karşılaşma ile cümle

karşılaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Henüz mükemmel bir kocayla karşılaşmadım.I have yet to find a perfect husband.
Atletik karşılaşma yağmur dolayısıyla ertelenmişti.The athletic meet was postponed due to rain.
Bir kez bile onunla karşılaşmadım.I haven't met him even once.
O gün evde kalsaydı, felaketle karşılaşmazdı.If he had stayed at home that day, he would not have met with disaster.
O, o kazayla karşılaşmamış olsaydı şimdi hayatta olurdu.If he had not met with that accident, he would be alive now.
Atletizm karşılaşması yoğun yağış nedeniyle iptal edildi.The track meet was called off on account of the heavy rain.
Orada kimseyle karşılaşmadım.I didn't meet anyone there.
Seninle burada karşılaşmayı hayal bile etmedim.I never imagined meeting you here.
Seninle burada karşılaşmak ne şans.How lucky to meet you here.
Orada seninle karşılaşmayı ummuştum.I had hoped to meet you there.
On beş yıl önceki mezuniyetten beri eski sınıf arkadaşlarımla hiç karşılaşmadım.Since graduation fifteen years ago I have never run into my former classmates.
Bereket versin ki, yolda fırtınayla karşılaşmadılar.Fortunately they had no storms on the way.
Bu yılki final karşılaşmasın kimin kazanacağını düşünüyorsun?Who do you think will win this year's Super Bowl?
Onunla ilk karşılaşmam Kyoto'da oldu.It was in Kyoto that I first met her.
Karşılaşmamız tamamen tesadüfi.Our meeting was purely accidental.
Karşılaşmamız oldukça raslantıydı.Our meeting was quite accidental.
Sen karşılaşmayı umduğum son kişisin.You are the last person that I expected to meet.
Daha önce böyle inatçı bir kişiyle karşılaşmadım.I have never come across such a stubborn person.
Jim ile hiç karşılaşmamış olmama karşın, ben hemen onu ayırt ederim.Though I had never met Jim, I could pick him out right away.
Ben, atletizm karşılaşmalarına katıldım.I took part in the athletic meeting.
Böyle garip bir davayla hiç karşılaşmadım.I've never come across such a strange case.
Yüzme karşılaşmalarına gireceğim.I will enter the swim meet.
Neredeyse onunla hiç karşılaşmadım.I almost never met her.
Arkadaşlarımdan herhangi biriyle karşılaşmadım.I didn't meet any of my friends.
Yağmur yağsa bile karşılaşma yapılır.The game will be held even if it rains.
Her durumda, atletik karşılaşma düzenlenecek.Rain or shine, the athletic meet will be held.
Ben onunla karşılaşmadım.I haven't met him.
O, onunla karşılaşır karşılaşmaz göz yaşlarına boğuldu.As soon as she met him, she burst into tears.
Daha önce onunla karşılaşmadım.I haven't met him before.
Onunla karşılaşma yoksa üzülürsün.Don't cross him or you'll regret it.
O sizinle karşılaşmak için hevesliydi.He was anxious to meet you.
Hayatında hiç böyle bir ikilem ile karşılaşmamıştı.Never in his life had he encountered such a dilemma.
O, atletizm karşılaşmasına katıldı.He took part in the athletic meeting.
O, ailesiyle karşılaşır karşılaşmaz gözyaşlarına boğuldu.No sooner had he met his family than he burst into tears.
Yolda onunla karşılaşmaktan kaçındı.He avoided meeting her on the way.
Sanki onun benimle karşılaşmaktan çekindiğini hissettim.I felt as if he shrank from meeting me.
Onların karşılaşmaları kaçınılmazdı.It was inevitable that they would meet.
O eski kocasıyla karşılaşma korkusu yüzünden toplantıya katılmadı.She didn't attend the meeting for fear of meeting her ex-husband.
Arkadaşlarla karşılaşmadım.I haven't met friends.
Onunla karşılaşır karşılaşmaz, onu sevmeye başladım.I started liking Mary as soon as I met her.
Şimdi canım onunla karşılaşmak istemiyor.I don't feel like meeting her now.
Onunla hiç karşılaşmadım.I've never met her.
Onunla her karşılaşmamda, babam aklıma geliyor.Every time I meet him, I think of my father.
Chicago Cubs 1908'den beri şampiyonluk karşılaşmalarını kazanmadı.The Chicago Cubs have not won the World Series since 1908.
Yeni insanlarla karşılaşmaktan hoşlanmıyorum.I don't like meeting new people.
O onunla karşılaşır karşılaşmaz, Charles'ı sevdi.She liked Charles as soon as she met him.
Seninle karşılaşmadan önce asla bu şekilde hissetmedim.I never felt this way before I met you.
Sevmediğim bir müzisyenle hiç karşılaşmadım.I've never met a musician that I didn't like.
Tom Mary ile karşılaşmadı.Tom hasn't met Mary.
Tom bir kez bile Mary ile karşılaşmadı.Tom hasn't met Mary even once.
Tom asla Mary ile karşılaşmadı.Tom has never met Mary.
Tom o zamandan önce Mary ile hiç karşılaşmamıştı.Tom had never met Mary before that time.
Tom daha önce Mary gibi biriyle hiç karşılaşmamıştı.Tom had never met anyone like Mary before.
Tom ve Mary ilk karşılaşmalarından üç yıl sonra evlendiler.Tom and Mary got married three years after they first met.
Sorun Tom'un Mary ile karşılaşmayı planladığı mı yoksa tesadüfen karşılaştığı mıdır.The question is whether Tom was planning to meet Mary or just met her by chance.
Keşke seninle tekrar karşılaşmak zorunda olmasam.I wish I wouldn't have to meet you again.
Çikolatadan hoşlanmayan biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone who doesn't like chocolate.
Ondan sonra bir daha onunla karşılaşmadım.I didn't meet him again after that.
Onunla öyle bir yerde karşılaşmayı asla ummadım.I never expected to meet her in a place like that.
Onunla böyle bir yerde karşılaşmayı hiç ummuyordum.I never expected to meet her in a place like this.

İlgili Sayfalar