karşılık ile cümle

karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca Van-Tatvan arasında karşılıklı vapur seferleri yapılmaktadır.Der går også færge mellem Nesvik og Skipavik.
Buna karşılık Estonyalılar da İsveç ve Danimarka topraklarına zaman zaman askeri talan akınları yapmışlardı.Esterne på deres side rettede gentagne angreb mod Danmark og Sverige.
Bu hisleri karşılıklıdır.Her står opfattelserne stejlt mod hinanden.
Her sayı da bir harfe karşılık geliyordu.Hvert hold havde en tæller med 400 point.
Emek pazarları işçilerle işverenlerin karşılıklı etkinliğiyle çalışır.'Arbejdsmarkedet' fungere igennem samspillet imellem arbejdstagere og arbejdsgivere.
Ölüm "Sen küçük aptal bir askersin." diye karşılık verdi.("Så du er en rebel, lille Død?
Karşılıklı öğrenci değişimi yoğun olarak devam etmektedir.Men skolereformen blev forpligtelsen gensidig.
Buna karşılık, ilk şiddetli tepki Mısır’dan geldi.Den første store rejse gik til Egypten.
Günümüzden 23,03 ila 5,33 milyon yıl öncesine karşılık gelir.Neogen strækker sig fra 23,03 millioner år siden til i dag.
Bununla birlikte çağrıldıklarında çok çevik bir şekilde karşılık verirler.Når de står foran palasser, kan de også kalles bangmu (謗木).
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.La meg ikke få lyst til noe ondt, til å gjøre gudløse gjerninger sammen med ugjerningsmenn!
Mars’ın Merkür’den daha büyük ve daha ağır olmasına karşılık, Merkür ondan daha yoğundur.Selv om Mars er større og mer massiv enn Merkur, har Merkur en høyere tetthet.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.I kjølvannet av dette oppførte MSF sine første flyktningleirer i Thailand.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Tyskland selv tok ingenting.
Bu keşifler moleküler biyolojinin doğumuna karşılık gelir.Disse funnene representerer Molekylær biologiens fødsel.
Karşılıklı bir anlaşma imzalandı.En avtale ble signert.
Buna karşılık, genelleştirilmiş fonksiyonlar sürekli değildir.Således utgjør de aldri sammensetninger av noe.
İsrail buna ev baskınlarıyla yüksek miktarda paraya el koyarak karşılık verdi.Israel svarte med å konfiskere store pengebeløp ved å raide husstander.
Bu bitkiler dünya çapında bugün tüketilen tüm bitkilerin %50-60’ına karşılık gelir.Disse artene utgjør i dag 50–60 prosent av alle avlinger i verden.
Bu dövüşlerde karşılıklı olarak dikilerek birbirlerini ısırmaya çalışırlar.Særlig hannene vil sloss ved å bite hverandre.
Bu hisleri karşılıklıdır.Respekten var gjensidig.
Karşılıklı olarak konuştu­lar.De beudnret hverandre gjensidig.
Böceklerde 6 bacak olmasına karşılık örümceklerde 8 bacak vardır.Edderkoppdyrene har åtte bein i motsetning til insektene som har seks bein.
Xander şu şekilde karşılık verir, "İşte benim kızım.Xanders svarte, «Det er jenta mi.
Buna karşılık olarak Gennady Yanayev Moskova’da 16:00 itibarıyla sıkıyönetim ilan eder.Gennadij Janajev svarte med å erklære unntakstilstand klokken 16.
İsrail ve Dominik Cumhuriyeti'nin karşılıklı diplomatik ilişkileri bulunur.Forholdet mellom statene Georgia og Israel har imidlertid vært vennskapelig.
Babasından affını dilemek için yazdığı şiirleri ve babasının yine şiir olarak verdiği karşılıklar ünlüdür.Har du til overs av din lønn så gi din far det er min bønn han betler jo sin føde.
Ama gelecekte karşılık bir tepki olabilir. "Men jeg er overbevist om at vi kan gjøre noe med fremtiden.»
