karşıt ile cümle
karşıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Harekât karşıtı açıklamalar diğer partilerce de yinelendi.Motyw Mocy pojawiał się również w innych wypowiedziach bohaterów.
Millileştirmenin karşıtları özelleştirme, belediyeleştirme ve sermayeleşmedir.Przeciwieństwem nacjonalizacji jest prywatyzacja, albo municypalizacja.
Karşıtanlamlısı "egzoterizm"dir.Jego przeciwieństwem jest eksternalizm.
Karşıtı Uçmag'dır.Pamięć o przeciwlotniku. .
Enkelados tanrıça Athena'nın karşıtıdır.Były przeciwieństwem bogini prawdy, Aletheia.
WEB istemci-sunucu (client-server) sistemi olarak bilinir (Karşıtı: Sunucu)Te działania są właśnie przykładem operacji server-side. client-side
Anılarda Shostakovich’in Stalin karşıtı olduğu görülüyordu.Tuchaczewski czuł ze strony Stalina wrogość.
558'de Kalkedon karşıtları için Efes piskoposu (Asya) olarak Jacob Baradaeus tarafından atandı.W 558 roku został wyświęcony na monofizyckiego biskup Efezu przez Jakuba Baradeusza.
Karşıt meridyeni 1. Batı meridyenidir.Znajduje się przy ul. Morskiej 1.
Diğer ülkelerdeki karşıtları MI6, CIA ve DGSE'dir.Fabuła dotyczy wspólnej akcji MI6, CIA oraz ISI przeciwko Al-Kaidzie.
1 Temmuz sabahı Mursi karşıtı protestocular, Müslüman Kardeşlerin Kahire'deki genel merkezini bastı.Późnym wieczorem 30 czerwca 2013 protestujący zaatakowali w Kairze siedzibę Bractwa Muzułmańskiego.
Savaş karşıtı fikirleri yaydığı için İngiltere'de tutuklandı.Był aresztowany za rozpowszechnianie propagandy antywojennej.
Rejim karşıtlarına ağır baskılar uyguladı.Rząd sprawował ścisły dozór nad swoimi przeciwnikami.
Savaş Karşıtları.Środki zwalczania wojny.
Septisizm (şüphecilik) dogmatizmin (inanççılık) karşıtıdır.Dogmatyzm jest przeciwieństwem sceptycyzmu.
İsrail karşıtı sıkı politikalarıyla bölgesel bir siyasi lider olarak öne çıktı.W ten sposób Izrael stopniowo zaczął zajmować pozycję regionalnego mocarstwa militarnego.
Özellikle İsrail'e karşıtlık ile 1950-1960'larda yükselişe geçmiştir.Instytucja powstała po emigracji do Izraela w latach 50. i 60.
Amerika’da 1. dalga kadın hareketleri, kölelik karşıtı hareketi çerçevesinde ortaya çıkmıştır.W Stanach Zjednoczonych pierwsza fala feminizmu przyjęła postać szerokiego ruchu społecznego.
Diğer sigara karşıtı organizasyonlar 1912 yılında Hanover ve Dresden şehirlerinde kuruldu.Andra anti-rökningsorganisationer grundades 1912 i städerna Hannover och Dresden.
Better Red than dead – "Ölmektense komünist olmak daha iyidir" anlamındaki karşıt slogan.Bättre död än röd – en antikommunistisk slogan.
Tütün karşıtı organizasyonlar ayrıca alkollü içeceklerin tüketimine de karşıydılar.Antitobaksorganisationerna var också mot konsumtion av alkohol.
Apartheid karşıtı eylemci ve Güney Afrika'nın eski devlet başkanı, Nelson Mandela, Gandi'den ilham almıştır.Anti-apartheidaktivisten och före detta presidenten i Sydafrika, Nelson Mandela, var inspirerad av Gandhi.
Bu gruplar sigara karşıtı reklamlar yapan gazeteler bastılar.Dessa grupper publicerade tidskrifter som förespråkade icke-rökning.
A.C.A.B., "All Cops Are Bastards" (Bütün polisler piçtir) anlamına gelen polis karşıtı bir kısaltmadır.A.C.A.B. är en engelsk förkortning som står för All Cops Are Bastards.
Melek Bennabi ve Frantz Fannon sömürgecilik karşıtı görüşleriyle tanınmıştır.Malek Bennabi och Frantz Fanon är kända för sina tankar kring avkolonisering.
Her şey karşıtıyla vardır.Motsatsen är obligat.
(Karşıt: Boğa Eğilimi).(Svar: Kärnande av smör.)
