karşın ile cümle

karşın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.En plus... Avec les poursuites et la fermeture de votre page web... Votre moral a dû en prendre un sacré coup.
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.In schimb. . .cred ca procesul cu fotografia ti-a facut foarte mult rau.
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.Invece...la denuncia e la chiusura della tua home page...deve essere stato un duro colpo.
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.Malahan... perkara hurum dan penutupan websitemu... kau pasti sangat terpukul.
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.Natomiast... Proces i zamkniecie strony internetowej... to musiał być dla ciebie cios.
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.Απεναντίας...η αποζημείωση και το κλείσιμο της ιστοσελίδας σου...πρέπει να υπέφερες αρκετά.
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.عوضاً عن ذلك... الدعوى القضائية وإغلاق الموقع الالكتروني... لابد أنك مررت بوقتٍ عصيب
Buna karşın, denetim kurulu (Ofsted) kurumlardan öz değerlendirme çalışmaları yapmalarını isteyemez.Cependant, l’inspectorat (Ofsted) ne peut pas insister pour que l’évaluation interne soit réalisée.
Buna karşın, denetim kurulu (Ofsted) kurumlardan öz değerlendirme çalışmaları yapmalarını isteyemez.Comunque l’ispettorato (Ofsted) non può pretendere che venga effettuata un’auto-valutazione.
Buna karşın, denetim kurulu (Ofsted) kurumlardan öz değerlendirme çalışmaları yapmalarını isteyemez.Contudo, a inspecção (Ofsted) não pode insistir na realização da avaliação interna.
Buna karşın, denetim kurulu (Ofsted) kurumlardan öz değerlendirme çalışmaları yapmalarını isteyemez.Inšpektorat (Ofsted) pa vendarle ne more zahtevati samoevalvacije.
Buna karşın, denetim kurulu (Ofsted) kurumlardan öz değerlendirme çalışmaları yapmalarını isteyemez.Inspektorát (Ofsted) však nemůže trvat na tom, aby se vlastní hodnocení provádělo.
Buna karşın, denetim kurulu (Ofsted) kurumlardan öz değerlendirme çalışmaları yapmalarını isteyemez.Totuşi, inspectoratul (Ofsted) nu poate cere să se facă autoevaluarea.
Buna karşın, denetim kurulu (Ofsted) kurumlardan öz değerlendirme çalışmaları yapmalarını isteyemez.Wyniki studentów w nauce ●●●●Postawy studentów (motywacja) ●●●
Buna karşın, dış değerlendirmenin olası sonuçlarına ilişkin son kararı Topluluk hükümeti verir.Al contrario, prestazioni di alto livello possono portare a un incremento dei finanziamenti.
Buna karşın, dış değerlendirmenin olası sonuçlarına ilişkin son kararı Topluluk hükümeti verir.O možných důsledcích externí evaluace však nakonec rozhoduje vláda společenství.
Buna karşın, dış değerlendirmenin olası sonuçlarına ilişkin son kararı Topluluk hükümeti verir.Prostredníctvom formálnej diskusie sa tiež posúdi učiteľský výkon.
Buna karşın, dış değerlendirmenin olası sonuçlarına ilişkin son kararı Topluluk hükümeti verir.Totuşi, în final, Guvernul Comunităţii decide în privinţa posibilelor consecinţe ale evaluării externe.
Buna karşın, dış değerlendirmenin olası sonuçlarına ilişkin son kararı Topluluk hükümeti verir.Vendar pa je ne nazadnje vlada skupnosti tista, ki odloči o možnih posledicah zunanje evalvacije.
Buna karşın, ecstasy’le ilgili suçlar aynı dönemde tahmini %22 oranında düşmüştür (35).Az Európai Unióban a kokainnal kapcsolatos bűncselekmények száma összességében körülbelül
Buna karşın, ecstasy’le ilgili suçlar aynı dönemde tahmini %22 oranında düşmüştür (35).Der blev meldt om nedadgående tendenser i Bulgarien, Tjekkiet og Slovenien (32).
Buna karşın, ecstasy’le ilgili suçlar aynı dönemde tahmini %22 oranında düşmüştür (35).Nedåtgående trender rapporteras av Bulgarien, Tjeckien och
Buna karşın, ecstasy’le ilgili suçlar aynı dönemde tahmini %22 oranında düşmüştür (35).Uit een studie met 1 457 gedetineerden van zes Duitse gevangenissen is
Buna karşın, ecstasy’le ilgili suçlar aynı dönemde tahmini %22 oranında düşmüştür (35).За тенденции на спад съобщават България, Чешката република и Словения (32).
