karşısında ile cümle
karşısında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.그들은 모호한 상황에 마음이 열려있습니다.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Mają otwarty umysł w obliczu niejasności.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Mereka berpikiran terbuka di hadapan ketidakjelasan.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Mintea lor este deschisă în faţa ambiguităţii.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Sie sind aufgeschlossen im Angesicht der Ungewissheit.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Sú bez predsudkov s ohľadom na nejednoznačnosť.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Têm a mente aberta perante a ambiguidade.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Έχουν ανοιχτό μυαλό απέναντι στα ερωτήματα και τα εμπόδια.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Вони зустрічають неясність з відкритим розумом.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Они открыты и восприимчивы перед лицом неопределенности.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Те са отворени пред лицето на двусмислицата.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.הם שומרים על ראש פתוח לנוכח אי-בהירות.
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.انهم منفتحين في مواجهة الغموض
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.根拠の程度にあわせた
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Det kan nemlig hurtigt gå galt, hvis man ikke holder tungen lige i munden.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Fakt mám trému, když vím, že tu sedíte, posloucháte a já vám mám vykládat.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Fakt mám trému, keď viem, že tu sedíte, počúvate a ja vám mám vysvetľovať.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Jullie maken me bloednerveus terwijl je daar zo zit te luisteren en ik moet optreden.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.제가 설명하는 것을 여러분이 들어주는 것이 매우 긴장됩니다
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Mi rende molto nervoso sapere che stai seduto li' ad ascoltare e io mi devo esibire per te.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Strasznie mnie stresujecie kiedy tak siedzicie, słuchacie a ja muszę wam w tym czasie to wszystko tłumaczyć.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Vocês me deixam muito nervoso enquanto ficam sentados ai ouvindo e eu tenho que ensinar para vocês.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Zavarba hoztok, hogy ti csak ott ültök és hallgattok, amíg én előadást tartok nektek.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.Вие, приятели, доста ме изнервяте, докато само си седите там и слушате, а аз трябва да ви забавлявам.
Ben bunları anlatırken sizin ekranın karşısında oturup dinlemeniz beni heyecanlandırıyor.授業をしながら緊張するよ。 でも、結局前回の答えは正しかったよ。
Bence bir konuda haklılar. Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Penso che abbiano ragione a ritenere l'evoluzione fondamentalmente ostile alla religione.
Bence bir konuda haklılar. Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Я думаю, что они правы в одном: в том, что эволюция фундаментально враждебна религии.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Acho que eles estão certos que a evolução é fundamentalmente hostil à religião.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Cred că au dreptate că evoluția este fundamental ostilă religiei.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Ich denke sie haben Recht, dass die Evolution im Grunde feindselig zur Religion ist.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Ik denk dat ze gelijk hebben dat evolutie fundamenteel vijandig staat ten opzichte van religie.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Jag tror att de har rätt i att evolution i grunden är ödeläggande för religion.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Jeg tror, de har ret i, at evolution er fundamentalt fjendtlig over for religion.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Je pense qu'ils ont raison de dire que l'évolution est fondamentalement hostile à toute religion.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Jsem s nimi za jedno v tom, že evoluce je ve své podstatě nepřátelská vůči náboženství.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.진화가 근본적으로 종교에 적대적이라는 그들의 생각이 맞다고 봅니다.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Mają rację, że ewolucja jest zasadniczo wroga wobec religii.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Minusta he ovat oikeassa siinä, että evoluutio on pohjimmiltaan uhka uskonnolle.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Mislim, da imajo prav, da je evolucija v svoji osnovi nevarna religiji.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Myslím, že majú pravdu v tom, že evolúcia si od základu odporuje s náboženstvom.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Pienso que tienen razón al pensar que la evolución es fundamentalmente hostil hacia religión.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Saya pikir mereka benar bahwa evolusi secara mendasar berbahaya bagi agama.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Úgy hiszem, igazuk van abban, hogy az evolúcióelmélet alapvetően kibékíthetetlen a vallással.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Νομίζω πως έχουν δίκιο στο ότι η εξέλιξη είναι κατά βάσιν εχθρική προς τη θρησκεία.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Мисля, че те са прави, че еволюцията е фундаментално враждебна към религията.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.Я думаю вони праві в тому, що еволюція є фундаментально ворожою до релігії.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.אני חושב שבעניין אחד הם צודקים. אני חושב שהם צודקים באומרם
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.[צחוק] אני חושב שבעניין אחד הם צודקים. אני חושב שהם צודקים שהאבולוציה
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.أعتقد بأنهم محقون بأن نظرية التطور في أساسها تعادي الدين.
Bence evrimin temelde dinin karşısında olduğu konusunda haklılar.根本的に宗教とは対立するものなのです 既に述べたように 進化論者のうちの多くはローマ教皇のように
Ben evden başladı ve Park karşısında benim yol yaptı, çeyrek son dokuz제가 집에서 시작 공원 건너편 길을 만들 때, 25 지난 아홉 살이었습니다
Ben evden başladı ve Park karşısında benim yol yaptı, çeyrek son dokuzזה היה השעה תשע ורבע כשהתחלתי מהבית ועשיתי את דרכי על פני הפארק,
Ben evden başladı ve Park karşısında benim yol yaptı, çeyrek son dokuzكان تسعة ربع الماضي عندما بدأت من الداخل وجعل طريقي عبر المتنزه ،
Ben evden başladı ve Park karşısında benim yol yaptı, çeyrek son dokuzなどオックスフォードストリート経由でベーカーストリートまで。
Benim bir Homunculus olduğumu bilmediği halde, onun bu davranışı karşısında büyük şaşkınlığa uğramıştım.Ainda que ela não soubesse que eu era um Homunculus, fui inesperadamente atirado pela imprudência dela.
Benim bir Homunculus olduğumu bilmediği halde, onun bu davranışı karşısında büyük şaşkınlığa uğramıştım.Anche se non sapeva che io ero un Homunculus, sono rimasto sconvolto dalla sua temerarietà.
Benim bir Homunculus olduğumu bilmediği halde, onun bu davranışı karşısında büyük şaşkınlığa uğramıştım.Aunque no sabía que yo era un Homúnculus, me sorprendió cómo arriesgó su vida por mí sin dudarlo un instante.
Benim bir Homunculus olduğumu bilmediği halde, onun bu davranışı karşısında büyük şaşkınlığa uğramıştım.Fast hon visste inte att jag är en homunculus. Jag blev förvånad av hennes brist på omdöme.
Benim bir Homunculus olduğumu bilmediği halde, onun bu davranışı karşısında büyük şaşkınlığa uğramıştım.Hän ei tiennyt, että olen homunculus. Hänen nopea toimintansa järkytti minua.
Benim bir Homunculus olduğumu bilmediği halde, onun bu davranışı karşısında büyük şaşkınlığa uğramıştım.Nie wiedziała nawet, że jestem homunkulusem. Jej nierozwaga kompletnie mnie zaskoczyła.