 40 ασταθή ισότοπά του, τα οποία υφίστανται ραδιενεργό διάσπαση.
Atom bu durumda kararsızdır.Ο αντιδραστήρας βρισκόταν πλέον σε ασταθή κατάσταση.
Sabit akımları genellikle aksi benzer kararsız akışları daha uysal bulunmaktadır.Disse metoder er ofte hurtigere end at få ægte tilfældighed fra systemet.
Ayrıca kırkın üzerinde radyoaktif bozunuma uğrayan kararsız izotop bulunur.Herudover kendes over 40 ustabile isotoper, som gennemgår radioaktivt henfald.
Beran'ın demokrasiye karşı kararsız bir tutumu olmuştur.Beran var noe ambivalent innstilt overfor demokrati.
Kararsızlığı ile bilinir.Det er ellers kjent for sine turmuligheter.
Bu söylence kararsızlığın başlı başına bitimsiz bir ceza olduğunu anlatır.Den internasjonale situasjonen gjør at han får en urimelig lang dom.
Kararsız sıralama algoritmaları özellikle kararlı olacak biçimde uygulanabilir.Algoritme sorting yang tak stabil dapat secara khusus diimplementasikan pada yang stabil.
Ayrıca kırkın üzerinde radyoaktif bozunuma uğrayan kararsız izotop bulunur.Ada juga lebih dari 40 isotop tidak stabil yang menjalani peluruhan radioaktif.
Para, özellikle 1998 Rusya mali krizinde, 1990'ların sonunda aracılığıyla kararsız olmaya devam etmiştir.Hryvnia tetap tidak stabil hingga akhir 1990-an, terutama pada Krisis Keuangan Rusia 1998.
Sabit akımları genellikle aksi benzer kararsız akışları daha uysal bulunmaktadır.Các dòng chảy ổn định thường dễ xử lý hơn các dòng chảy không ổn định tương đương.
Kararsız plajlar genellikle insan etkisinin (dalga kıran) bir sonucudur.Đơn vị cơ sở của trục không gian là phân đoạn sản xuất (thường là phần không gian trên mặt bằng).
Diğerleri ise kararsız kalmıştır.Những người còn lại đều bất tỉnh.
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.本当にこのことに就いて議論する者は,それに疑間を抱いている。
Diğer kusurlar gibi lokalize değildirler ve kararsızdırlar.これらの欠陥は、他の欠陥のように局所的なものではなく、また不安定である。
BH3 sulu çözeltileri, son derece kararsızdır.KF3が非常に分厚い。
Jeans kararsızlığı yıldızlararası gaz bulutlarının çöküşü ve ardından gerçekleşen yıldız oluşumunun nedenidir.ジーンズ不安定性(ジーンズふあんていせい、英: Jeans instability)は、星間ガス雲収縮の原因であり、その結果として星形成を誘発する。
Oluşan parçacık kararsız ise bozunma süreci devam eder.もし生成された粒子が安定でないなら、その崩壊過程は継続する。
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.会社側もこれを黙認した。
Ve şov dünyası hakkında kararsız duyguları gelişti.ピアノ演奏に関して統合失調感情障害に陥った。
Modülasyon kararsızlığı işlemi gürültülüdür.母音の無声化が盛んである。
Yarı kararsız olan barış yaz boyunca devam etti.経済は夏中通して不安定な状態が続いた。
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.为尔撒而争论的人,对于他的被杀害,确是在迷惑之中。
Hidrojen-4 hidrojenin kararsız izotopudur.氦-4是穩定同位素。
Ancak bunların en yaygın kullanılanı kütle kararsız modudur.这些都是最常见的无衬线体。
Bu olaylardaki kestirilemezlik, kararsız dinamik sistemler ve de kaos teori ile açıklanabilir.这些现象中的不可预测性可由动力系统和混沌理论证明。
Bu değer değişimi—veya kararsız durum—tekrarın karakteristiğidir.这种改变赋值——或者叫做可变状态——是迭代的特征。
Budist görüşe göre, tüm olgular değişken, kararsız ve geçicidir.作为佛教经典的一部分,所有的事物都应该被视为短暂而易逝的。
Nemli hava kuru havadan daha hafiftir ve bu kararsız durum yaratır.潮湿的空气比周围的干燥空气轻,造成不稳定的情况。
III. Osman tecrübesiz ve kararsız bir hükümdardı.腓力三世是一个性格软弱、优柔寡断的国王。
Naqadriah son derece kararsız ve radyoaktiftir.鿫原子具有放射性,極不穩定。
Boş durmuyordu, kararsız biri değildi.他并不懒散,他也不墨守成规。
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.한편, 국회 역시 상황은 매한가지다.
Rupert bu aşamada nasıl devam edeceğine dair kararsız kalır.이는 랠리가 더욱 오래 진행되도록 하려는 취지로 시행된다.
Boş durmuyordu, kararsız biri değildi.그는 가난했지만, 불평하지 않았다.
Ve şov dünyası hakkında kararsız duyguları gelişti.극의 전개 과정에서 개연성이 떨어졌다는 비판을 받았다.
Boş durmuyordu, kararsız biri değildi.הוא בא לא-חמוש; לא הייתה לו ברירה.
Hassaslığı ve kararsızlığı yaratıyor, hangi film türü olursa olsun özellikle animasyon filmleri için.זה יוצר את הרגישות, את המתח, לא משנה איזה סרט זה, במיוחד סרט אנימציה.
Sauron'un güçleri kararsızlığa, korkuya ve dehşete kapıldı.העין של סאורון הפכה לסמל של דיכוי ופחד.
Mach yansıması, kararlı, sahte kararlı ve kararsız akışlarda var olabilir.השתקפות מאך יכולה להתקיים בתנועות יציבות, פסאודו-יציבות ובלתי-יציבות.
Diğerleri ise kararsız kalmıştır.הנותרים היו מיואשים.
BH3 sulu çözeltileri, son derece kararsızdır.Необходимостта от големи количества хелий-3 още отсъства.
Ali ise bu konuda kararsız ve çekingendir.В това отношение Мария остава твърда и непоклатима.
Onun cinselliğe karşı olan kararsızlığı sonunda erkeği uzaklaştırır.А неуспехите във външната политика окончателно сриват популярността му.
Ancak bunların en yaygın kullanılanı kütle kararsız modudur.Един от най-използваните е неодимовият магнит.
Diğer taraftan Kutusov kararsız ve hareketsizdi.Diaspor je nerozpustný a netaviteľný.
Buna ek olarak, yaklaşık otuz kararsız izotop ve izomer bilinmektedir.Poznáme približne 20 nestabilných izotopov radónu.
Oldukça kararsız diğer izotoplar (4H - 7H) laboratuvar koşullarında sentezlenmiştir.Izotopi od 4H do 7H imajo zelo nestabilna jedra in so jih pridobili samo v laboratoriju.
Boş durmuyordu, kararsız biri değildi.Počutila sem se izpraznjena, brez moči.
Diğer taraftan Kutusov kararsız ve hareketsizdi.Reverz je bil gladek in brez napisa.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.S tem je bil parlament tudi formalno ukinjen.
Sabit akımları genellikle aksi benzer kararsız akışları daha uysal bulunmaktadır.Proaktivne dejavnosti so po navadi bolj učinkovite kot reaktivni ukrepi.