karşısında ile cümle
karşısında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bilimsel kanıtların toplanması karşısındaki engellerPrzeszkody w uzyskiwaniu dowodów naukowych
Bilimsel kanıtların toplanması karşısındaki engellerTieteellisten todisteiden hankkimisen esteet
Bilimsel kanıtların toplanması karşısındaki engellerΕpiόδια στη συγκέντρωση εpiιστηονικών δεδοένων
Bilimsel kanıtların toplanması karşısındaki engellerПречки за събирането на научни доказателства
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.우리는 수천의 개인들의 실험해서 인구의 5퍼센트가 자극에서 옥시토신을 방출하지 않는다는것을 발견했습니다
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Ezreket vizsgálva azt tapasztaltuk, hogy a lakosság öt százaléka nem reagál az oxytocin stimulálásra.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Hallamos, en pruebas con miles de personas, que el 5% de la población no libera oxitocina ante el estímulo.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Po przebadaniu tysięcy ludzi odkryliśmy, że 5% populacji nie wydziela oksytocyny w reakcji na bodźce.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Zistili sme, testovaním tisícov jednotlivcov, že 5% populácie neuvoľnuje oxytocín na podnet.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Zjistili jsme testováním tisíců jednotlivců, že pět procent populace neuvolňuje oxytocin na podnět.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Ελέγχοντας χιλιάδες ανθρώπους, βρήκαμε πως το 5% του πληθυσμού δεν εκκρίνει ωκυτοκίνη στα σχετικά ερεθίσματα.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Ние открихме, тествайки хиляди хора, че 5% от населението не отделят окситоцин при стимулиране.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.לאחר בדיקת אלפי אנשים מצאנו ש-5 אחוז מהאוכלוסיה אינם משחררים אוקסיטוצין תחת גירוי.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.لقد وجدنا بعد دراسات الآلاف من الأشخاص، أن هناك 5% من الناس لا يفرزون الأوكسيتوسين عندما يتحفزون.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.刺激があっても オキシトシンを分泌しません そんな人は信頼されても オキシトシンを分泌しません
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Beaucoup de grandes solutions stimulantes ont été générées à travers l'Amérique.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Có rất nhiều những giải pháp tâm huyết và tuyệt vời đã được tạo ra khắp nước Mỹ.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.En todo EE.UU se crearon grandes soluciones, inspiradoras.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.In giro per l'America sono state generate molte soluzioni grandi e ispiratrici.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.많은 대단하고 영감을 주는 결론들은 미국 전역에서 생겨나고 있습니다.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Många stora och inspirerande lösningar har skapats över hela Amerika.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Mnoho skvělých a inspirujících řešení bylo vytvořeno napříč Amerikou.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Multe soluţii măreţe şi care inspiră au fost generate în toată America.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Vele grote en inspirerende oplossingen zijn geformuleerd in heel Amerika.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Viele großartige und inspirierende Lösungen wurden überall in Amerika geschaffen.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Wiele świetnych i inspirujących rozwiązań jest tworzonych w całej Ameryce.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Πολλές εμπνευσμένες λύσεις έχουν παραχθεί σε όλη την Αμερική.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Много страхотни и вдъхновяващи решения са се зародили в цяла Америка.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.Множество замечательных и вдохновляющих идей уже появились и появляются по всей Америке.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.יביא לחסכון גדול בעלויות, וייצור עושר ובטחון לאומי.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.العديد من الحلول عظيمة وملهمة تم إنشاؤها عبر أمريكا.
Birçok iyi ve ilham veren çözümler... ...Amerika karşısında oluşturuldu.アメリカ中で生み出されています 今 私たちが行うべきは
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;A jakož mnozí se nad ním užasnou, že tak zohavena jest nad jiné lidi osoba jeho, způsob jeho nad syny lidské:
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Dahulu banyak orang terkejut melihat dia, rupanya dirusak sehingga tidak seperti manusia lagi
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;이왕에는 그 얼굴이 타인보다 상하였고 그 모양이 인생보다 상하였으므로 무리가 그를 보고 놀랐거니와
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Miképen eliszonyodtak tõled sokan, oly rút, nem emberi volt ábrázatja, és alakja sem ember fiaié volt:
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Som mange blev målløse over ham, så umenneskelig ussel så han ud, han ligned ej Menneskenes Børn
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;כאשר שממו עליך רבים כן משחת מאיש מראהו ותארו מבני אדם׃
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;كما اندهش منك كثيرون. كان منظره كذا مفسدا اكثر من الرجل وصورته اكثر من بني آدم.
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;許 多 人 因 他 〔 原 文 作 你 〕 驚 奇 、 ( 他 的 面 貌 比 別 人 憔 悴 、 他 的 形 容 比 世 人 枯 槁 。
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;許 多 人 因 他 〔 原文 作 你 〕 驚奇 、 ( 他 的 面貌 比 別人 憔悴 、 他 的 形容 比 世人 枯槁 。
Bir gün Shabazz Frosti Kreem'in karşısında oturmuş,우리 Shabazz Frosti Kreem에서 길 건너 앉아와
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Anh bạn đầu tiên -- ta sẽ gọi anh ấy là Adam -- sững người trước vẻ đẹp của cơ thể con người hoàn hảo.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Az egyiket -- nevezzük Ádámnak -- megigézi a tökéletes emberi test szépsége.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.De ene vriend, laten we hem Adam noemen, wordt overweldigd door de schoonheid van de perfecte menselijke vorm.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Den første fyr -- lad os kalde han Adam -- er lamslået af skønheden i denne perfekte krop.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Der Erste - lasst ihn uns Adam nennen - ist gefangen von der Schönheit der makellosen menschlichen Form.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.El primer individuo -- llamemoslo Adam -- esta paralizado por la belleza de la perfecta forma humana.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Ensimmäinen kaveri -- Adam -- on lumoutunut ihmisen täydellisestä kauneudesta.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Il primo ragazzo -- che chiameremo Adamo -- è sorpreso dalla bellezza della perfetta forma umana.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Jeden z nich, říkejme mu Adam, je unesen nádherou dokonalého těla.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.아담이라는 이름의 첫번째 친구는 완벽한 인체 조형미의 아름다움에 감탄하고 있습니다.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Le premier -- que nous appellerons Adam -- est submergé par la beauté de cette silhouette humaine parfaite.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Orang pertama --- panggil saja Adam --- terpaku oleh keindahan bentuk manusia yang sempurna.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Primul -- să-i spunem Adam -- e transfigurat de frumusețea formei umane perfecte.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Ten pierwszy, nazwijmy go Adamem, jest porażony pięknem doskonałości ludzkiej postaci.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Ο πρώτος -- θα τον λέμε Άνταμ -- είναι καθηλωμένος από την ομορφιά της άψογης ανθρώπινης μορφής.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Первый парень, назовём его Адам, прикован к месту идеальностью формы человеческого тела.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Първият мъж, ще го наречем Адам, е прикован от красотата на идеалната човешка форма.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.הבחור הראשון -- נקרא לו אדם -- משותק מהיופי של דמות האדם המושלמת.