karar vermek ile cümle
karar vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Artık karar vermek zorundadır.Nun muss sie sich entscheiden.
Sami, yaşlı adama nasıl davranacağına karar vermeke çelişkiler içinde kalır.Ernst ist unsicher, wie er sich seinem Sohn gegenüber verhalten soll.
Plan (P): İş akışına karar vermek, belirlemek.In: Business Destinations – Make travel your business.
Henüz ay üzerinde yeterli zaman harcanmadı aya ait yerçekimi yeterli mi değil mi karar vermek için.Doch nun machen sie sich ernsthafte Sorgen, ob sie noch stimmgewaltig genug sind.
Artık karar vermek zorundadır.Maintenant je dois décider.
Sami, yaşlı adama nasıl davranacağına karar vermeke çelişkiler içinde kalır.Stella doit prendre une décision importante au sujet de son ex-copain.
Bu sorular sanıkların kaderine karar vermek içindir.C’étaient donc elles qui déterminaient le sort des prisonniers.
Hangisini alacağımıza karar vermek bizim için zor.Es difícil para nosotros decidir cuál comprar.
Geçerli SYN cookie olup olmadığına karar vermek için s yi tekrar hesaplar.Recalcula s para determinar si este es un SYN cookie válido.
Sandy evliliğini kurtarmak için hayati önem taşıyan bir karar vermek zorunda kalır.Stan decide que sólo queda una cosa por hacer si quiere salvar su matrimonio.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.No pudiendo ir a la universidad, hubo de ponerse a trabajar.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.Es fácil dejar de fumar si sabes cómo.
Bir şeyler konusunda karar vermekte güçlük çeker.Es un hábito para decidir ante determinadas situaciones.
Nereye gideceğine karar vermek zor.È difficile decidere dove andare.
2. Hukuk karar vermek zorundadır; adalet, hakkında karar verilemez.La volontà non determinata da ragione è arbitrio; la legalità può non essere la giustizia.
Sandy evliliğini kurtarmak için hayati önem taşıyan bir karar vermek zorunda kalır.Orson decide di fare tutto il possibile per salvare il proprio matrimonio.
Artık karar vermek zorundadır.Ma ora deve farlo.
Karar vermek size kalmış.Вам решать.
Şimdi karar vermek zorunda olduğunuz zaman.Сейчас время, когда вы должны принять решение.
Şu anda karar vermek zorunda değilsin.Ты не должен решать прямо сейчас.
Neyin öğrenileceğine karar vermek ve yeni bilginin anlamı, değişen gerçekliğin bakış açısına göre değişebilir.Выбор чему учиться и смысл поступающей информации воспринимается через призму изменяющейся реальности.
Bu sorular sanıkların kaderine karar vermek içindir.Вот те вопросы, которые будут определять судьбу обвиняемого.
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Ведь за выход отвечаешь ты, тебе и решать!»
Kuşatmanın hangi yönde kırılacağı konusunda karar vermek güçtü.По-видимому, Ли не уточнил, на каком именно участке дорогу надо разрушить.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.يبدأ الإقلاع عن التدخين باتخاذ القرار بالتوقف عن التدخين.
Parlamentonun görevi ilçeyi ilgilendiren konularda karar vermek ve ilçe yetkililerini seçmektir.إن مهمة مجلس النواب هي أن يعطي القرار في الموضوعات المتعلقة بالمدينة ويختار مسؤولي المدينة .
Otomatikleştirilmiş karar desteği: Otomatikleştirilmiş kararlar için kriter oluşturmayla karar vermektir.دعم القرار الآلي: وضع معايير للقرارات الآلية.
Bu sorular sanıkların kaderine karar vermek içindir.Estas perguntas são para decidir o destino do acusado.
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Também vos está vedado fazer adivinhações com setas, porque isso é uma profanação.").
Artık karar vermek zorundadır.Agora, eles têm de tomar uma decisão.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.Ela decide parar de fumar e se conciliar.
