karşısında ile cümle
karşısında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.A teraz je jej najväčšou hrozbou úbytok ľadu na severe, kvôli životom, aké si vedieme na juhu.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.E agora a sua maior ameaça é o desaparecimento do gelo no Norte por causa do modo de vida que temos no Sul.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.És most a legnagyobb veszedelme a jég eltűnése északon, amiatt, amilyen életet élünk délen.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.그런데 이제와서 이 고래의 생존에 가장 위협적인 것은 북극에 얼음이 없어진다는 것입니다. 우리가 북쪽에서 하는 일 때문에 말이지요.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Nyt sen suurin uhka on jään katoaminen pohjoisessa meidän etelässä viettämämme elämän takia.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Og nu er den største trussel den forsvindende is oppe nordpå, på grund af de liv vi lever sydpå.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.И сега най-голямата заплаха пред него е изчезването на леда на север, заради живота, който водим на юг.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.וכעת האיום הגדול ביותר עבורו הוא העלמות הקרח בצפון. בגלל אורח החיים שאנו מנהלים בדרום.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.南にいる我々のライフスタイルが引き起こしていることです イッカクです
Belirsizlik karşısında açık fikirliler.Ze zijn onbevangen als zich dubbelzinnigheid aandient.
Ama uluslararası toplum İsrail'in çocuklara ve insanlara yaptığı zulmün karşısında sessizce bekliyor.وهذا المجتمع الدولي نفسه يقف صامتًا عندما يتعلق الأمر بالانتهاكات الإسرائيلية ضد أطفال فلسطين وشعبها.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.Ale nemají moc důvěry v úsilí prodlužovat život při vysilující nemoci nebo ve stáří.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.Dar ei nu se chinuie să prelungească viaţa în cazul bolilor sau la bătrâneţe.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.하지만 그 사람들은 노환이나 또는 나이가 들었을 때, 삶을 연장하려고 많은 돈을 들이지는 않습니다.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.Nhưng họ không đặt nhiều nỗ lực để kéo dài tuổi thọ khi đối mặt với bệnh suy nhược hoặc tuổi già.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.Але вони не витрачають багато зусиль, щоб продовжити життя під час хвороби чи у старості.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.Но они не сильно стараются продлить жизнь перед лицом истощающей болезни или в преклонном возрасте.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.אבל הם לא משקיעים הרבה במאמצים להאריך חיים לנוכח מחלות קשות או לעת זקנה.
Ama yaşlılıklarında veya zayıflatıcı hastalık karşısında yaşamı uzatmak uğraşında çok fazla çaba göstermezler.あるいは高齢になってまで 延命のための努力をすることには あまり執着しません トラジャでは 人間は皆
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Allerdings, wenn etwas von dieser Größenordnung passiert, sind wir im Zentrum der Berichterstattung.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Avšak, keď sa deje niečo podobného rozsahu, sme v strede diania.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Azonban amikor ekkora jelentőségű dolog történik, a tudósítás középpontjában állunk.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Cependant, quand un phénomène de cette ampleur survient, nous sommes au centre de l'information.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Echter, wanneer er iets van die omvang gebeurt, staan we in het centrum van het gebeuren.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.하지만, 뭔가 엄청난 일이 벌어졌을 때, 우리는 취재의 중심에 있습니다.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Namun, ketika sesuatu yang besar terjadi, kami berada di tengah liputan tersebut.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Nicméně, když se stane něco tak velkého, jsme ve středu dění.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.No entanto, quando ocorre uma coisa desta magnitude, estamos no centro da cobertura jornalística.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.No obstante cuando sucede algo de esa magnitud estamos en el centro de la cobertura.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Totuşi, când are loc ceva de o asemenea magnitudine, suntem în mijlocul zonei de acţiune.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Tuttavia, quando una cosa del genere accade, siamo al centro dell'informazione.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Tym niemniej gdy mamy do czynienia z wydarzeniami tej skali, jesteśmy w samym centrum relacji.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Ωστόσο, όταν συμβαίνει κάτι αυτού του μεγέθους, ήμαστε στο κέντρο της κάλυψης.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Въпреки това, когато нещо от такава величина се случи, ние сме в центъра на събитията.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Однако когда происходит что-то такого масштаба, мы находимся в центре событий.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.Проте, коли щось подібне відбувається, ми завжди в центрі подій.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.אולם, כשמשהו בסדר גודל כזה קורה, אנחנו במרכז ההתרחשות.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.ولكن، عندما يحدثْ شيءٌ من ھذا القبيل، تجِدونا في قلب التغطية.
Ancak, bu büyüklükte bir olay karşısında haberin merkezindeyiz.こうした大きなことが起きるとき 私たちは報道の最前線にいます エジプトへの取材は禁じられましたし
Arkadaşlarımızı nasıl desteklemeliyiz? Taciz karşısında nasıl sessiz kalmayız?Jak nie pozostawać biernym wobec przemocy?
Arkadaşlarımızı nasıl desteklemeliyiz? Taciz karşısında nasıl sessiz kalmayız?Nhưng làm sao chúng ta không giữ im lặng trước hành vi xâm hại?
Arkadaşlarımızı nasıl desteklemeliyiz? Taciz karşısında nasıl sessiz kalmayız?Πώς υποστηρίζουμε τους φίλους μας; Αλλά πώς μπορούμε να μην παραμείνουμε σιωπηλοί μπροστά στην κακοποίηση;
“Avrupa’da 90 milyondanfazla çocuk yaşıyor ve bunlar, kirliliğin tehlikeri karşısinda halen korunmasız ”, diye„Es gibt über 90 Millionen Kinder in Europa, und sie sind besonders
“Avrupa’da 90 milyondanfazla çocuk yaşıyor ve bunlar, kirliliğin tehlikeri karşısinda halen korunmasız ”, diye«Plus de90 millions d’enfants vivent en Europe, etils sont plus vulnérables que les adultes
“Avrupa’da 90 milyondanfazla çocuk yaşıyor ve bunlar, kirliliğin tehlikeri karşısinda halen korunmasız ”, diye«Tα 90εκατ. piαιδιά piου ζουν στην Ευρώpiη κινδυνεύουν piερισσότερο αpiό τη ρύpiανση», piρο-ειδοpiοίησε.
“Avrupa’da 90 milyondanfazla çocuk yaşıyor ve bunlar, kirliliğin tehlikeri karşısinda halen korunmasız ”, diye“VEurópe je vyše 90 miliónov detía tie sú citlivejšie na nebezpečné znečistenie,” pripomenula.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.A dokáží poznat sami sebe v zrcadle.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.E superano test di auto-riconoscimento allo specchio.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Ils réussissent le test du miroir, ils ont donc conscience d'eux-mêmes.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.거울을 이용한 자기 인식 시험을 통과합니다.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Og de består selvbevidsthedstest i spejle.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Op sommige plekken gebruiken ze gereedschappen, zoals sponzen, om op vissen te jagen.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Passam os testes de autoconsciência com espelhos.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Rovnako dokážu rozoznať samých seba v zrkadle.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Și se recunosc în oglindă.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Und sie erkennen sich selbst in Spiegeltests.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Và chúng cũng vượt qua được phép thử nhận biết mình qua gương.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Zdają także test samoświadomości w lustrach.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.Περνούν τεστ αυτογνωσίας σε καθρέφτες.
Ayna karşısında özfarkındalık testlerini geçerler.І проходять тести із дзеркалом на самоусвідомлення.