karşılaşma ile cümle
karşılaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ben karanlık bir yerde onunla karşılaşmak istemiyorum.I wouldn't like to meet him in a dark place.
Tom Mary ile final karşılaşmasını izleyecek.Tom will watch the Super Bowl with Mary.
Bu bizim ilk karşılaşmamızdı.That was our first encounter.
Karşılaşmayı penaltılarda kaybetmen daima hayal kırıklığına uğratıyor.It's always disappointing when you lose a match on penalties.
Daha önce birbirimizle karşılaşmadığımıza inanamıyorum.I can't believe we haven't run into each other before.
Aslında Tom'la hiç karşılaşmadım.I never actually met Tom.
Kadınlar ve kızlar onunla karşılaşmaktansa caddeyi geçmeyi tercih ederler.Women and girls would cross over the street rather than meet him.
Hiç karşılaşmadık.We've never met.
Onlar hiç karşılaşmadılar.They've never met.
Seninle burada karşılaşmak ne tesadüf!What a coincidence meeting you here!
Tom'la hiç karşılaşmadım.I've never met Tom.
Ben bile Tom'la hiç karşılaşmadım.I've never even met Tom.
Daha önce bir Kanadalı ile hiç karşılaşmadım.I've never met a Canadian before.
Tom gibi biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone like Tom.
Daha önce Tom'a oldukça benzeyen biriyle karşılaşmadım.I had never met anyone quite like Tom before.
Daha önce Tom'la hiç karşılaşmamıştım.I'd never met Tom before.
Tom'la hiç karşılaşmadım bile.I never even met Tom.
Tom ve Mary daha önce birbirleriyle hiç karşılaşmamış gibi davrandı.Tom and Mary acted like they'd never met each other before.
Daha önce bu sorunla karşılaşmadığımıza şaşırdım.I'm surprised we haven't run into this problem before.
Neden birbirimizle daha önce karşılaşmadığımızıı merak ediyorum.I wonder why we haven't run into each other before.
Bu sabahtan önce Tom'la hiç karşılaşmamıştım.I'd never met Tom before this morning.
Tom tanıdığı biriyle karşılaşmayı planlamamıştı.Tom didn't plan on running into anyone he knew.
Yeni bir sorunla karşılaşmadık.We haven't encountered any new problems.
Tom Boston'da karşılaşmayı umduğum son kişiydi.Tom was the last person I expected to meet in Boston.
Tom burada seninle karşılaşmayı bekliyor.Tom is expecting to meet you here.
Böyle bir yerde Tom ile karşılaşmayı hiç beklemiyordum.I never expected to meet Tom in a place like that.
Onunla karşılaşmam tamamen tesadüftü.My meeting her was purely accidental.
Ben Maria'yla hiç karşılaşmadım.I never met Maria.
Tesadüfi bir karşılaşmaydı.It was an accidental meeting.
Tom'la ilk karşılaşmamız Boston'daydı.It was in Boston that I first met Tom.
Onun gibi biriyle asla karşılaşmadım.I've never met anybody like her.
Hiç karşılaşmadığın birine âşık olabilir misin?Can you fall in love with someone you have never met?
Ana yoldan ayrıldıklarından beri, başka bir arabayla karşılaşmadılar.Since they left the national highway, they hadn't come across another car.
Daha önce hiç karşılaşmamış olmamız tuhaf.It's strange that we've never met before.
Tom daha önce benimle hiç karşılaşmadı.Tom has never met me before.
Tom'la karşılaşma fırsatın olacağını sanmıyorum.I don't think you're going to have the chance to meet Tom.
Seninle böyle bir yerde karşılaşmayı beklemiyordum.I didn't expect to run into you in a place like this.
Umarın herhangi bir sorunla karşılaşmayız.I hope we don't run into any trouble.
Daha önce tamamen Tom gibi biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone quite like Tom before.
Seninle burada karşılaşmak beklenmedik bir zevk.Meeting you here is an unexpected pleasure.
Onlarla hiç karşılaşmadım.I never met them.
Daha önce onlarla hiç karşılaşmadım.I'd never met them before.
Ben onunla karşılaşmak istemiyorum.I don't want to run into him.
Giotto 10 Temmuz, 1992'de Kuyruklu yıldız Grigg-Skjellerup'la yakın bir karşılaşma yaptı.Giotto made a close encounter with Comet Grigg-Skjellerup on July 10, 1992.
Seninle daha önce bir yerde karşılaşmadık mı?Haven't I met you somewhere before?
Daha önce bir yerde karşılaşmadık mı?Haven't we met somewhere before?
Bacağımı kırmasaydım asla seninle karşılaşmazdım.I would've never met you if I hadn't broken my leg.
Ben de Tom'la hiç karşılaşmadım.I've never met Tom, either.
Her gün onunla karşılaşma fırsatın olmaz.It's not every day you get an opportunity to meet him.
Daha önce karşılaşmadığımıza emin misin?Are you sure we have not met before?
Tom yeni insanlarla karşılaşmak istiyor.Tom wants to meet new people.
Tom neredeyse Mary ile hiç karşılaşmamış olmayı diledi.Tom almost wished he had never met Mary.
Partide yeni biriyle karşılaşmadım.I didn't meet anyone new at the party.
Daha günahkar bir kişiyle hiç karşılaşmadım.I have never met a more sinful person.
Daha günahkar bir kadınla hiç karşılaşmadım.I have never met a more sinful woman.
Sami ve Leyla'nın karşılaşmaları işyerleri ile sınırlıydı.Sami and Layla's encounters were limited to their workplace.
Çocuklarımla hiç karşılaşmadım.I have never met my children.
En çok hangi tür hayvanlarla karşılaşmaktan korkarsınız?What kind of animals are you most afraid to encounter?
Tom ve ben hiç karşılaşmadık.Tom and I have never met.
Tom muhtemelen Boston'da Mary ile karşılaşmayacak.Tom won't likely run into Mary in Boston.