karar vermek ile cümle
karar vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Başka bir karar vermek için onu bekliyoruz.We are waiting for him to make another decision.
Karar vermek için bir dakikan var.You have one minute to decide.
Şu anda karar vermek zorunda mıyım?Do I have to decide right now?
Neden karar vermek zorundayım.Why do I have to decide?
Hemen karar vermek zorunda değilsin.You don't have to decide right away.
Dan kime inanacağına karar vermek zorundaydı.Dan had to decide whom to believe.
Bugün karar vermek zorunda mıyız?Do we have to decide today?
Neden buna bugün karar vermek zorundayız?Why do we have to decide this today?
Benim açımdan, güvenli bir şekilde karar vermek mümkün değil.From my point of view, it's not possible to make a decision safely.
Ne zaman taşınacağımıza karar vermek zorundayız.We're forced to decide when we'll move.
Karar vermek kolaydı.The decision was easy to make.
Tom hemen karar vermek zorunda değil.Tom doesn't have to make up his mind right now.
Tom derhal karar vermek zorunda değil.Tom doesn't have to decide right now.
Tom bugün karar vermek zorunda değil.Tom doesn't have to decide today.
Biz bulaşıkları kimin yıkayacağına karar vermek için kaya, kağıt, makas oynadık.We played rock, paper, scissors to decide who would do the dishes.
Karar vermek kolay olmayacak.It's not going to be easy to decide.
Nerede yemek yiyeceğimize karar vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to decide where to eat.
Tom karar vermek zorunda.Tom has to make a decision.
Karar vermek çok zor.It's so hard to decide.
Tom 20 Ekime kadar karar vermek zorunda.Tom has until October 20th to decide.
Buna şimdi karar vermek zorunda değilim.I don't have to decide that now.
Tom önemli bir karar vermek zorunda.Tom has to make an important decision.
Hemen karar vermek zorunda değiliz.We don't have to decide right away.
Karar vermek için biraz daha zamana ihtiyacım var.I need a bit more time to decide.
Karar vermek için daha fazla zamana ihtiyacım var.I need more time to make up my mind.
Karar vermek için yarına kadar süren var.You have until tomorrow to decide.
Karar vermek için üç dakikan var.You've got three minutes to decide.
ORT, Rusya'yı temsil edecek sanatçı ve şarkıya karar vermek için bir iç seçim yaptı.ORT held an internal selection in order to decide the artist and song that would represent Russia.
Bu sorular sanıkların kaderine karar vermek içindir.These questions are to decide the fate of the accused.
Plan (P): İş akışına karar vermek, belirlemek.Plan (Pn): deciding on a course of action.
Artık karar vermek zorundadır.He must make a choice now.
Bu karşılaşma hangi kulübün Başbakanlık Kupası'na katılacağına karar vermek amacıyla düzenlenmiştir.Yes, we worry about what the opening box office is going to be.
Vietnam başkanlığına Politbüro hükümet politikası karar vermektedir.The presidency of Vietnam is a ceremonial position and the Politburo decides government policy.
Daha fazla para basmaya veya daha az para basmaya karar vermek.Either deciding to print more of it, or deciding to print less (printing money).
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Instead of deciding whether or not you believe in God, first you do something.
O artık bir daha karar vermek için kendini güvenilir.He no longer trusted himself to decide any more.
Sizin göreviniz bu fazladan yedi buçuk dakikayı nasıl geçirmek istediğinize karar vermek.Your mission is to figure out how you want to spend your extra seven and a half minutes.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Average citizens often were chosen for citizen juries to decide on critical matters of the day.
Bu durumda yapmanız gereken kimin umursadığına karar vermektir.So what you need to do is figure out who does care.
Çalışma saatlerinize, nerede ve ne zaman çalışacağınıza kendiniz karar vermek ister misiniz?Do you want to set your own work hours and decide where and when you work?
Eğer o bilgiler zihninizin ucundaysa, bilerek karar vermek daha kolay olur.If we have those facts at our mental fingertips, we're going to be able to make informed decisions.
Mesele sadece böyle bir şeyi yapmaya karar vermekte.It's basically a matter of deciding to do it.
Hangi taş ile nereye hamle yapacağımıza karar vermekte ne kadar iyiyiz?How well are we doing determining what piece to move where?
Şimdi önemli olan, şuna karar vermek: Bırakalım bir tek programcılar mı kullansın?The question for us now is, are we going to let the programmers keep it to themselves?
Kısaca yarının bugünden daha güzel olacağına karar vermek ve bunu uygulamak demek, girişimcilik.In short, it's deciding that tomorrow can better than today and going after that.
Birşeyin statik yani hareketsiz olduğunu karar vermek için neleri bilmeliyiz? -In order for something to be static, where it's not moving-- what do we know about it?
Daha sonra, bu karakteri nasıl çizmek istediğine karar vermek istersin.And then you want to decide: How are you going to draw the character?
Yetkililer idam istemi ile senin hakkında karar vermek üzere toplantı halindeler."O Moses," he said, "the chiefs are deliberating to kill you.
Bu değer KMail Karşılaması' nın gösterilip gösterilmeyeceğine karar vermek için kullanılır.This value is used to decide whether the KMail Introduction should be displayed.
UAD karar vermek yerine sadece "tavsiye niteliğinde görüşler" bildiriyor.The ICJ does not hand down verdicts but gives only "advisory opinions".
Konu üzerinde her AB üyesi kendi politikasına karar vermekte özgür.Each EU member state is free to decide its policy on the issue.
Her iki şekilde de, SPS'nin karar vermek için Eylül ayı ortasına kadar vakti bulunuyor.Either way, the SPS has until mid-September to decide.
Bulatoviç, hükümetin karar vermekte fazla acele ettiğini de sözlerine ekledi.He also added that the government moved too quickly with the decision.
Başkanın görevi şu konularda karar vermektir: [1]The duty of the president is to decide upon[27]:§31
Hepsi ne yapacaklarına karar vermek için bir araya geldi.They all met to decide what to do.
İkincisi, kamu sorunlarına en iyi çözüm, çoğunluğun görüşüne göre karar vermektir.Second, that public issues are best decided by majority view.
Sonunda, hükümet karar vermek için bir komisyon kurdu ve Barotse kaybetti.[1]Eventually, the Government set up a Commission to adjudicate, and the Barotse lost.[1]
Tom karar vermek zorunda.Tom muss eine Entscheidung treffen.
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Und eure Speise ist ihnen erlaubt“ (Sure 5:5).
Bu sorular sanıkların kaderine karar vermek içindir.Diese Fragen haben das Schicksal des Häftlings zu entscheiden.