karşıt ile cümle
karşıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Otorite karşıtlığı: Güvenilmeyen otoritelerin tavsiye ettiğinin tam tersini uygulamaktır.مكافحة الاستبداد: اتخاذ الإجراء المعاكس مقارنة بمشورة السلطات غير الموثوقة.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.فجيش متصد للعنف لن يتعامل مثل الأشخاص المسلحين سواء في أوقات الحرب أو في أوقات السلام.
Tahran'a taşındıktan sonra, Şah karşıtı gruplar ve partilerle yakın bir ilişki kurdu.بعد انتقاله إلى طهران، كان لديه علاقة وثيقة مع الجماعات والأحزاب المناهضة للشاه.
Özellikle ikinci açıklamaya göre, cumhuriyet ve modernleşme karşıtları partinin tabanını oluşturmaktaydı.وفقا للتصريح الثاني بصفة خاصة كان المعارضين للجمهورية والحداثة يشكلون قاعدة الحزب.
Editöryal olarak, Tribune Greeley'nin kölelik karşıtı görüşlerini yansıtıyordu.تحريريا، عكس تريبيون الخاصة الآراء المناهضة للرق في غريلي.
Benzer şekilde topluluklar arasında da karşıtlıklar olmayacaktır....وبالمثل (على حد سواء) لن يكون هناك تباين بين المجتمعات.
20 Haziran 1981 (30 Hordad 1360): Humeyni ve teokrasi karşıtlarının gösterileri sert şekilde bastırıldı.20 يونيو 1981 (30 خرداد 1360): فضّْ مظاهرة ضد الخميني والثيوقراطية بالقوة.
Paradokson, paradoks (karşıt düşünce) içeren iddia anlamındadır.النتيجة هي أن هناك (ازدواجية في المنطق العملي).
Servet ve Philip Melanchthon'un tamamen karşıt fikirleri vardı.سيرفيت وفيليب ميلانختون كان لها وجهات نظر معاكسة بينهما.
Naksalitler ve diğer hükümet karşıtı gruplar sıklıkla "aşırılar" olarak anılmaktadır.وغالبًا ما يشار إلى الناكساليين وغيرهم من المقاتلين المناهضين للحكومة باسم (المتطرفين).
Oumou, bir kadın hakları savunucusu, çocuk yaştaki evliliklerin ve çok eşliliğin karşıtı bir duruşa sahiptir.أومو مدافعة عن حقوق المرأة، ومعارضة لزواج الأطفال وتعدد الزوجات.
1970'li yıllarda hükümet karşıtı gösterilerde iki kez tutuklanır.في السبعينات تم سجنه عدة مرات من قبل السلطات بسبب نشاطاته السياسية في المنفى.
Bunlardan en önemlisi filmin terörizm karşıtı değil aksine terörizm savunucusu bir tavır takınması iddiasıydı.لم تكن أهمية الفيلم بالنسبه لهم لمكافحه الارهاب لكن هو ادعاء لاضراب مدافعىى الارهاب .
Batı karşıtı politikalarıyla, özellikle de Hristiyan misyonerlere karşı tutumuyla tanınır.استبعاد اليسار هو بالأحرى مقلق للالمحللين السياسيين المصريين.
O günlerde dostu İsmail Safa’nın evinde okuduğu Abdülhamit karşıtı bir şiiri, gözaltına alınmasına yol açtı.وفي هذه الأيام تسبب الشعر الذي ألقاه في منزل صديقه إسماعيل صفا ضد السلطان عبد الحميد في إعتقاله.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.وفي ذات الوقت ظهرت الحركات المناهضة للاحتلال في مستعمرات الدول الأوروبية.
Bu bağlamda Tayılga'nın karşıtı olan bir kavramdır.هي إحدى المجالات التي تتعامل معها الطوبوجيا التفاضلية.
Komünün karşıtı sosyete'dir.سلوك مضاد للمجتمع.
Bu nedenle "küreselleşme karşıtlığı" terimi yanıltıcı olarak görülmektedir.بِنِاءأً على ذلك فإنَّ مُصطلح "مُتلازِمة الفم الحارِق الثَّانويَّة" يُعتَبَر خاطِئ من ناحِية التَّسمِية.
Roger Ebert filmi şimdiye dek yapılmış en güçlü savaş karşıtı filmlerden biri olarak nitelendirir.الفيلم الذي اعتبره الناقد روجر إيبرت أحد أحسن أفلام الوسترن على الإطلاق.
Gestalt psikolojisine karşıt görüşler şunlardır: 1.من الإنجازات غير العسكرية للجبهة : 1.
Pasteur'ün teorisi hastalıkların miasma teorisi gibi çağdaşı teorilere doğrudan karşıttı.لقد كانت نظرية باستور تختلف تماما عن النظريات التي كانت شائعة في عصره عن أسباب المرض، مثل نظرية مستنقع المرض.
Küreselleşme karşıtlığı, kurumsal kapitalizmin küreselleşmesine karşı eleştirel bir toplumsal harekettir.إن الحركة المناهضة للعولمة هي حركة نشطاء على مستوى العالم تنتقد عولمة الرأسمالية.
(Karşıtı: non-konformist).(التناقض المعرفي).
Japonlar, Japon karşıtları tarafından barbar ırk olarak tanımlanmaktadır.كما ذكرنا، هذه اللغات تعتبر لهجات يابانية عند معظم اليابانيين.
4 ana yönden biri olan batı, Doğu'nun karşıtıdır.وتشمل 4 مواقف مرقمة من 1 إلى 4 من الشرق نحو الغرب.
WEB istemci-sunucu (client-server) sistemi olarak bilinir (Karşıtı: Sunucu)نموذج طلب الخدمة (Client/Server).
