karşın ile cümle

karşın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Buna karşın Ay tutulması dolunay evresinde Dünya Güneş ile Ay'ın arasında olduğunda oluşur.Z kolei zaćmienia Księżyca zdarzają się podczas pełni – gdy to Ziemia jest pomiędzy Księżycem a Słońcem.
Buna karşın, her iki taraf da bir sonuca ulaşamamıştır.Efektem tego rozmowy obu stron nie przynosiły żadnych rezultatów.
Bu birleşmeye karşın Zeki el-Arsuzi kuruluş konferansına katılmadı.Z uwagi na to, nie brali udziału w spotkaniu plus-minus.
Savaşa karşın 1941'de fuar hazırlıkları eksiksiz gerçekleşti.Po trzecie, wraz ze śmiercią Junga w 1961 do głosu zaczęły dochodzić tendencje uprzednio nie wyrażane.
Tasarı şu an durdurulmasına karşın ardılları olan tasarılara yol göstermiştir.Na przeszkodzie realizacji planów stała, na razie, słabość ich twórców.
Buna karşın okuldaki en aptal öğrenci olabilir.Jest najlepszą uczennicą w szkole.
Buna karşın Stalin ülkesinde toptan millileştirme ve kamulaştırma konusunda tutarlı davranmıştır.Przyznał jednocześnie, że zawinił w Genewie zbytnią surowością i zniecierpliwieniem.
Sözlük, bir etimoloji sözlüğü olmamasına karşın sözcüklerin etimolojik açıklamaları da içermektedir.Opinie krytyczne o słowniku nie dotyczą objaśnień etymologicznych.
Evliliklerinin ardından 2 yıl geçmesine karşın çiftin çocukları olmaz.Trwające dwa lata małżeństwo nie doczekało się dzieci.
Antimikrobiyal tedaviye karşın ölüm oranı %50'dir.W przypadku epidemii wskaźnik śmiertelności wynosi 30%.
Tüm oyuncuların Arjantinli olmasına karşın dizi İngilizce çekilir ve çekim yeri Buenos Aires, Arjantin'dir.Pomimo tego że serial kręcony jest w innym języku, wszyscy aktorzy pochodzą z Argentyny.
Buna karşın A. a. australis Falkland Adaları sahillerinde görülür.Underarten A. a. australis förekommer på Falklandsöarna.
Her şeye karşın daha büyük olan oydu.Det var roligare än något annat.
Buna karşın dağlar fazla yükselmez.De brukar inte klättra så högt.
Buna karşın sportif anlamda başarılar devam etti.Sportsligt fortsatte trots detta tävlingarna att vara framgångsrika.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Dagen förlöper inte utan problem...
PD/Pİ sık kullanılmasına karşın aHÜS'te güvenilirliği ve etkinliğine ilişkin kontrollü bir çalışma yoktur.Även om PE/PI ofta används finns det inga kontrollerade studier på dess säkerhet eller effektivitet för aHUS.
Buna karşın bazı sınırlamalar mevcuttur.Det är fortfarande en del sådana restriktioner.
Buna karşın Fransız koleksiyonlarında bu eserleri bulunmamaktadır.Det var dock inte bara franska komedier på repertoaren.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Efter kriget förekom kärnvapenprov på atollen.
Buna karşın tartışmalar hala devam etmektedir.Trots detta fortsätter stridigheterna.
Bir dönemki büyük popülaritesine karşın, öldüğü zaman artık neredeyse unutulmuştu.Till min stora överraskning var den redan död.
Buna karşın vahşi hayattaki konumları endişe vericidir.Dock ger säkerheten kring dessa tillgångar anledning till oro.
Buna karşın erken Tunç Çağı'nın son evresinde yok denecek kadar azdır.Men inte bara tiden efter närmast föregående uttömning spelar roll.
Buna karşın San Jose, bölgenin en fazla nüfusa sahip şehridir.San Jose Village är det största samhället i trakten.
Buna karşın yüzde 95 gibi yüksek bir beğeni oranına sahip.Underbar kärlek så stor 95.
Buna karşın 1848-1849 yıllarında başbakanlık yapmıştır.Han var premiärminister 1848-1849.
Bütün bu karmaşaya karşın Dalton şunu fark etti.För andra betydelser, se Dalton.
Buna karşın 78 tane bombardıman uçağı vardı.Serien omfattade 78 flygplan.
Buna karşın mevzilerin sıkıca tutulması emri verildi.De fick stränga order att stå på ett rakt led.
Buna karşın balıklar besinlerinde çok küçük bir rol oynar.Fiskar spelar en mindre roll.
Buna karşın hayatına dair bilgiler bir o kadar da çelişkili ve karmaşıktır.Data kring dess nuvarande trend är dock både bristfällig och motsägande.
