karaciğer ile cümle
karaciğer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.음주는 간을 손상시키서 간암을 일으키고요.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Nagyon érdekes volt - és voltak idevágó cikkek.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Nếu bạn uống rượu, bạn hủy hoại gan, và dẫn tới ung thư gan.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Se bebemos, danificamos o fígado e assim surge o cancro do fígado.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Se bevi alcolici, danneggi il tuo fegato, e così arriva il cancro al fegato.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Si bebes alcohol, lesionas tu hígado, y el cáncer de hígado se desarrolla.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Si vous buvez, vous abimez votre foie, et le cancer du foie se développe.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Wenn Sie trinken, schädigen Sie Ihre Leber, und es entsteht Leberkrebs.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Εάν πίνετε αλκοόλ, καταστρέφετε το συκώτι σας, και τότε παρουσιάζεται καρκίνος του ήπατος.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Ако пиете, разрушавате черния си дроб, тогава се появява рак на черния дроб.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.Если вы пьете, вы вредите печени и развивается рак печени.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.אם אתה שותה, אתה פוגע בכבד, ואז מופיע סרטן הכבד.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.إذا شربت الكحول، تؤذي خلايا الكبد، ثم يحدث سرطان الكبد.
Eğer içki içerseniz, karaciğer dokunuzda hasara yol açarsınız, ondan sonra da karaciğer kanseri oluşur.そしてこれはとても興味深かったのですが
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Bạn có thể cầm lá gan trên tay, nhưng nó không hề có tế bào, chỉ là khung xương của lá gan.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Îl poţi ţine ca pe un ficat, dar nu are celule; e doar un schelet al ficatului.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Je kan het vasthouden als een lever, maar het bevat geen cellen meer, het is gewoon een skelet van een lever.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.손으로 들어보면 간 같지만 세포는 없습니다. 그냥 간의 골격일 뿐이죠.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Możesz traktować ją jako wątrobę ale nie ma ona komórek -- jest to tylko jej szkielet.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Můžete je držet jako játra, ale tento orgán nemá žádné buňky, je to jen kostra jater.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Podemos segurar nele como um fígado, mas não tem células, é apenas o esqueleto de um fígado.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Se lo puede sostener como a un hígado pero no tiene células; es sólo el esqueleto de un hígado.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Vi può sembrare un fegato ma non vi sono cellule; è solo l'impalcatura di un fegato.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Vous pouvez le tenir comme un foie, mais il n'a aucune cellule; ce n'est que le squelette d'un foie.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Μπορεί να θεωρηθεί ήπαρ, αλλά δεν έχει καθόλου κύτταρα, είναι απλά ένας ηπατικός σκελετός.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Вы держите в руках как бы печень, но у неё нет клеток, это только скелет печени.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Можете да го държите като черен дроб, но няма клетки, то е само един скелет на черния дроб.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.יש לו צורה של כבד אבל אין בו תאים. זהו שלד של כבד.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.يمكنك أن تمسكها كما تمسك الكبد، ولكنها خالية من الخلايا؛ إنها مجرد هيكل الكبد.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.細胞のない 形だけの肝臓です その肝臓を 血管樹を維持したまま
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke). Bir tür karaciğer kurdu.예,플루크(fluke,기생충이란 뜻도 있음)는 맞죠. 란셋 흡충입니다.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke). Bir tür karaciğer kurdu.Si, precisamente, la han vuelto loca.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke). Bir tür karaciğer kurdu.Да, просто особый паразит - ланцетовидная двуустка.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke). Bir tür karaciğer kurdu.כן. האקראיות של הידבקות בתולעת טפילית.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke). Bir tür karaciğer kurdu.نعم هي كذلك. مجرد ضربة حظ. ضربة حظ مجنون.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke). Bir tür karaciğer kurdu.それは 小さい脳虫です
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Da, e doar un parazit.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Igen, az.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Ja, das kann man so sagen.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Ja, hij heeft iets op zijn lever.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Ja, zelo podobno.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Kanske mer ett anfall.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Motá se, protože má motolici.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Oui, c'est par hasard, c'est un parasite.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Sì, è proprio un baco.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Sim, é apenas um verme.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Tak, to jest przywra. [ang. 'fluke' = 'przypadek' oraz 'przywra'].
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Ναι οφείλεται σε λάθος.
Evet, bu bir karaciğer kurdu (fluke).Да, има метил.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Ale nie. Bierze wątróbki, wkłada do słoika i zagotowuje. wkłada do słoika i zagotowuje.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Când face foie gras, ia ficatul, îl bagă într-un borcan și îl confiază.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Coge el hígado cuando saca el foie gras, los mete en este tarro y lo confita.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Dia mengambil hatinya ketika dia memanen foie gras, dia memasukkan hati itu ke wadah dan dia mengolahnya.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Han tar levern, han lägger den i burken och konserverar den i dess fett.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Hij neemt de lever wanneer hij zijn foie gras oogst, hij stopt ze in zo'n pot en hij konfijt het.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Il prend le foie quand il récolte les foie gras, Il les met dans un pot. et il les confit.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.그는 푸아그라를 생산 할 때, 거위 간을 바로 병에 넣어서 콩피 방식으로, 거위 원래 기름으로 조리해서 같은 기름에 보관하는 조리 방식으로 저장합니다.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Mas não. Ele tira o fígado quando recolhe o "foie gras", mete-o num frasco e põe-no a confitar.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Prende il fegato quando raccoglie il foie gras, lo mette in un barattolo e lo sottopone al "confit".
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Satoa korjatessaan hän ottaa maksan, tunkee ne tällaiseen purkkiin ja laittaa liemeen.