Ben Bush karşıtı değilim.Eu não sou anti-Bush.
Bu aynı zamanda Stratford karşıtları'nın da görüşüdür (Ogburn 1988, 631).Essa também é a opinião dos anti-Stratfordianos (Ogburn 1988, 631).
Calgary'da çok güçlü bir terörizm karşıtı duyarlılık vardı.Em Calgary, havia um forte sentimento antiterrorismo.
Diğer sigara karşıtı organizasyonlar 1912 yılında Hanover ve Dresden şehirlerinde kuruldu.Outras organizações de antitabagismo foram criadas em 1912 nas cidades de Hanôver e Dresden.
Tüm karşıtlıklara rağmen hayatta kal, biz senin kefiliniz Libya, Libya, Libya!Sobreviver a tudo, nós somos o seu resgate Líbia, Líbia, Líbia!
Bu gruplar sigara karşıtı reklamlar yapan gazeteler bastılar.Estes grupos publicavam jornais que advogavam contra o uso do tabaco.
Tütün karşıtı organizasyonlar ayrıca alkollü içeceklerin tüketimine de karşıydılar.As organizações antitabaco também se opuseram a outros produtos, como o consumo de bebidas alcoólicas.
Yine yer ve gök karşıtlığında Gök hep üstün ve baskın durumdadır.Ele criou o céu, a terra e o céu superior e deu-Kumu Honua o jardim.
2012'de Gaga, hidrolik kırma karşıtı Artists Against Fracking kampanyasına katıldı.Em 2012, Gaga se juntou ao grupo de campanha Artistas Contra Fracking.
Böylelikle kölelik karşıtı sözleşmeler 50'den fazla Afrikalı ülkenin de imzasıyla kabul edildi.Os tratados anti-escravidão foram assinados com mais de 50 governantes africanos.
1 Temmuz sabahı Mursi karşıtı protestocular, Müslüman Kardeşlerin Kahire'deki genel merkezini bastı.Na manhã de 1 de julho, os manifestantes anti-Morsi saquearam a sede nacional da Irmandade Muçulmana no Cairo.
Antinatalizm ya da doğum karşıtlığı, doğuma negatif değer veren felsefi bir görüştür.Antinatalismo ou anti-natalismo é uma posição filosófica que atribui um valor negativo ao nascimento.
Yapıtları, kırk yılı aşkın bir süre kolonileştirme-karşıtı kurtuluş hareketlerine esin verdi.Suas obras foram inspiradas em mais de quatro décadas de movimentos de libertação anti-coloniais.
Hükümet camileri kapattı ve din okullarını din karşıtı müze haline getirdi.O governo fechou muitas mesquitas e escolas religiosas se tinham tornado museus anti-religiosos.
Olayın bu derecede duyulması Japon Karşıtı Gönüllüler Ordusu'na katılımı da arttırdı.A publicidade inspirou mais voluntários para se alistarem nos Exércitos Voluntários Anti-Japoneses.
Ama ülkede Batı karşıtı milliyetçi akım giderek güç kazandı.Apesar disso, o movimento anarquista na Rússia continuou a ganhar força.
Daha sonra Faşizm karşıtı görüşleri nedeniyle siyaset yapması engellendi.Mais tarde a sua atividade política foi impedida por causa da sua oposição ao fascismo.
Karşıtı Aza’dır.Ou o contrário.
Almanların amacı saldırıyı Alman karşıtı Polonyalı sabotajcıların yaptığı izlenimi vermekti.O objetivo deles era fazer com que o ataque e a publicação fosse obra de sabotadores poloneses antigermânicos.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.Ao mesmo tempo, movimentos anticoloniais estavam em ascensão nas colônias de nações europeias.
(Karşıtı: non-konformist).(Relação incompleta).
Aynı zamanda sivil hakları, savaş karşıtı ve feminist hareketlenmelerde politik olarak aktif rol almıştır.Nessa época, ela era politicamente ativa nos movimentos por direitos civis, antiguerra e feminista.
Yabancılaşma karşıtı ‘gerçekleştirme’ ya da ‘öz etkinlik’tir – kendinin etkinliği, kendi tarafından yönetilen.O oposto de alienação é 'atualização' ou 'auto-atividade' - a atividade do eu, controlada por e para o eu.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Foi alterado de Saxe-Coburgo-Gota por causa do sentimento anti-germânico no Reino Unido.
Meclis'te sol çoğunluk tarafından kabul edilen eşcinsel evliliğe karşıt tutumuyla bilinmektedir.«Adoção por casais do mesmo sexo aprovada por maioria».
Yahudi karşıtı düşmanlık, bölgedeki artan Yahudi nüfusuyla artmaya başladı.Mais recentemente cresceu o interesse pelas raízes judaicas entre os habitantes do oblast.
Cennet teriminin karşıtı olarak Cehennem terimi vardır.Mas como você luta contra uma sombra do inferno?
Popülizmin karşıtı seçkinciliktir.Populismo seletivo.
Farklı kişiler ve gruplar kendilerini sosyalist ve sosyalist karşıtı olarak tanımladılar.Os vários tipos de fascismos se identificam como antissocialistas.
Diğer yandan SSCB'nin din karşıtı politikalarına karşı çıkmaktadır.Já não aceita a orientação esquerdista do PSU .
Bu nedenle "küreselleşme karşıtlığı" terimi yanıltıcı olarak görülmektedir.Para outras pessoas, a expressão "mudança de sexo" é totalmente imprecisa.
"Fransa'da iş kanunu karşıtı eylemlerde çatışmalar çıktı".«Onda de violência na França levanta questões sobre política social».
Bu "kayan hafıza engeli" bir karşıtlığı taklit etmek için kullanılır.Esta "memória de bloco deslizante" pode ser usada para simular um contador.