karşın ile cümle
karşın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ama tekrarlanan aramalara karşın bir şey bulunamadı.Але після довгих пошуків дзвони так і не знайшли.
Kesin bir zaman verilmesine karşın 2500 yılında oynadığı önerilmiştir.Хоча точна дата не вказана, було висловлено припущення, що це сталося в 2500 році.
Buna karşın direnişçiler önemli başarılar elde edemezler.Проте союзники нездобули значних успіхів.
Adaletsizlik, adaletin olmama veya karşında olma durumunu ifade eder.Несправедливість — відсутність або протилежність справедливості.
Buna karşın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ilişkilerde yakınlaşma oldu.Загострювалися відносини з США.
Buna karşın Almadovar kahramanlarını "yargılamıyor", "acındırmıyor".Також уточнюється, що Теодоміро «не дасть притулку ні втікачам, ні ворогам».
Buna karşın şirket değişik ticaret alanlarına girdi.Також брав участь у різних торговельних компаній.
Buna karşın bazı sınırlamalar mevcuttur.Проте існують обмеження.
Buna karşın, hemen hemen tüm risklerde kümül oluşabilir.Так діють при небезпеці майже всі круглоголовки.
Buna karşın pankreas kanseri ile ilgili iddiaları yalanladı.Також у Бараниківці зафіксовано факти канабалізму.
Buna karşın, "Crazy Little Thing Called Love" şarkısında sadece birkaç akor vardır.«На „Crazy Little Thing Called Love“ у мене пішло 5 або 10 хвилин.
Kasaba İtalya'ya ait olmasına karşın araba plakaları İsviçre düzenlemelerine göredir.Жителі міста для своїх автомобілів можуть отримувати як італійські, так і швейцарські автомобільні номери.
Buna karşın, bu durum Escher'in ekonomik ve politik görevleri yerine getirmesine engel olmuyordu.Однак це каліцтво не завадило зробити військову та політичну кар'єру.
Buna karşın sigorta parası yüklü bir bedel değildi.Як правило, вартість страховки не є високою.
Buna karşın penguenler ve deniz ayıları bulunur.Штати Массачусетс та Мен мають морські прапори.
Buna karşın balık, kıyı kasabalarında bile ekmek ile karşılaştırıldığında 16 kat daha pahalı olabilirdi.Риба була в 16 разів дорожчою, і залишалась дорогою навіть для населення прибережних районів.
Buna karşın mahallenin ekonomisine faydası yoktur.Здається, що жменьку поселенців вже ніщо не в силах врятувати.
Köyde hayvancılık yapılmasına karşın köy ekonomisinde etkin bir yeri yoktur.Крім тваринницьких ферм, у селі нічого не будували.
Buna karşın Ölüm Yiyenler önemli derecede kayıplara uğramazlar.Проте випадків загибелі людей майже не зафіксовано.
Son derece yakışıklı ve çekici görünümüne karşın sesi imce, oyunculuk yeteneği de sınırlıydı.Крім гарного зовнішнього вигляду, актор мав добрий голос, неголосний, але інтенсивний.
Google popülerliğine karşın, birçok kurumun eleştirisine de maruz kalmıştır.В рамках подальшого розвитку проекту Гугл взяв до уваги частину критики.
Artık yolu biliyor olmalarına karşın, geliş yolculuğu gibi bu yolculuk da yorucu geçti.Але, як стався цей перехід, так і залишилось нез'ясованим.
Bir yıl sonra serinin ikinci filmi Harry Potter ve Sırlar Odası ile tekrar kamera karşına geçti.Вже через рік на екрани виходить фільм «Гаррі Поттер і таємна кімната».
Her şeye karşın daha büyük olan oydu.Причому, перше тоді було важливіше.
Buna karşın gemide hiçbir mücadele izi yoktu.Човен не зробив жодного бойового походу.
Bu uzun süren uygulamaya karşın O'nun komuta döneminde U-35, toplam 444 bin tonda 189 gemi batırmıştır.В результаті, при тих же головних розмірах, що й «Київ» повний тоннаж корабля склав 44 490 тонн.
Buna karşın dağlar fazla yükselmez.Досі дерево росте без верхівки.
Ancak bu takviyelere karşın bu görev için yeterli bir kuvvet değildir.Але проти Буу сили цієї трансформації було недостатньо.
Buna karşın Almanlar wolfpack (Kurt Kapanı) denilen bir taktik geliştirmişlerdi.Тоді німецький генерал запропонував альтернативний метод, який отримав назву «тактика Гут'єра».
Hansen — Hans Jacob Hansen (1855-1936), Danimarkalı karsinolog ve zoolog.Hans Jacob Hansen; 1855-1936) — данський зоолог.
Buna karşın, açık alanda bir tankı gizlemek çok zordur.Однак ситуація ускладнюється тим, що вони викрадають танк.
Gergedan bütün iriliğine karşın hiç de hantal bir hayvan değildir.При всій своїй енергійності, такий кінь неагресивний.
Çoğu ülkelere karşın bazı ülkelerde çocuk cezaları olmayabilir.При цьому у багатьох країнах покарання взагалі не передбачається.
