karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Buna karşılık Kanûn-ı Esâsî resmen yürürlükte kaldı.」於是,決定背著相王,立即行動。
Kefalet sözleşmesi ilke olarak karşılıksız (ivazsız) bir sözleşmedir.債權基於債之相對性,原則上僅能對特定人主張。
Ortaklar birbirleriyle karşılıklı olarak otururlar.膠原纖維是互相平行的,彼此緊密排列。
Bu yaklaşık 3 yıllık bir tecrübeye karşılık gelmektedir.這是一項為期3年的研究。
Yamuğun karşılıklı kenarları birbirine eşittir.中途分更,互相推諉。
Seferler karşılıklı yapılmaktadır.眾寡均而倍焉。
"H", Otto Hölder'e karşılık gelmektedir.符号“H”代表奥图·赫尔德。
Bu miktar bugünün değeri ile çeyrek milyar dolara karşılık gelmektedir.这笔钱约合今日的75亿美元。
Tayca ile karşılıklı anlaşılabilir.與曹操為互相利用的關係。
Buna karşılık sol partiler milletvekili sayısını ciddi derecede artırdı.在塞拉塔法通过后,大议会的成员数大大增加。
Bu boşluklar dış manyetosferden gelen neredeyse boş manyetik alan tünellerine karşılık gelebilir.這些空隙可能對應於從外磁層抵達,幾乎是空的流量管。
Karşılık vermeyen kadına önce tecavüz eder, sonra da onu vurarak öldürür.陳暠希望招降鄭萼,被拒絕,便將他處死。
Karşılık olarak liberaller Gabriel Vargas Santos’u başkanlığa aday gösterdiler.為了作出回應,自由黨也提名了加百勒·瓦加斯·桑托斯(Gabriel Vargas Santos)參選總統。
Bu dövüşlerde karşılıklı olarak dikilerek birbirlerini ısırmaya çalışırlar.雄性打斗时会互相抓、咬。
Nef'i de buna karşılık olarak; diyerek cevap vermiştir.尼別傳曰:尼少有清才,文辭溫雅。
Buna karşılık masraflar pek o kadar fazla değildi.但这些钱分摊后也不是那么的多。
(Tadmur; Süryanice-Aramice “Mucize” anlamına karşılık gelmektedir.)願:發願前往淨土 行:立行,告訴信眾如何修行。
Yerküreyle karşılaştırırsak, dik açıklık enleme, sağ açıklık boylama karşılık gelir.人有過失,樂廣都寬大地看待,然後其善惡就彰顯了。
Dahası, kilogram-kuvvet kesin olarak 9.80665 newtona karşılık gelmektedir.事实上, 千克力的就以牛顿定义, 精确值就是9.80665牛顿。
Ama aşkı uzun süre karşılıksız kaldı.可是他们的恋爱关系却没有维持很久。
Var olan (hemen hemen) her sesi bir harfe karşılık getirmek yoluyla hazırlanmıştır.帝出御文華殿聽之,每一人行杖畢,輒以數報。
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.这两个条件都是分离公理的个例。
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.到1910年,法国人每年消费36万升苦艾酒,相比他们近5亿升葡萄酒的年消费量。
Bin milyara karşılık gelmektedir.至于亿万之利。
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.對於這案例,哥本哈根詮釋的處理方式並沒甚麼不同。
Bu ilişkiler karşılıklı olarak gelişti.自此二人關係好轉。
Yüksek sıcaklıklar yüksek GC oranına karşılık gelir.較高的溫度與GC含量高有關。
Örneğin, 1.0 kilogram kütleye sahip bir cisim Dünya yüzeyinde tam olarak 9.81 newtona karşılık gelmektedir.舉例而言,一件質量為一公斤的物體在地球表面重9.8牛頓,而在月球上則重9.8牛頓的六分之一。
Fakat çıkarları zedelenenler ve inisiyasyona alınmayanlar bir süre sonra karşılık vermekte gecikmediler.行人經過尋陽者,莫不降意折節,於是至者如歸。
