Birçok kişi yargıcın kararı ile aynı fikirde değildi.Many people disagreed with the judge's decision.
Arkadaşlarımın kararlarını yargılamamaya çalışırım.I try not to judge my friends' decisions.
Tom, hukuk fakültesine gitmeye karar verdi.Tom made up his mind to go to law school.
Tom karar veremez.Tom can't make up his mind.
Mary oğlunun evlenme kararına karşı çıktı.Mary opposed her son's decision to get married.
Tom içmeyi bırakmaya ve davranışını değiştirmeye karar verdi.Tom decided to stop drinking and reform his behavior.
Tatilimiz o kadar eğlenceliydi ki ekstra bir hafta kalmaya karar verdik.Our vacation was so much fun that we decided to stay an extra week.
Tom'un evlenme kararı ailesini şaşırttı.Tom's decision to get married surprised his family.
Çocuklar hava kararıncaya kadar dışarıda oynadılar.The children played outside until dark.
Mary elbiseyi alıp almayacağına karar veremiyor.Mary can't decide whether or not to buy the dress.
Akıllıca bir karar verdin.You made a wise decision.
Tom arkadaşlarla dışarı gitmektense ders çalışmanın daha akıllıca olacağını karar verdi.Tom decided it would be wiser to study than to go out with friends.
Vergilerin azaltılması kararını alkışladık.We applaud the decision to lower taxes.
Kara Orman keki doğal bir afrodizyaktır.The Black Forest cake is a natural aphrodisiac.
Kara Orman pastası doğal bir afrodizyaktır.The Black Forest gateau is a natural aphrodisiac.
Öncelikle karar verilmesi gerekenlere karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on what needs to be decided, then we split into two teams.
Onun ebeveynleri onun viyolonsel çalacağına karar verdi.Her parents decided that she would play the cello.
Bu hikayede iki ana karakter var.There are two main characters in this story.
Ana karakter adını bilmediğimiz bir adam.The main character is a man whose name we do not know.
Tatoeba'da günde 20 cümle yazmaya karar verdim.I've decided to write 20 sentences a day on Tatoeba.
Uzun boylu adam, yakasına pembe bir karanfil takmıştı.The tall man wore a pink carnation in his lapel.
Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakterini kullanarak gösterilir.Warning: unsupported characters are displayed using the '_' character.
Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakteri kullanarak gösterilir.Warning: unsupported characters are displayed using the '_' character.
Gözüm karardı.I blacked out.
Düşünmek için zamanım yoktu. Kanaate dayalı karar almak zorundaydım.I didn't have time to think. I had to make a judgment call.
Bir karar vermeden önce seçenekleri titizlikle düşünüp taşınmalıyız.We should weigh the options carefully before making a decision.
Romandaki karakterlerden biri bir bankayı soymak için acemice bir plan düşünüyor.One of the characters in the novel dreams up a half-baked plan for robbing a bank.
Hava kararmadan Tokyo'da olacağız.We will get to Tokyo before it gets dark.
Tom karar veremiyor.Tom can't decide.
Onlar düğünlerinin tarihine ve yerine karar verdi.They decided on the date and location of their wedding.
Lütfen bana karakolun nerede olduğunu söyleyin.Please tell me where the police station is.
İstifasını sunma kararı aldı.He decided to submit his resignation.
Sonunda denemeye karar verdi.He finally decided to try.
Karanlık olduğunda görmek için bir el feneri kullanabilirsiniz.When it's dark you can use a flashlight to see.
Ay sonunda işimi bırakmaya karar verdim.I decided to leave my job at the end of the month.
Ay sonunda işimden ayrılmaya karar verdim.I've decided to leave my work at the end of the month.
Filiberto çok cesur bir karakter göstermedi.Filiberto has not shown a very brave character.
Otobüsleri kullanmaktan vazgeçmeye karar verdiler.They agreed to stop using the buses.
Büyük bir saldırı başlatmaya karar verdiler.They decided to launch a major attack.
Ekstra yiyeceği geride bırakmaya karar verdiler.They decided to leave extra food behind.
Onlar kurşunu olduğu yerde bırakmaya karar verdiler.They decided to leave the bullet where it was.
Komitenin kararını nihai olarak kabul edeceklerini söylediler.They said they would accept the committee's decision as final.
Karar vermeyi severdi.He liked making decisions.
O, yeni bir iş almaya karar verdi.He agreed to take the new job.
O, kararından pişman değildi.He did not regret his decision.
Daha fazla beklememeye karar verdi.He decided not to wait any longer.
Karardan pişmanlık duyduğunu söyledi.He said he regretted the decision.
Hızlı kararlar vermeyi reddetti.He refused to make quick decisions.
Onu kimin görebileceğine yalnız karar verdi.She alone decided who could see him.
Douglas, kararın doğru olduğuna inandığını söyledi.Douglas said he believed the decision was correct.
Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.He explained later how he made this decision.
Asker talebi reddedemediğine karar verdi.The soldier decided he could not refuse the request.
O, dürüst, güçlü ve kararlar vermek için istekliydi.He was honest, strong, and willing to make decisions.
Bir karar verilmeli.A decision had to be made.
Başkan Truman zor kararlar almalıydı.President Truman had to make a difficult decision.
İngilizler, Baltimore'a karşı bir kara saldırısıyla başladılar.The British began with a land attack against Baltimore.
Başkan Roosevelt, Japonya'da hemen karşılık vermemeye karar verdi.President Roosevelt decided not to strike back at Japan immediately.
Amerikalıların çoğu kararı destekledi.Most Americans supported the decision.
Lee'nin karargahında askerlerden oluşan bir kalabalık bekledi.A crowd of soldiers waited at Lee's headquarters.
Douglas sonunda Lincoln ile konuşmaya karar verdi.Douglas finally agreed to talk with Lincoln.