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Anh ta bị một căn bệnh có thể nguy hiểm tính mạng là viêm nắp thanh quản.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Avea o afecțiune potențial mortală - epiglotită.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Aveva una malattia potenzialmente mortale chiamata epiglottite.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Cierpiał na potencjalnie zagrażającą życiu chorobę, zwaną zapaleniem nagłośni.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Hij had een potentieel levensgevaarlijke aandoening: epiglottitis.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Il avait une condition qui aurait pu menacer sa vie, appelée épiglottite.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.그는 후두개염이라는 잠재적으로 생명을 위협하는 병을 앓고 있었죠
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Měl potenciálně životu nebezpečné onemocnění zvané epiglotitida.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Tenía una afección potencialmente mortal llamada epigliotitis.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Tinha uma doença potencialmente fatal chamada epiglotite (edema da glote).
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Trpel na potenciálne smrteľné ochorenie zvané epiglotitída.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Είχε μία δυνητικά επικίνδυνη για τη ζωή του ασθένεια που ονομάζεται επιγλωττίτιδα.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.Имал е живото-застрашаващо състояние наречено епиглотит.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.У него было потенциально опасное для жизни состояние, которое называется эпиглоттит.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.У нього був життєво небезпечний стан - так званий епіглотит.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.היה אצלו מצב אפשרי של סכנה לחיים הנקרא "דלקת מכסה-קנה".
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.كان لديه حالة يحتمل ان تهدد حياته تسمى التهاب لسان المزمار.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.病気だったのです グーグルで調べればわかります
Buna karşın, Finlandiya’da eşyalı olarak da konutlar kiralanmaktadır.Asuntoja vuokrataan Suomessa kuitenkin myös kalustettuina.
Buna karşın, Finlandiya’da eşyalı olarak da konutlar kiralanmaktadır.Des logements meublés sont également en location en Finlande.
Buna karşın, Finlandiya’da eşyalı olarak da konutlar kiralanmaktadır.Det händer dock att lägenheter hyrs ut med möbler.
Buna karşın, Finlandiya’da eşyalı olarak da konutlar kiralanmaktadır.Sin embargo, también se pueden alquilar en Finlandia viviendas amuebladas.
Buna karşın, Finlandiya’da eşyalı olarak da konutlar kiralanmaktadır.Хотя в Финляндии также сдаются в аренду меблированные квартиры.
Buna karşın, Finlandiya’da eşyalı olarak da konutlar kiralanmaktadır.لذلك يجب التأكد من المؤجر عما تشمله تجهيزات المسكن.
Buna karşın, Finlandiya’da eşyalı olarak da konutlar kiralanmaktadır.通常租房不配有家具。在芬兰也有配有家具的租房,家具配置各有不同。 请向出租人询问租房中都配有什么家具。
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.A jednak zdarza się, że ludzie mówią do mnie, "nie potrzebuję motywacji."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Ami azonban általában történik az az, hogy az emberek azt mondják nekem: "Nekem nincs szükségem motivációra."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Ce qui se passe, cependant, c'est que les gens me disent, "je n'ai besoin d'aucune motivation."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Ce se întâmplă, de fapt, oamenii vin la mine spunându-mi; "Nu am nevoie de motivaţie."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Čo sa predsa len stáva, je, že mi ľudia hovoria: "Ja nepotrebujem motiváciu."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Co se přece jen stává, je, že mi lidé říkají: "Já nepotřebuji motivaci."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Dẫu vậy, người ta nói với tôi, "Tôi chẳng cần sự khích lệ nào."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.그 생각은 실제 제가 하는 것과는 아주 거리가 멉니다. 사람들은 제게 말하곤 합니다."난 동기부여따윈 필요없어요"
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Lo que sucede es que la gente me dice "no necesito que me motiven".
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.Mensen zeggen me wel eens: "Ik heb geen motivatie nodig."
Buna karşın, genelde insanlar bana gelip, "Motivasyona ihtiyacım yok." diyorlar.O que acontece, é que as pessoas dizem: "Eu não preciso de motivação."

İlgili Sayfalar