Buna karşılık Navarra orduları yardıma geldi.永樂帝派兵前來援助。
70'ten fazla ile karşılıklı seferleri vardır.有些肢體多達70多對。
Oval : Karşılıklı eşit sayıda çeken olduğu durumlara uygundur.和阿夾一樣,都是能輕易和周遭的人打成一片的類型。
Ben, imparatorun çok lütfunu gördüm ve her şeyimle bu lütuflara karşılık vermeye hazırım.我接收了皇帝的很多恩典,我没有什么可报答的。
İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi.則自指曰:「是朕壽宮。
Günümüz ordularında yaklaşık olarak bir Tabur'a kuvvetine karşılık gelir.該地在日治時期,曾為日軍的駐紮地。
Oyun içinde yaptıklarımız karşılıksız kalmıyor.遊戲中的題目為 Nikoli 出題協力。
Saruman bu iyiliği karşılıksız bırakmış, sadece dinlemekle yetinmiştir.德宜言宜聽收贖,所釋甚眾。
Buna karşılık Caesar kendisini bağışladığını bildirdi.自己曾说是为凯撒而生。
Ancak karşılıklı olma anlamı da vardır.吾惟不肯事二夫,故鬻诸此也。
Gerekli olduğu zaman karşılıklı askerî yardım yapılacak.鎮上居民十分團結,會在有需要時一起幫忙。
Buna karşılık, dalgalı akım söz konusu olduğunda, durum farklıdır.但其在二維空間的情況,答案是肯定的。
Her 100 bayana karşılık 101,8 erkek bulunmaktadır.每100名女性中有101.2名男性。
Değişken v parçacığın hızı ya da karşılık gelen madde dalgasının grup hızı olarak seçilebilir.變數v可以是粒子速度或相應的物質波群速度。
Şöyle ki; sol ele karşılık gelen tüm harfler seslidir.捨去:將所取位數右方的所有數字以0代換。
Tanımlanan bu sistemler arasındaki karşılıklı ilişkiler durağan değildir.這使的不同的儀器之間並沒有互換性。
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.參與者將相信,學生每次作答錯誤會真的遭到電擊,但事實上他們並沒有真的受電擊。
Sümer mitolojisinde bir tanrının isminede karşılık gelmektedir.我原本希望隐藏关于神的比喻。
Saldırgan karşılık gelen “gizli” anahtarı gizli tutmaktadır.”或“此事背后一定有一个天大的秘密。
Bu sevgi karşılıklıdır.友谊是相互的。
Buna karşılık Abdullah da Arap ülkeleri liderlerini Güvenilmez olarak görüyordu.名義上,利比亞阿拉伯民眾國並無國家元首。
Karşılık ise bu sayının bir fazlasının şifrelenmiş halidir.最後,類積分數較多的主持勝出。
Fakat Goethe’nin bu romanı, beklentilerine karşılık verememiştir.汤普森的留言并未起到他希望的效果。
Buna karşılık bazı titreşimler çekirdeği aşıp öbür yana geçmez.明槓稱為开毛,過牌不能再明槓。
Bunlar karşılıklı olarak birbirleri içine geçecek şekilde düzenlenmişlerdir.白話文:他們都一樣(他們長相一樣/他們一樣那麼好/壞)。
Athena ise buna karşılık şehre bir zeytin ağacı diker.并将橄榄树栽满雅典各处。
Devlet yaklaşık olarak bugünkü Meksika'nın Michoacán eyaleti sınırlarına karşılık gelir.辖境相当今广东省梅州市一带。
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.人们用英语谈话时的交流訊息大约是60比特/秒。
4,5 yıl evli kaldıktan sonra 21 Ocak 2015 tarihinde karşılıklı anlaşmayla boşanmışlardır.2012年6月29日,兩人在結婚五年半后離婚。
Bu miktar il topraklarının %40'ına karşılık gelmektedir.這相當於銀河系質量的1/4。
Bu keşifler moleküler biyolojinin doğumuna karşılık gelir.這些發現代表了分子生物學的誕生。