Küçük olmasına karşın herkesin üstünde otoriteye sahiptir.Trots sin stora makt har han allt och alla mot sig.
22/3 uyarınca "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde" mevcuttur.(Jak 1:22) ”Vad hjälper det om någon påstår sig ha tro men saknar gärningar?
Brutus'un Octavianus'u yenmesine karşın, Antonius, kendi canına kıyan Cassius'u yendi.Fastän Brutus besegrar Octavianus besegrar Antonius Cassius, som begår självmord.
Buna karşın reel sayıların kümesi sayılamaz bir kümedir.Det är med största sannolikhet dock inte den verkliga gravplatsen för Anund.
Malathion IARC tarafından muhtemel karsinojen (grup 2A) olarak sınıflandırılmıştır.Ämnet är klassificerat i Grupp 2B "möjlig mänsklig carcinogen" av IARC.
Buna karşın Ölüm Yiyenler önemli derecede kayıplara uğramazlar.De som är svårt drabbade kan dö utan en egentlig orsak.
Gittikçe muhafazakarlaşmasına karşın tarım, çalışma ve eğitim reformlarını destekledi.Trots det fortsatte han att trycka på för att fortsätta reformera ekonomin och utbildningsväsendet.
Buna karşın siyasi sorunlar devam etti.Till de ekonomiska problemen sällade sig politiska problem.
Bunlara karşın albüm sevilmiştir."Jag känner mig glad över det här albumet.
Buna karşın bazı pasajlar Venus Latina olarak tanınan daha eski incil versiyonlarından kopyalanmıştır.Av hans verk finns endast ett kort fragment bevarat, i de äldsta versionerna i latinsk översättning.
Buna karşın aylık 500 kopya yayınlayarak faaliyetlerini sürdürdü.Han försökte sedan skriva minst 5 000 ord varje dag, enligt egen utsago.
Buna karşın, diğer klasmanlarda bu tercih edilmemektedir.Vid andra lärosäten är detta inte möjligt.
Barok dönemde icat edilmesine karşın dönemin bestecileri piyano için eser yazmamıştır.Till skillnad från återberättandet under den rabbinska tiden är Jubileerbokens författare inte namngiven.
Buna karşın ithalat daha pahalı hale gelir.Mobiltelefoni kan dock komma att bli dyrare.
Buna karşın, hiçbir direnci kalmayan Avusturya karşısında ilerlememiştir.Ännu har dock inget land utanför Europa anslutit sig.
Buna karşın antlaşmaların yapılış biçimleri neredeyse aynı kalmıştır.Utformningen av ligan kom dock att förbli densamma.
Buna karşın güney türü, yıl boyunca 1300 ile 1700 metre aralığında yaşar.Den andra arten lever hela året i områden mellan 1300 och 1700 meter över havet.
Buna karşın, gerçekte inciller İsa’nın doğumunu, hayatını, ölümünü ve dirilişini anlatır.Den skildrar tiden före Jesu födelse, hans födelse, liv, död och uppståndelse.
Gergedan bütün iriliğine karşın hiç de hantal bir hayvan değildir.Trots namnet är djuret ingen råtta.
Buna karşın üye ülkelerde devlete bağlı kiliselere rastlanmaktadır.Denna församling sköts dock av kyrkliga funktionärer från annat håll.
Buna karşın bu tutum kilise içinde yeni bölünmelere yol açtı.Under förföljelsen hade ett nytt svårt problem uppstått inom kyrkan.
Güç olmasına karşın 4. Panzer Ordusu, Sovyet ana savunma kuşaklarını yarıp geçmeyi başardı.Men framför allt Panzergruppe 1 började bryta sig igenom det sovjetiska försvaret, tät förbandet 11.
19. yüzyılda mihrapları daralmaya başlamış, buna karşın suları genişlemiştir.Under 1600-talet försökte man dränera sjön men översvämningarna fortsatte.
Buna karşın bilimsel ABD rehberliğine göre bu alanda hiç volkanik aktivite rastlanmamıştır.Однак, на думку провідних вчених США, у цьому районі ніколи не було вулканічної активності.
Kızının hayatını kurtarmış olmasına karşın Jack'i küçümser.Вона зневажає Джека, хоч той і врятував життя її дочки.
Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho'nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir.Однак деякі стародавні джерела згадують і про зв'язки Сапфо з чоловіками.
Kendinizi bilip, düşmanı bilmiyorsanız, kazanacağınız her zafere karşın yenilgiyle de tanışabilirsiniz.Якщо ти тільки знаєш себе, але не свого опонента, ти можеш як перемогти, так і зазнати поразки.
Bu yenilgiye karşın ayaklanma hızla yayılmıştır.Після цієї поразки повстання швидко догоряло.

İlgili Sayfalar