karşın ile cümle

karşın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bazı efsanelere göre, Saule'yle evlenmesine karşın onu aldatmıştır.Vaikka hän kosiskeli Saulea, hänen ei tiedetä olleen naimisissa.
Söz konusu metot, kolay çözüm avantajına karşın ters Laplace dönüşümünün zorluğu ile dengelenir.Paineilmaan verrattuna monimutkaistava tekijä on paluulinjan tarve.
Buna karşın Atinalılar'ı ikna etmiştir.Silti spartalaiset palkitsivat Athenadeen.
1961 yılında başlamasına karşın, 1995 yılına kadar UEFA tarafından tanınmadı.Ensimmäiseksi etunimeksi sitä ei ole annettu kenellekään ainakaan vuoden 1965 jälkeen.
Buna karşın bazı eleştirmenler şarkının sözlerini beğenmedi.Kriitikot kuitenkin pitivät laulusta.
Buna karşın, tek cevap değildir.Se ei kuitenkaan ollut ainoa vaihtoehto.
Ben bunu benimsedim ve işte karşınızda The Fame.Sitä edelsi paleoseeni ja seurasi oligoseeni.
Bütün bunlara karşın‚ takımı ayakta tutabilmenin külfeti giderek artıyordu.Kappale kokonaisuudessaan kuului: »Kansainvälisen moninkeskeisen systeemin ylläpitäminen käy yhä vaikeammaksi.
Buna karşın, hiçbir oyuncu başka bir oyuncuyla ikiden fazla karşılaşma yapamaz.Taisteluun voi myös mennä tuntemattoman pelaajan kanssa kahta muuta pelaajaa vastaan.
Böylece Mini'nin karşına da bir rakip çıkarmış olacaktı.Hän on saanut myös kämppäemäntä Miinan suosion.
Bu lafına karşın Claudius bir kere daha evlendi.Παρά την υπόσχεσή του, ο Κλαύδιος νυμφεύτηκε μία ακόμη φορά.
Buna karşın İtalya, sınırın tam zirve üzerinden geçtiğini savunur.Η Ιταλία θεωρεί ότι το σύνορο περνά από την κορυφή.
Buna karşın Nubya'da birçok Mısır tanrısı ve tanrılaştırılmış firavunlar adına tapınaklar inşa edilmiştir.Αντίθετα, στην Νουβία χτίστηκαν πολλοί ναοί των κυριότερων αιγυπτιακών θεών και των θεοποιημένων φαραώ.
Buna karşın okuldaki en aptal öğrenci olabilir.Είναι ο εξυπνότερος μαθητής στο σχολείο.
Buna karşın bazı sınırlamalar mevcuttur.Ωστόσο, έχει κάποιους περιορισμούς.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Η συνθήκη όμως αυτή δεν απαγόρευε τις υπόγειες πυρηνικές δοκιμές.
Kulüp 1908'de kurulmasına karşın, ilk kupasını II. Dünya Savaşı sonrası 1947 yılında kazanmıştır.Αν και ιδρύθηκε το 1908 κέρδισε το πρώτο σημαντικό τρόπαιο μόλις το 1947.
Enteresan teorilere karşın gondol kelimesinin kaynağı hakkında tatmin edici bir açıklama yoktur.Δεν υπάρχει καμμία ικανοποιητική θεωρία για την προέλευσή τους.
Ancak buna karşın bazı artıları da vardır: Uygulaması kolaydır.Ωστόσο, η ταξινόμηση με εισαγωγή παρέχει πολλά πλεονεκτήματα: Είναι απλή στην εφαρμογή της.
Korint'i almasına karşın, Akrokorint'i ve Argos'u alamadı.Κατάφερε να καταλάβει την Κόρινθο άλλα απέτυχε να καταλάβει την Ακροκόρινθο και το Άργος.
Buna karşın dağlar fazla yükselmez.Η ορεινή έκταση είναι πολύ μικρή.
Halkçılık iddialarına karşın, halkın istekleri dikkate alınmamıştır.Παρά την εκπεφρασμένη επιθυμία του Προέδρου, κανείς δεν αναλάμβανε πρωτοβουλία.
Buna karşın takım tekrar toparlanarak ilk senesinde tekrar lige çıktı.Όμως, στη διάρκεια μιας προπόνησης, ξαναέσπασε το ίδιο χέρι.
Orijinal Antlaşma yalnızca 26 madde içermesine karşın, Anayasa ise on bir fasıla ayrılmış 72 madde içeriyordu.Ενώ η Συνθήκη περιείχε 26 άρθρα, το Σύνταγμα είναι χωρισμένο σε έντεκα κεφάλαια και έχει 72 άρθρα.
Dış görünümü gitar veya uda benzer, buna karşın büyüklüğü çok değişken ama genelde küçüktür.Το αρμόνιο εξωτερικά μοιάζει με το πιάνο, αλλά συνήθως είναι λίγο μικρότερο.
Olaylardaki karmaşıklığa karşın, bizim isteklerimiz çok yalın.Παρ' όλες τις επιτυχημένες συναυλίες τα πράγματα είναι πολύ δύσκολα.
Buna karşın, her iki taraf da bir sonuca ulaşamamıştır.Ωστόσο, δεν υπήρξε κάποια συμφέρουσα και για τις δύο πλευρές λύση.
Buna karşın San Jose, bölgenin en fazla nüfusa sahip şehridir.Σήμερα η ενορία του Αγίου Γεωργίου είναι η πολυπληθέστερη της πόλης.
