karar vermek ile cümle
karar vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Oraya gidip gitmeyeceğimize karar vermek sana bağlı.It is up to you to decide whether we will go there or not.
Ne yapacağına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide what to do.
Şimdi toplantı için yer hakkında karar vermek gerekli değil.It isn't necessary to make a decision now about where we'll meet.
Madem ki yetişkinsin, ne yapacağına karar vermek senin görevin.Now that you are grown-up, it is up to you to decide what to do.
İlk olarak isim üzerinde karar vermek zorundayız.In the first place we have to decide on the name.
İş için kimi seçeceğine karar vermek sana kalmış.It rests with you to decide whom to choose for the job.
Bu konuda karar vermek size kalmış.It's up to you to decide the matter.
Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.Let's draw lots to decide who goes first.
Karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide.
Gitmek isteyip istemediğinize karar vermek size kalmış.It's up to you to decide whether or not to go.
Olup olmadığına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide whether or not.
Şimdi karar vermek zorunda olduğunuz zaman.Now is when you have to make up your mind.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
Erken sabah karşılama masasında ilk kimin gideceğine karar vermek için kura çektik.We drew lots to decide who would go first at the early morning reception desk.
Bu çatı eğimi hakkında ne yapacağına karar vermek çok önemlidir.It is very important to decide what to do about the slope of the roof.
Karar vermek size kalmış.It's for you to decide.
Tom'un karar vermek için sadece bir haftası var.Tom has only a week to decide.
Tom zor bir karar vermek zorundaydı.Tom had to make a difficult decision.
Tom karar vermek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to make a decision.
Bir karar vermek için henüz yeterli bilgimiz yok.We don't have enough information yet to make a decision.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmıştır.It's up to you to decide what to do.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide what to do.
Oraya gidip gitmeyeceğimize karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide whether we'll go there or not.
Böyle bir karar vermek kolay bir şey değil.Making such a decision is not an easy thing.
Bir karar vermek zorundayım.I have a decision to make.
Yarın geceye kadar karar vermek zorundayız.We have till tomorrow night to decide.
Ben bir karar vermek zorundaydım.I had to make a decision.
Kazanana karar vermek için oy kullanacağız.We will vote to decide the winner.
Biz daha sonra bir karar vermek için Tom'la konuşacağız.We'll talk to Tom then make a decision.
Şu anda karar vermek zorunda değilsin.You don't have to make up your mind right now.
Yapman gereken tek şey karar vermek.All you have to do is decide.
Sağlıklı bir karar vermek için yeterli bilgim yok.I don't have enough information yet to make a good decision.
Hemen karar vermek zorundaydım.I had to decide right then and there.
Ne yapacağıma karar vermek zorundayım.I have to decide what to do.
Buna kendin için karar vermek zorundasın.You have to decide that for yourself.
Karar vermek için otuz dakikan var.You have thirty minutes to decide.
Sabaha kadar karar vermek zorundasın.You have until morning to decide.
En büyük sorunum daha sonra ne yapmam gerektiğine karar vermektir.My biggest problem is deciding what I should do next.
Benim en büyük sorunum ne giymem gerektiğine karar vermektir.My biggest problem is deciding what I should wear.
Bir dahaki sefere ne yapacağıma karar vermek en büyük sorunumdur.My biggest problem is deciding what to do next.
Bugün karar vermek zorundayız.We have to decide today.
Bu gece gideceğim yere karar vermek benim için zor.It's hard for me to decide where to go tonight.
Karar vermek zorundayız, ve saire!We have to decide, and soon!
Yarın, çok önemli bir karar vermek zorundayım.Tomorrow, I have to make a very important decision.
Ne zaman başlayacağımıza karar vermek zorundayız.We've got to decide when we'll start.
Onların teklifini kabul edip etmeyeceğimize karar vermek için üç saatimiz var.We have three hours to decide whether we're going to accept their offer.
Karar vermek senin ellerinde.The decision is in your hands.
Karar vermek için çok erken.It's too early to decide.
Tom yakında bir karar vermek zorunda.Tom has to make a decision soon.
Tom zor bir karar vermek zorunda kaldı.Tom had to make a tough decision.
Nereye gideceğine karar vermek zor.It is difficult to decide where to go.
Yakında bir karar vermek zorundayız.We have to make a decision soon.
Sen bir karar vermek zorundasın.You have to make a decision.
Çabuk karar vermek iyi olur.It would be good to decide quickly.
Şimdi ona karar vermek zorunda mısın?Do you have to decide that now?
Tom bir karar vermek zorunda kaldı.Tom had to make a decision.
Tom gerçekten gitmesinin gerekip gerekmediğine karar vermekte sorun yaşıyor.Tom is having trouble deciding whether or not he really needs to go.
Karar vermek sadece Tom'un biraz zamanını aldı.It only took Tom a moment to decide.
Karar vermek için sadece 24 saatim kaldı.I only have 24 hours left to decide.
Karar vermek için sadece 24 saatin kaldı.You only have 24 hours left to decide.