Tom bizim şirketimiz için çalışmayı düşündü, fakat yapmamaya karar verdi.Tom considered working for our company, but decided not to.
Mary işe geri dönmeye karar verse, Tom kesinlikle memnun olmaz.Tom certainly wouldn't be pleased if Mary decided to go back to work.
Tom kesinlikle anlık kararlar vermede iyidir.Tom certainly is good at making snap decisions.
Tom kesinlikle kötü bir karakter uzmanı.Tom certainly is a poor judge of character.
Tom Mary'ye karar verdiremiyor.Tom can't get Mary to make up her mind.
Tom balo için kime ricada bulunması gerektiğine karar veremiyor.Tom can't decide who he should ask to the prom.
Tom hangi yaklaşımı alacağına karar veremiyor.Tom can't decide which approach to take.
Tom gidip gitmemesi gerektiğine karar veremiyor.Tom can't decide whether he should go.
Tom nereye gideceğine karar veremiyor.Tom can't decide where to go.
Tom ne zaman gitmesi gerektiğine karar veremiyor.Tom can't decide when he should leave.
Tom ne yapacağına karar veremiyor.Tom can't decide what to do.
Tom ne alacağına karar veremiyor.Tom can't decide what to buy.
Tom karate öğretmeni Sensei'yi arar.Tom calls his karate teacher Sensei.
Tom karate hocasına "sensei" diyor.Tom calls his karate teacher Sensei.
Tom Mary'nin doğru karar verdiğine inanıyor.Tom believes Mary made the right decision.
Tom ve Mary, sonunda boşanmaya karar verdi.Tom and Mary finally decided to get divorced.
Tom'un doğru kararı vereceğine dair aklımda hiç şüphe yoktu.There was no doubt in my mind that Tom would make the right decision.
Ne yapmanız gerektiğine Tom karar versin.Let Tom decide what you need to do.
Tom okul için evden ayrıldığında hava hâlâ karanlıktı.It was still dark when Tom left home for school.
Tom eve vardığında, zaten hava kararmıştı.It was already dark when Tom got home.
Tom'un eşyaları kara borsadan aldığını işittim.I've heard that Tom buys things on the black market.
Tom ve Mary'nin o evi satın almamaya karar vereceklerini hissediyordum.I had a feeling that Tom and Mary would decide not to buy that house.
2.30'a kadar karar vermelisin.You need to make a decision by 2:30.
Bir karar vermek için henüz yeterli bilgimiz yok.We don't have enough information yet to make a decision.
Burası karanlık. Bir el fenerin var mı?It's dark in here. Do you have a flashlight?
Aniden bulutlar gökyüzünü kararttı.Suddenly clouds obscured the sky.
Bir kurbağayı bir kara kurbağasından ayırt edemem.I can't tell a frog from a toad.
Tom Mary'nin ne karakterde bir kadın olduğunu biliyordu.Tom knew what kind of woman Mary was.
Bazı insanların neden kara kedilerin uğursuz olduğunu düşündüğünü merak ediyorum.I wonder why some people think black cats are unlucky.
Kara ve güneşi görmek istiyorum.I want to see the land and the sun.
Hava karardı. Işığı açar mısın?It's become dark. Would you turn on the light?
Hava karardı. Lütfen benim için ışığı açar mısın?It's gotten dark. Please turn on the light for me.
Arabası diz boyu kara gömüldü.His car was stuck in knee-deep snow.
O, ailenin yüz karası.He's the black sheep of the family.
Niçin gitmemeye karar verdiğinizi hâlâ bana söylemediniz.You still haven't told me why you decided not to go.
İşinden ayrılmaya karar verdiğinden dolayı mutlu görünüyorsun.Now that you've decided to quit your job, you look happy.
Tom Mary'nin karar vermesine izin verecek.Tom will let Mary decide.
Orada ne olduğunu gördüğümüzde gitmeye karar verdik.When we saw what was happening there, we decided to leave.
Ben karanlıktan korkuyorum.I'm afraid of the dark.
Lütfen ne yapacağınıza karar vermeden önce zaman ayırın.Please take your time before deciding what to do.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmıştır.It's up to you to decide what to do.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide what to do.
Tom'un daha sonra ne yapacağına karar verme sorunu vardı.Tom had trouble deciding what to do next.
O, bir pilot olmak için kararını verdi.He made up his mind to become a pilot.
O, üniversitede tıp okumak için kararını verdi.He made up his mind to study medicine at university.
Tom arabayı satın almak için kararını verdi.Tom made up his mind to buy the car.
O her zaman karanlık bir havayla sarılır.He was always wrapped by a dark air.
Fırtınadan dolayı, kararlaştırılan zamanda varamadık.Because of the storm, we weren't able to arrive at the appointed time.
Sanırım Tom iyi bir karar verdi.I think that Tom has made a good decision.
Tom henüz karar vermedi.Tom hasn't yet made up his mind.
Aysız gece karanlıktı.It was a dark, moonless night.
Maria bir daha asla onu görmek için geri gelmemeye karar verdi.Maria decided to never come back to see him again.
Arkadaşımdan yardım istemeye karar verdim.I decided to ask my friend for help.
Herkes karamsar hissediyor.Everyone feels pessimistic.
Ne yapmak istediğine karar verdiğinde lütfen beni ara.Please call me when you have decided what you would like to do.
Sadece yeni bir deneyim kazanmak için Esperanto öğrenmeyi denemeye karar verdim.I decided to try to learn Esperanto, just to make a new experience.
Aktör yarım saatten az süre içinde beş tane karakter oynayacak.The actor will play five characters in less than half an hour.
Hacılarla gitmeye karar verdim.I decided to go away with the pilgrims.
Biri bu karakterin nasıl telaffuz edileceğini biliyor mu?Does anyone know how to pronounce this character?
Ona duygularımı itiraf etmek için yeterince kararlı değilim.I'm not determined enough to confess my feelings to her.