Bu sorular sanıkların kaderine karar vermek içindir.Dat zijn de vragen die het lot van de beschuldigde moeten bezegelen.
Bu konuda karar vermek de devletindir.Maar het is aan het land zelf om daarover te beslissen.
Hangi bebeğin tedavi edilmeyi gerektirecek düzeyde hasta olduğuna karar vermek çok önemlidir.Voor elke individuele patiënt moet bepaald worden welke behandeling het meest gepast is.
Artık karar vermek zorundadır.Po będzie musiał wybrać.
Artık karar vermek zorundadır.Han säger att hon måste välja.
Bu konuda karar vermek de devletindir.Varje delstat är själv suverän att besluta om detta.
Bu, en basit anlamda buyruk kümesi mimarisine karar vermektir.Från minsta knapp till den hierarkiska ordningen.
Yurt içi ve dışında irtibat büroları,temsilcilikler,bölge müdürlükleri açılması ve kapatılmasına karar vermek.Det är den höga representanten som beslutar om att öppna eller stänga delegationer.
2. Hukuk karar vermek zorundadır; adalet, hakkında karar verilemez.Låta rättvisan ha sin gång – Överlåta till rättsväsendet att avgöra en fråga.
Geçerli SYN cookie olup olmadığına karar vermek için s yi tekrar hesaplar.Přepočítá s, aby zjistil, zda je SYN-cookie platná.
Neyin öğrenileceğine karar vermek ve yeni bilginin anlamı, değişen gerçekliğin bakış açısına göre değişebilir.Vybíráme si co se budeme učit a význam přijímané informace nahlížíme přes objektiv měnící se reality.
Toy etme; Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı yaparlardı.Své náčelníky volili, pro zásadní rozhodnutí svolávali velké sněmy.
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Věru, to jsou labutě vznešené a můžete vskutku doufat v jejich přímluvu!"
Artık karar vermek zorundadır.El este cel care trebuie să decidă.
Hangi bebeğin tedavi edilmeyi gerektirecek düzeyde hasta olduğuna karar vermek çok önemlidir.Psihologul este persoana în măsură să stabilească de ce tratament are nevoie bolnavul.
Artık karar vermek zorundadır.Most döntenie kell.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Viszont közölték, hogy hiába akar egyetemre menni, büntetésül nem tanulhat tovább.
Artık karar vermek zorundadır.Nyt näyttää siltä, että päätti.
Toy etme; Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı yaparlardı.Τα παιδιά αφομοίωναν τα αντικείμενα έτσι ώστε να ανταποκρίνονται στις δικές τους νοητικές δομές.
Bu sorular sanıkların kaderine karar vermek içindir.Det er disse spørgsmål, der kommer til at besegle den anklagedes skæbne.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Nu ikke længere noget med at drive den af på universitetet eller i byen, nu skal der arbejdes.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Da reist de vekk for å gå på skole eller for å få seg arbeid.
Neyin öğrenileceğine karar vermek ve yeni bilginin anlamı, değişen gerçekliğin bakış açısına göre değişebilir.Forståelsen av hva vitenskap er og hvordan kunnskap blir til har endret seg gjennom historien.
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.Oleh karena itu, setelah ia lulus sekolah menengah, ia memutuskan untuk pergi dan menghasilkan uang.
Sami, yaşlı adama nasıl davranacağına karar vermeke çelişkiler içinde kalır.Nhưng Sam cương quyết đồng hành cùng cậu chủ của mình.
Bu konuda karar vermek de devletindir.この問題を決めるのは政府だよ!
Artık karar vermek zorundadır.なので今決めている。
O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık.大学入試には合格していたものの、大学へ進むかどうか迷っていた。
Geçerli SYN cookie olup olmadığına karar vermek için s yi tekrar hesaplar.^ 袴田が幸造の実の息子だと知っていて依頼をする。