karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Buna karşılık olarak, onlar aralarındaki ilişki açısından soyutturlar.Maka terjadilah persabatan di antara mereka.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.Dan jangan kiranya Engkau limpahkan untuk golongan yang zalim itu, selain Azab."
Fakat sezon sonu anlaşması karşılıklı olarak feshedilmiştir.Maka kemudian kesepakatan dibuat atas kesadaran masing-masing.
Ancak bu tam doğru bir karşılık değildir.Sesungguhnya persangkaan itu tidak sedikitpun berguna untuk mencapai kebenaran.
Buna karşılık klaystron uygulaması yoktur.).Sedangkan menurut Imam Syafi'ie hal tersebut tidak wajib.
Müslüman halkla karşılıklı kıyımlar yaşandı.Secara pemikiran pun antara Ikhwanul Muslimin dengan Wahabi saling bertolak belakang.
Parabasis yerine iki koro karşılıklı birbirlerine söverler.Tampak keduanya saling berhadap-hadapan di tengah arena untuk saling adu ketangkasan.
Metre kombinasyonculara yönelik tartışması, binomial teoreminin bir ilköğretim sürümüne karşılık gelir.Pembahasannya tentang kombinatorika meter bersesuaian dengan versi dasar dari teorema binomial.
Öyle ki karşılıklı yüzeyler birbirleri ile etkili bir biçimde temas halinde olsun.Dengan demikian jelas hubungan Banten-Lampung adalah dalam hubungan saling membutuhkan satu dengan lainnya.
Bölgesel güç olmak karşılıklı olarak diğer güç kategorilerinin dışında kalmak anlamına gelmez.Menjadi penguasa regional tidak sama eksklusifnya seperti kategori yang lain.
Buna karşılık, beyaz ışık görülebilir frekansların bütün aralığı boyunca kesintisiz bir sürümü oluşur.Kebalikannya, cahaya putih terdiri dari emisi kontinu sepanjang keseluruhan frekuensi terlihat.
Antlaşma ayrıca, gümrük vergilerinin karşılıklı olarak azaltılmasını öngörüyordu.Selain itu, perjanjian ini juga mendorong penghapusan tarif bea cukai yang berlaku.
Buna karşılık kulübün yeri, birkaç kez değişmiştir.Pembagian wilayah afdeling ini mengalami beberapa kali perubahan.
Gerekli olduğu zaman karşılıklı askerî yardım yapılacak.Mereka diharapkan untuk ikut serta dalam kampanye militer ketika mereka diperlukan.
Hava ile soğutulan motor, ufkî olarak yerleştirilmiş, karşılıklı 4 silindirlidir.Mesinnya sudah berpendingin udara, 4 silinder, dan terletak di belakang.
Joey Rachel'a aşık olur fakat Rachel bu aşka karşılık vermez.Joey mengembangkan perasaan romantis untuk Rachel , tapi dia tidak membalas mereka .
Karşılıklı paslaşmalarla pas isabetliliğini ve doğru yapmanıza katkı sağlar.Dan hak mereka atas kalian adalah memberikan nafkah dan pakaian dengan cara yang baik.
Size karşılık veremem.Ia tidak dapat menjawab.
Bu potansiyele karşılık gelen toplam alan Türkiye yüz ölçümünün %1.30'una denk gelmektedir.Keseluruhan perdagangan dengan Asia juga tumbuh signifikan hampir 31%.
Hindistan Pakistan'ın bu tutumuna karşı saldırı başlatarak karşılık vermiştir.India menyalahkan Pakistan atas serangan itu.
Ortaklar birbirleriyle karşılıklı olarak otururlar.Adakalanya pula pasangan-pasangan itu saling membelakangi.
Karşılıklı çözünemeyen metal çiftleri ise çözünemezler.Logam yang tak dapat campur tidak dapat membentuk paduan satu sama lain.
İki adam çabuk arkadaş oldu ve karşılıklı saygı hep sürdü.Keduanya segera menjalin hubungan baik dan saling menghormati.
Doğu Almanya, Doğu Berlin'i başkent ilan etti, buna karşılık Batı Almanya başkentini Bonn yaptı.Jerman Timur memilih Berlin Timur sebagai ibukota, sedangkan Jerman Barat memilih Bonn.
İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi.Karena tawadhunya, dia menjawab : " Saya Abdullah ( Hamba Allah ) ".
Ancak bu istekleri karşılık bulmamıştır.Penghargaan tersebut bukan tanpa alasan.
Hiçbir şey olmamış gibi iki çift karşılıklı konuşurlar.Antara dua orang mampu saling bercakap-cakap tanpa perlu berbicara.
Her 4 erkeğe karşılık 1 kadın kekeme bulunmaktadır.Perbandingannya empat wanita banding satu pria.
Kuvvetli bir bağlanma, yüksek afinite ve düşük Kd'ye karşılık gelir.Kecocokan baik sesuai dengan afinitas tinggi dan rendah Kd.
Polis gazla karşılık verdi.Polisi membalas dengan melemparkan gas air mata.
