karşın ile cümle
karşın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Czemuż jeszcze uporem zowiecie narzekanie moje, choć bieda moja cięższa jest niż wzdychanie moje?
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Ešte i dnes bude moje úpenie spúrou! Môj údel strádania je ťažší nad moje vzdychanie.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.--Hoy también es amarga mi queja; su mano se ha hecho pesada sobre mi gemido
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.내가 오늘도 혹독히 원망하니 받는 재앙이 탄식보다 중함이니라
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Maintenant encore ma plainte est une révolte, Mais la souffrance étouffe mes soupirs.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Még most is keserû az én beszédem; súlyosabb rajtam a csapás, ha panaszkodom.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Meine Rede bleibt noch betrübt; meine Macht ist schwach über meinem Seufzen.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Också i dag vill min klaga göra uppror. Min hand kännes matt för min suckans skull.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır."Også i Dag er der Trods i min Klage, tungt ligger hans Hånd på mit Suk!
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır."Ook nu klinkt mijn klacht bitter. Zijn hand rust zwaar op mij, ondanks mijn zuchten.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.,,Şi acum plîngerea mea este tot o răzvrătire. Dar suferinţa îmi înăduşe suspinurile.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır."Tänäänkin on valitukseni niskoittelua! Minun käteni on raskas huokaukseni tähden.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Tudi danes še je kljubovalen odgovor moj; udarec moj je težji nego zdihovanje moje.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.Και την σημερον το παραπονον μου ειναι πικρον η πληγη μου ειναι βαρυτερα του στεναγμου μου.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.еще и ныне горька речь моя: страдания мои тяжелее стонов моих.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.И днес оплакването ми е горчиво; Ръката ми е по-тежка от въздишането ми.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.גם היום מרי שחי ידי כבדה על אנחתי׃
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.اليوم ايضا شكواي تمرد. ضربتي اثقل من تنهدي.
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.如 今 我 的 哀 告 還 算 為 悖 逆 . 我 的 責 罰 比 我 的 唉 哼 還 重
‹‹Bugün de acı acı yakınacağım, İniltime karşın Tanrının üzerimdeki eli ağırdır.如今 我 的 哀告 還算為 悖逆 . 我 的 責罰 比 我 的 唉哼 還重
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Invece, è un tipo di affermazione culturale che scegliamo di indossare.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.제가 이옷을 입은 것은 문화의 다양성을 표시하기 위한 개인적 선택에 의한 것이죠.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Melainkan, pakaian ini merupakan simbol keberagaman budaya yang kami pilih untuk dikenakan.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Thay vì vậy, nó là một tuyên bố đa dạng văn hóa mà chúng tôi chọn để mặc.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.To deklaracja kulturowego zróżnicowania, którą decydujemy nosić.
Buna karşın, o, bizim onu giymeyi seçmemizle ilgili kültürel bir olgu.Wel is het een divers cultureel statement dat we willen dragen.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.미국의 5퍼센트 유연 연료 운행 현황과 비교해 보세요.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Aux États-Unis, 5% sont compatibles.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Comparado a E.U., 5% son flex-fuel.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Comparați acest lucru cu Statele Unite, doar cinci la sută au combustibil-flex.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Paragonatelo al magro 5% delle auto ibride in America.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Porównajcie to do USA, tylko 5 procent.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Vergelijk dat met de VS: 5% is flex-fuel.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Vergleichen Sie das mit den Vereinigten Staaten: 5 % sind FFV.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Сравнено със САЩ, там само 5% са с това гориво.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.Сравните эти цифры с 5% авто с гибким выбором топлива в США.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.בארה"ב: 5% תדלוק גמיש.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.قارن ذلك بالولايات المتحدة ، 5% فقط من السيارات قابلة للتشغيل بالوقود العادي والإيثانول.
Buna karşın Amerika'da sadece %5'lik bir oran flex-fuel.そしてなんと、ほとんどの所有者はそのことすら知らないのです
Buna karşın, birtakım uygulamalar mevcuttur.Contudo, existem certas práticas.
Buna karşın, birtakım uygulamalar mevcuttur.Mohou zde však existovat určité zvyklosti.
Buna karşın, birtakım uygulamalar mevcuttur.Na Malte sa počas procesu interného hodnotenia prejednávajú takmer všetky otázky uvedené na obrázku.
Buna karşın, birtakım uygulamalar mevcuttur.Totuşi, anumite practici pot exista.
Buna karşın, bu alanda asıl sorumluluk rektördedir.Ale rektor nesie hlavnú zodpovednosť.
Buna karşın, bu alanda asıl sorumluluk rektördedir.Největší odpovědnost však nese rektor.
Buna karşın, bu alanda asıl sorumluluk rektördedir.Todavia, o principal responsável é o reitor.
Buna karşın, bu alanda asıl sorumluluk rektördedir.Totuşi, rectorul are responsabilitatea principală.
Buna karşın, bu alanda asıl sorumluluk rektördedir.Toutefois, c’est principalement le recteur qui en porte la responsabilité.
Buna karşın, bu alanda asıl sorumluluk rektördedir.Tuttavia, la responsabilità principale è del rettore.
Buna karşın, bu alanda asıl sorumluluk rektördedir.Vendar pa glavno odgovornost nosi rektor.
Buna karşın, bu sonuçların yayınlanması yaygın bir uygulamadır.Até à data, os programas de formação de professores ainda não foram alvo de tal procedimento.
Buna karşın, bu sonuçların yayınlanması yaygın bir uygulamadır.Běžně však zveřejňovány jsou.
Buna karşın, bu sonuçların yayınlanması yaygın bir uygulamadır.La pubblicazione di questi risultati può comunque essere una pratica diffusa.
Buna karşın, daha fazla kanıta dayalı müdahaleler sadece birkaç ülkede rapor edilmiştir.Naopak určité intervence více založené na důkazech uvádí pouze několik zemí.
Buna karşın, daha fazla kanıta dayalı müdahaleler sadece birkaç ülkede rapor edilmiştir.Nasprotno pa o intervencijah, ki bolj temeljijo na izsledkih, poroča le nekaj držav.
Buna karşın, daha fazla kanıta dayalı müdahaleler sadece birkaç ülkede rapor edilmiştir.Η δ ια 1 ό ρ φ ω σ η p i ρο στα τ ευ τικ ού σχολικού p i ε ρι β άλλο ν το ó ,
Buna karşın danışmanlar, gerçekten genel tavsiyelerde bulunurlar.조언자는 포괄적인 조언을 해주는 사람이에요
Buna karşın danışmanlar, gerçekten genel tavsiyelerde bulunurlar.ولكن المستشارين هم ذلك النوع الذي يقدم نصائح عامة
Buna karşın danışmanlar, gerçekten genel tavsiyelerde bulunurlar.副社長やスタッフに助言をすることもあります
Buna karşın...dava ve web sayfanın kapanması yüzünden çok acı çekmiş olmalısın.Anstatt.....den Rechtsstreit und das schliessen deiner homepage....du musst sehr gelitten haben.