Ancak bu yürekli gösteriye karşın gerçekte Kızılordu'nun durumu oldukça tehlikeli bir durumdadır.Όμως, παρά την επίδειξη γενναιότητας, ο Κόκκινος στρατός στην πραγματικότητα βρισκόταν σε επισφαλή θέση.
Fransız Ordusu, dünyanın en güçlü ordularından biri sayılmasına karşın altı hafta içinde yenilgiye uğramıştı.Den franske hær, der blev anset for at være verdens stærkeste, blev besejret på seks uger.
Bart'ın şöhretine karşın, Cartwright halk arasında pek tanınmış değildir.Trods Barts berømmelse, bliver Cartwright sjældent genkendt i offentligheden.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.For sin del, er Krusty stort set uvidende om, Barts hjælp og behandler Bart med manglende interesse.
Buna karşın Sovyet silahlı kuvvetleri, sevk ve idarede, eğitimde ve hazırlık konusunda yetersizdiler.De sovjetiske, væbnede styrker derimod manglede lederskab, træning og parathed.
Gençliğinde birçok farklı işle uğraşmasına karşın hep aktör olmak istedi.Selvom han havde mange beskæftigelser, da han var yngre, har han altid villet være skuespiller.
Henry gençlik yıllarında ileri uçta forvet olarak oynamasına karşın, Monaco ve Juventus'ta kanatta oynadı.Selv om Henry spillede som angriber i sin ungdom, var han placeret på fløjen i sin tid hos Monaco og Juventus.
Tüm bunlara karşın Moskova Savunması, Mihver kuvvetlerin istilasına karşı direnmenin bir sembolü oldu.Alligevel blev forsvaret af Moskva et symbol på sovjetisk modstand mod de invaderende aksestyrker.
Bu plan General Jukov'un itirazına karşın onaylandı.Denne plan blev vedtaget trods Zjukovs indvendinger.
Buna karşın her insanın ayak uzunluğu birbiri ile aynı değildir.Det er ikke hos alle mennesker den længste tå.
Buna karşın bazı sınırlamalar mevcuttur.Der gælder dog visse restriktioner.
Bir köpek olmasına karşın oldukça akıllıdır.På trods af dens størrelse er det også en elegant hund.
Buna karşın, tek cevap değildir.Men det er ikke den eneste overraskelse.
Ahlâkına karşın, Marge kumar alışkanlığı gibi kötü alışkanlıklarla mücadele etmektedir.På trods af sin høje moral kæmper Marge med laster som ludomani.
Oy oranı artışına karşın meclise giren milletvekili bir önceki seçime göre azalmıştır.Antallet af medlemmer af kommunalbestyrelserne er en reduktion i forhold til forrige valg.
Buna karşın Atinalılar'ı ikna etmiştir.Det var anført af athenerne.
Buna karşın dağlar fazla yükselmez.Fjeldene er ikke så høje.
İşlenmiş kakao pudrası, işlenmesinde kakao yağın çıkarılmasına karşın genellikle katılmış şeker içermektedir.Forarbejdet kakaopulver indeholder sukker, selv om kakaosmøret er fjernet under forarbejdningen.
Çarlık Ordusu'ndan gelmiş olmasına karşın Stalin ona güvenir ve saygı duyardı.Trods sin baggrund som officer i zarens hær, vandt Sjaposjnikov Stalins respekt og tillid.
Ayrıca sivil bir ödül olmasına karşın askeri personele de verilmekte ve üniforma üzerine takılabilmektedir.Udmærkelsen er civil, men kan også tildeles militærpersoner, og kan bæres på deres uniformer.
Zidane'ın son maçı olmasına karşın Zinédine Zidane'ı kızdırmıştır.Det afgørende mål blev scoret af Zinedine Zidane.
Amerikan Hükûmeti'nin federal düzeyde resmî dili olmamasına karşın hükûmetin de facto dili İngilizcedir.Selvom USA ikke har noget officielt sprog, er engelsk de facto det officielle sprog.
Kanal kullanım ücretinin yüksek olmasına karşın, günde ortalama 30 gemi kanaldan geçer.Kanalen bliver i dag hovedsagelig benyttet af turistskibe, og 11.000 skibe passerer gennem kanalen hvert år.
Gemi ağır hasar görmüş olmasına karşın onarıldı ve daha sonra yeniden hizmete alındı.Skibet sank ikke, men blev repareret og vendte hurtigt tilbage i brug.
Bu işlem hareket edilmesini sağlar ancak oldukça güçlü bir sistem olmasına karşın çok yavaştır.Hvile anbefales, men er kun lidt effektivt.
İsveççe İsveç'te en çok konuşulan dil olmasına karşın ülkede resmi dil konumunda değildir.Sverige har intet officielt sprog, selv om svensk i praksis fungerer som et sådant.
Sanat yaşamı boyunca birçok filme imza atmış olmasına karşın, sadece bir tek filmde rol aldı.Selv om han er storryger i flere af sine film, har han hele sit liv været ikke-ryger.
Buna karşın iç pazardaki daralma aşılamadı.Ligestillingen gjaldt dog ikke på Skånemarkedet.
Buna karşın, benzer bir sistemin karmaşalığını da açıklamamışlardır.Til gengæld viser de ikke noget om systemets adfærd.
Buna karşın Ölüm Yiyenler çok iyi bir ilerleme kaydederler.Omvendt findes der dødsboer med stor værdi.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Traktaten tillod fortsat underjordiske sprænginger.
Meyve ve sebze tarımı yapılmasına karşın bu ürünler ihtiyacı karşılamak için ekilir.Jord- og skovbrug kan imidlertid fortsætte, selv om der er bestemmelser som det må tages hensyn til.

İlgili Sayfalar