Buna karşılık, bu iddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu ileri sürülmüştür.Itulah sudut pandangku, dan saya berpegang pada itu secara mutlak dan tanpa syarat.
1993 - İsrail ve Vatikan karşılıklı olarak birbirlerini tanıma kararı aldılar.Israel dan PLO bersepakat untuk saling mengakui kedaulatan masing-masing.
"Verdiğim selama aynı şekilde karşılık verdi ve nasıl olduğumu sordu.Lo dijo del mismo modo que lo dije yo. - Dia mengatakan persis seperti apa yang kukatakan kepadanya.
Fakat, bu stok nehrin en az birkaç saatlik ortalama debisine karşılık düşer.Kemarau panjang juga mengakibatkan debit air Sungai Opak turun sekitar 40 persen.
"Sanat izleyicisi, yaptığım şeylere karşı çok duyarlı, bu karşılıklı bir etkileşim.""Sekarang kita lihat hasilnya, gaya komunikasi yang saya lakukan.
6,000 Drahmi bir talent'e karşılık gelirdi.Kapasitas yang dihasilkan oleh PLTU ini mencapai 6.000 megawatt.
Athena ise buna karşılık şehre bir zeytin ağacı diker.Sedangkan Athena memberikan mereka pohon zaitun.
Savaş başladı ve savaşçılar karşılıklı savaştılar.Perburuan rusak dan kedua kelompok hampir berperang satu sama lain.
Uzmanlar karşılıklı bilgi alışverişi yapar.Seorang pakar ilmu hukum dagang.
Bu tarih, Julian Takvimi'nde 29 Şubat'a, Gregoryen Takvimi'nde 11 Mart'a karşılık gelmektedir.Hari tersebut sama dengan 29 Februari dalam kalender Julian dan 11 Maret dalam kalender Gregorian.
Buna karşılık Rihanna, Twitter üzerinden ""Umbrella" klibimi de izlediler...Rihanna menjawab melalui akun twitternya, "Mereka sudah melihat Umbrella.
Sakatlık problemlerinden kurtulamadı ve 2004 sonunda sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.Kontraknya tidak diperbarui ketika habis pada 2004.
Kendiliğinden oluşan bir dil karşılıklı iletişime dayalıdır.Maka, bahasa haruslah memiliki kosa kata isyarat yang berkaitan dengan makna tertentu.
Ama gelecekte karşılık bir tepki olabilir. "Tetapi kami harus mampu berbicara tentang masa lalu.'
Karşılıklı takılma ve atışma yaygındır.Mengukus dan memanggang bukanlah cara masak yang umum.
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.Rata-rata seorang Prancis meminum 90 liter anggur per tahun.
İki gemi karşılıklı olarak top atışında bulunabilir.Penyambutan kedua kapal dengan tembakan.
Karşılık olarak Rohde (artık Kiel'de profesördü) ve Wagner, Nietzsche'yi savunmaya geçti.Để đáp lại, Rohde (bây giờ đã là một giáo sư ở Kiel) và Wagner đã đứng ra bảo vệ Nietzsche.
Mirbeau tabloya karşılık 300 frank ödedi.Mirbeau đã mua bức tranh với giá 300 franc.
Paraguay'a girerken karşılık ücreti ödemek zorundadırlar.Họ phải trả phí để đến Paraguay.
Oliver öpücüğe karşılık verir ama daha ileri gitmeye isteksizdir.Oliver đáp trả nụ hôn nhưng không muốn đi xa hơn.
Buna karşılık Madonna, "Hiçbir şekilde turne kimsenin duygularını incitmiyor.Madonna trả lời "Chuyến lưu diễn này không hề tổn hại đến cảm xúc của bất kỳ ai.
Gerekli olduğu zaman karşılıklı askerî yardım yapılacak.Vì vậy khi cần thiết sẽ được sự hỗ trợ của các sư đoàn chủ lực.
İsrail buna ev baskınlarıyla yüksek miktarda paraya el koyarak karşılık verdi.Israel đáp trả bằng cách tịch thu nhiều khoản tiền lớn trong các cuộc vây ráp từng căn nhà.
Karşılık olarak liberaller Gabriel Vargas Santos’u başkanlığa aday gösterdiler.Hồi ứng, đảng Tự do đề danh Gabriel Vargas Santos đam nhiệm tổng thống.
Büyük pozitif değerler kırmızı yıldızlara karşılık gelir.Những ngôi sao chính được khoanh màu đỏ.
Esirler karşılıklı serbest bırakılacak.Mọi tù binh của hai bên đều được trả tự do.
Joey Rachel'a aşık olur fakat Rachel bu aşka karşılık vermez.Joey nuôi giữ tình cảm cùng Rachel nhưng cô không đáp trả.
Sovyet hava taarruz unsurları, düşmanın ani manevrasına yeterince hızlı karşılık veremedi.Không quân Xô Viết không phản ứng đủ nhanh để ngăn chặn các hành động bất ngờ của đối phương.
Çoğu kontrat karşılıklıdır.Các lý thuyết hầu hết đều đối lập nhau.