Buna karşın aylık 500 kopya yayınlayarak faaliyetlerini sürdürdü.Кожного місяця я прочитував близько п'яти книг.
Çoğu litotrofik organizma otortorfiktir, buna karşın organotrofik organzmalar heterotrofiktir.Більшість літотрофних організмів — автотрофи, тоді як органотрофи є гетеротрофами.
Buna karşın hayatına dair bilgiler bir o kadar da çelişkili ve karmaşıktır.Інформація про нього вкрай мізерна і суперечлива.
Buna karşın batı sanatında daha özgür biçimler kullanılmaktadır.Проте трактовані вони з більшою мистецькою свободою.
Böylece Osmanlılar beklemedikleri şekilde Avusturya'yı karşında bulup iki cephede savaşmak zorunda kaldı.Австрія вимушена була воювати на два фронти.
Buna karşın ithalat daha pahalı hale gelir.Однак Ахілл стає все більш безжалісним.
Buna karşın, Ekim 1961 rapor edilmektedir. Kızı ile bir söyleşiСкасований Тимчасовим урядом 6 жовтня(ст. ст.) 1917 року у зв'язку з виданням акту про розпуск Державної думи.
Buna karşın NN ibaresi halen topografik haritalarda kullanılmaktadır.Назва «Абатія» використовується на географічних картах.
Kanal D'nin Demirören Holding'e satılmasına karşın Kanal D Romanya, Doğan Holding'e kalmıştırХоча Kanal D було продано Demirören Holding, Kanal D Румунія залишився у власності Doğan Holding.
Bar fahişelik için kullanılmamasına karşın uyuşturucu satışları ve diğer "nakdi işlemler" yer alırdı.Přestože bar nebyl využíván k prostituci, probíhal tam prodej drog a jiné „hotovostní transakce“.
Buna karşın, progresif metal 1980'lerin ortasına kadar ayrı bir tür olarak gelişmemiştir.Nicméně progressive metal se nevyvinul do vlastního stylu až do poloviny 80. let.
Başlangıçta adı Queenstown olmasına karşın kısa süre sonra Victoria olarak bilinmeye başlandı.Původně byla jmenována Queenstown, ale brzy se prosadilo jméno Victoria.
Bu olumsuz rapora karşın, İspanya Hükümeti 1 Ekim 2004'te yasa tasarısını Kongre'ye gönderdi.I přes negativní postoj prezentovala vláda svůj návrh v Kongresu 1. října 2004.
Genellikle Sarah Silverman adını kullanmasına karşın Big S adı ile ünlüdür.Ačkoliv většinou vystupuje pod svým jménem Sarah Silverman, někdy je uváděna pod svou přezdívkou Big S.
Buna karşın askeri teçhizat, 1989'da son MiG-29'lar teslim edilene kadar verilmeye devam edildi.Nicméně přísun zbraní pokračoval až do roku 1989, kdy se do Koreje dostaly poslední vojenské stíhačky MiG-29.
Buna karşın dağlar fazla yükselmez.Hory nejsou příliš vysoké.
Buna karşın 1996'daki başbakanlık için ilk direkt seçimlerde Benyamin Netanyahu’ya karşı kaybetti.V roce 1996 byl v prvních přímých volbách premiéra těsně poražen Benjaminem Netanjahu z Likudu.
Naftalinin renksiz olmasına karşın, azulen koyu mavi bir renge sahiptir.Na rozdíl od bezbarvého naftalenu je totiž azulen tmavě modré barvy.
Malathion IARC tarafından muhtemel karsinojen (grup 2A) olarak sınıflandırılmıştır.Je klasifikován IARC jako pravděpodobný karcinogen pro člověka (kategorie 2A).
Buna karşın Sovyetler Birliği'nde 1940'lardan beri antibiyotiklere alternatif olarak kullanımı devam etmiştir.Po 60 let byly fágy užívány v Sovětském svazu jako alternativa k antibiotikům.
Buna karşın bazı sınırlamalar mevcuttur.Platí zde jistá omezení.
Buna karşın meclis, barış gücü için bunun gerçekleştirilebileceğini kabul etti.Tudíž, výsosti, musíte vědět, že jsem narušil mír.
Buna karşın Bağımsız adaylar mecliste egemen duruma geldiler.Nicméně i tak se některým nemuslimům daří do Mekky dostat.
Sigara katranında en az 69 karsinojen ve çeşitli toksinler bulunur.V tabákovém kouři bylo odhaleno přes šedesát látek s karcinogenními účinky.
İsveççe İsveç'te en çok konuşulan dil olmasına karşın ülkede resmi dil konumunda değildir.Zajímavé je, že švédský parlament švédštinu nikdy neschválil jako úřední jazyk Švédska.
Buna karşın tanrılar iyi insanları hastalıktan kurtarıp aynı zamanda yaşamlarını da uzatabilirdi.Bohové jim zachránili život a dokonce je povýšili mezi sebe.
Buna karşın şu dezavantajlara sahiptir.A to má své nevýhody.