Ancak daha yüksek derecede kümülantlar ne momentler ne de merkezsel momentlere karşıttırlar."Hennes bilder fångar inte längre specifika ögonblick och platser.
Nerman sıkı bir vejetaryendi ve içki karşıtıydı.Gick sysslolös på gården och var alkoholist.
Terim Doğu Asyalılar tarafından Asya usulü yemek pişirme tekniklerinin karşıtı anlamında da kullanılır.Termen används av östasiater för att kontrastera mot asiatiska matvanor.
Bilinç ve benliğin karşıtı, tersidir.Sinnlighet och andlighet är inte längre motsatspar.
Filmin oldukça naif bir savaş karşıtı mesajı da vardır.Hans produktion har ett tydligt antikrigsbudskap.
Efrosini'nin Theodora'nın iconodule (Putkırıcı karşıtı) görüşleri nedeniyle seçip seçmediği belirsizdir.Det är inte bevisat att hon valde ut Theodora för dennas ikonoklastiska åsikter.
1986’daki Çernobil Kazası sonrasında nükleer güç kurulumuna karşıtlık artmıştır.Efter Tjernobylolyckan 1986 blev det större fokus på säkerheten på de ryska kärnkraftverken.
Cevherlerin karşıtları da olmaz, fakat karşıtları kabul ederler.Jag gillar inte misstag, men jag kan acceptera dem 3.
Karşıt meridyeni 178. doğu meridyenidir.Gemensam sträckning med väg 178 vid Ängö.
Kasım 1940'ta, karşıtı olduğu faşist Demir Muhafızlar militanları tarafından öldürüldü.I november 1940 mördades Iorga av det fascistiska Järngardet.
Babası ırkçılık karşıtı harekette bulunan bir aktivist ve Afrikan Ulusal Kongresindeydi.Tillställningen organiserades av Anti-Apartheid Movement och African National Congress.
Roger Ebert filmi şimdiye dek yapılmış en güçlü savaş karşıtı filmlerden biri olarak nitelendirir.Roger Ebert beskrev den som "en av de underligaste filmer jag någonsin har sett".
Bu hareketin bariz bir karşıtı ise onu “dünyanın en tehlikeli fikri” olarak tanımlamıştır.Vägen var ökänd för att vara mycket riskabel och kallades "världens farligaste väg".
Karşıt bir görüş için Smolin'e göz atınız.För Pelle Malmgrens sång, se Omåomigen .
Karşıtı Aza’dır.Motsatsen är exoterisk.
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Dess motsats är asymmetri.
Darbe karşıtlarının özgürlük sembolü haline gelmiştir.Detta är en symbol för rörelsehindrad.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Krispolitikens avveckling.
Uzun Bıçaklar Gecesi 1934'te Nazi Almanyası'nın politik karşıtlarının tasfiyesidir.Organisationen saknade reell makt efter Långa knivarnas natt 1934.
Deneycilik akılcılığın karşıtıdır.Motsatsen är koncentrisk träning.
(Karşıtı: non-konformist).(Kompositör okänd).
Daha sonra Faşizm karşıtı görüşleri nedeniyle siyaset yapması engellendi.Under en period satt han fängslad på grund av sina antifascistiska åsikter.
"Kanuna göre" veya "hukukî olarak" anlamına gelen "de jure" ile karşıt olarak sıkça kullanılır.Detta sätts ofta i motsats till de jure ("rättsligt") som syftar på vad lagen säger.
Sartre de evlilik karşıtıydı ve hiçbir zaman tek kadınla yetinmezdi.Torstens problem är att han aldrig varit tillsammans med någon kvinna.
RYB renklendirmesine göre ise karşıt rengi turuncudur.På angripna fiskar bleknar färgerna bort.
İnsan hakları konusunda ve savaş karşıtı kampanyalarda aktif rol almıştır.Hon arbetar för kvinnors rättigheter och med förebyggande av konflikter.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.En hel del regimer utför politiska mord även i fredstid.
Karşıtlar, birbirine dönüşebilen yapıdadır.Dessa är isomerer som lätt omvandlas till varandra.
Aynı zamanda yönetim karşıtları ile Mursi yanlılarının protestoları da devam ediyordu.Även representanter från den protestantiska kyrkan framförde kritik.
Bu, grup içi ve gruplar arası eşitlikçilik karşıtı bir eğilimdir.Det utvecklar sig till en strid mellan sanningen och gruppintresset.
Rejim karşıtı olarak birçok kez kovuşturmaya uğradı.Сполучені Штати кілька разів відповіли відмовою.
Şiddet karşıtlığı (Sözlü ve Fiziksel).Сітка (фізична або логічна).
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Фасади мають асиметричне вирішення.