Genel itibariyle Romanya ekonomisi, daha karamsar tahminlerin aksine hızlı bir ilerleme gösteriyor.Overall, the Romanian economy is cruising at a fast pace, defying less optimistic forecasts.
Ekonomik kriz ve yıl için öngörülen karamsar ekonomi tahminlerinin de zararı oldu.The economic crisis and grim economic forecasts for the year ahead have also taken their toll.
Ancak bütün haberler de karamsar değil.Not all the news is gloomy.
Ancak bu karamsar ortamda, bazı analistler umutlu.Amid the feeling of gloom, however, some analysts are hopeful.
İşsizler arasında karamsar ve kabullenmiş bir hava hakim.The mood among the unemployed is grim – and resigned.
Ama haberciler bilmeceler dolu, anlaşılmaz ve karamsar sözler içeren kehanetlerle geri döndüler.But the messengers returned with report of oracles, riddling, obscure, and darkly-worded.
Dr Armaan aşkını kaybettiği gerçeğiyle baş edemez ve karamsarlaşır.Dr Armaan cannot cope with the fact that he has lost his love and becomes gloomy.
Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir.Insgesamt war sein Werk durch Pessimismus und starker Melancholie geprägt.
Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı.Es ist kalkmeidend, lichtliebend und ein Säurezeiger.
Karamsar olmasına rağmen iyi bir arkadaştır.Il est assez peureux même si c'est un bon ami.
Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı.Lévesque, standard et gravure du Lévesque.
Karamsar olmasına rağmen iyi bir arkadaştır.Sin embargo, a pesar de su personalidad difícil, es un buen compañero.
Köyün sözlüğünde küsmek, karamsarlığa kapılmak yoktu.La Oración dominical no se enseñaba a cualquiera.
Neden bu kadar karamsarsın?Perché sei così pessimista?
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Ma non sembra mai pesante ".
Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı.Che dolcissimo, imperdibile disco, che atmosfera meravigliosa.
Mussolini'ye sorunlar hakkında karamsar bir rapor verdi.Nessun giornale, però, sapeva che cosa ne era stato di Mussolini.
Film sonlarındaki karamsar hava da dikkat çekicidir.Il livello qualitativo raggiunto negli effetti sonori del cinema, ad esempio, è strabiliante.
Dose.ca'den Leah Collins videonun hayalci ve karamsar olduğunu söyledi.قالت ليا كولينس من Dose.ca أن الفيديو هوائي ويائس.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Não parece tão durão".
Bu karamsarlığın içine batmayı seviyorum.Amo este espaço cênico.
Kara film aslında sık sık karamsar olarak tanımlanır.Film noir wordt vaak beschreven als in wezen pessimistisch.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Maar daarna voel je je alleen maar slecht."
Bu karamsarlığın içine batmayı seviyorum.De lepelaar foerageert hier graag.
12 yıl süren bu evlilik mutsuz ve karamsar olmasına yol açtı.Ich trwające 51 lat małżeństwo uchodziło za bardzo zgodne i udane.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."A nie jest to głupi przesąd”.
İzlenimcilerin ilk sergileri olan bu sergi, onları çok tatmin etmese de karamsarlığa da itmedi.Przykra wrzawa wokół tych pierwszych piosenkarskich prób nie zraziła go jednak.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Як на мене, не так вже й погано ви виглядаєте!»
Bilanço, Alman güçleri açısından daha karamsardı: 31 ölü, 11 yaralı.Німецька сторона зазнала значніших втрат (загалом: 31 особа загинула, одинадцять – було поранено).
Yani karamsar bir tutum içine girmişti.Входи були засипані ґрунтом.
Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir.Do svých děl vnáší vřelost a melancholii.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Ő nem olyan megfogó."
Kara film aslında sık sık karamsar olarak tanımlanır.Film noiria kutsutaan usein pohjimmiltaan pessimistiseksi.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Hän ei ansaitse siistiä tyrmäystä."
Kara film aslında sık sık karamsar olarak tanımlanır.Το φιλμ νουάρ συχνά περιγράφεται ως απαισιόδοξο.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Αλλά, δεν είναι ένα ηλίθιο κουνέλι."
Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir.I hendes breve er der en gennemgående tone af melankoli og religiøsitet.
Karamsarlığa gerek yok.Skal ikke ha uttoning.
Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir.I hans forfatterskap finnes det både en melankoli og dødslengsel.
Bu karamsarlığın içine batmayı seviyorum.Tanaman ini acapkali suka menggerombol.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Mereka sama sekali tidak berguna."
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Y không hoàn toàn là một kẻ xấu".
Mussolini'ye sorunlar hakkında karamsar bir rapor verdi.ムサシにとびきりのネタをプレゼントした。
Gotik metal, "gotik rock'ın karanlıklığı ve karamsarlığının heavy metal ile karışımı" olarak da tanımlanır.ゴシックメタルは「ヘヴィメタルにゴシック・ロックの暗黒性、耽美性が加わったもの」とも表現されてきた。
Gotik metal, "gotik rock'ın karanlıklığı ve karamsarlığının heavy metal ile karışımı" olarak da tanımlanır.哥特金属可描述为“哥特摇滚的黑暗忧郁与重金属乐的结合”。
Bilanço, Alman güçleri açısından daha karamsardı: 31 ölü, 11 yaralı.총 독일 사단의 사상자는 37명 사망, 114명 부상 및 11명 실종이었다.
Karamsar olmasına rağmen iyi bir arkadaştır.אך בעת צרה הוא חבר טוב.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."На моменти това въобще не е забавно."
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Niekoho, kto nie je taký zlomyseľný."
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Aber ich bin auch nicht pessimistisch, denn ich weiß, dass man nicht viel braucht, um sie zu aktivieren.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Ale nie jestem pesymistką, bo wiem, że nie trzeba wiele aby je naładować energią.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.De nem vagyok pesszimista sem, mert tudom, hogy nem kell sok ahhoz, hogy feltöltsük őket.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.În acelaşi timp nu sunt pesimistă, pentru că ştiu că nu e nevoie de mult pentru a le mobiliza.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.하지만 저는 비관적이 아닌데 그 이유는 그들에게 희망을 불어 넣는 것은 힘든일이 아니기 때문입니다.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Maar ik ben niet pessimistisch, want ik weet dat er niet veel nodig is om ze op te laden.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Mas também não sou pessimista, porque sei que não é preciso muito para as motivar.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Men jeg er heller ikke pessimistisk, fordi jeg ved, det ikke kræver særlig meget at få dem ladet op.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Namun saya juga tidak pesimis, karena saya tahu bahwa itu tidak sulit untuk membuat mereka bersemangat.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Pero no soy pesimista porque sé que no requiere gran esfuerzo infundirles ánimo.
Ama karamsar da değilim zira biliyorum ki onları harekete geçirmek çok da zor değil.Tuttavia non sono pessimista, perché so che non ci vuole molto per dare loro la carica.