Buna karşılık İspanya'ya da götürülmüştür.Disse tok han med tilbake til Spania.
Her 100 bayana karşılık 104.9 erkek vardır.For hver 100 kvinner er det 94 menn.
İkinci düzey (YİB-2) İlçe bölünmeleri tarafından tanımlanan alanlara karşılık gelmektedir.S angir at PEN-lederen er delt (Separated) fra første fordeling.
30 Ocak 2006'da ise takımla olan sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.12. juni 2006 ble selve avtalen mellom landene signert.
Buna karşılık frekans boşlukta ve dielektrik madde içinde aynıdır.Dette er tilstede sammen med det vanlige, elektriske feltet E inni materialet.
Karşılıklı yardım prensibi.Hjelp til selvhjelp-prisen ^
Yaprakları genellikle tüylü olup karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir.Dekkvingene er jevnbrede, med er par opphøyde lengderibber.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Slaget ble derimot etterfulgt av et langvarig antiklimaks.
Daha sonra tribünlere giderek taraftarlarla karşılıklı tezahüratlar yaptılar.Etter hvert valgte de sammen forsiktig ut andre deltakere.
Buna karşılık müttefik kayıpları ölü, yaralı ve kayıplar olmak üzere 6.000 civarındaydı.De allierte led derfor store tap her, med over 3 000 drepte, sårede eller savnede.
Ayrıca karşılıklı diplomatik temsilcilikler de yoktur.Men de er heller ikke sosialistiske stater.
Her 100 bayana karşılık 101,8 erkek bulunmaktadır.For hver 100 kvinner var det 117,8 menn.
Bu ilişkiler karşılıklı olarak gelişti.Forholdet mellom dem utviklet seg til svært motsetningsfullt.
Buna desteğine karşılık Papa tarafından Fiorentino, Montegiardino, Serravalle kasabalarıyla ödüllendirildi.Belønningen ble tildelingen av byene Serravalle, Fiorentino og Montegiardino.
Bu karşılıklıklar Moss Sözleşmesi'ne kadar sürdü.Dette samarbeidet fortsatte helt til Durin IVs tid.
2015'in Aralık ayında Yeşilgiresun Belediyespor ile olan sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.I desember 2015 ble kontraktene på totalentreprisen i området underskrevet.
Savaş sırasında Türkler ve Yunanlar arasında karşılıklı mezalim uygulandı.Men det tok ikke lang tid før grekerne og tyrkerne på øya havnet i konflikt med hverandre.
Ling sözlerine şöyle devam etti: "Bunu devam ettirebilmek için karşılıklı anlayışlı olmamız gerekiyordu.Han sa på nederlandsk: «Vi kunne ha tilnærmet oss på forskjellige måter.
Sezar'ın bir önceki yılki eylemlerine karşılık Kuzeydoğu Galya'nın Belgic kabileleri silahlanmaya başladılar.Som svar på Cæsars tidligere aktiviteter hadde stammene i nordøst begynt bevæpne seg.
Buna karşılık alternatif akımda eşit zaman aralıklarıyla akım yönü tersine döner.Slik fortsetter løperen med vekslende sider.
Buna karşılık, bu iddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu ileri sürülmüştür.Alle disse anklagene synes å være fullstendig uten grunnlag.
Çoğu kontrat karşılıklıdır.Slike avtaler er ofte gjensidige.
Yüksek sıcaklıklar yüksek GC oranına karşılık gelir.Et metellisk lag kan bli brukt i høytemperatur GC.
18 yaşındaki her bayana karşılık 97,8 erkek bulunmaktadır.For hver 100. kvinne var det 97,8 menn.
Emek pazarları işçilerle işverenlerin karşılıklı etkinliğiyle çalışır.DEFS arbeider for å etablere avtaleforbindelse med arbeidsgivere på europeisk nivå.
Bunlara karşılık, diğer çalışmalar son uyarıların belleksel uydumculuk etkisini azalttığını göstermekte.Den motsatte siden av det samme spørsmålet er om andre vitenskaper kan reduseres til biologi.
Bu korkunun da erkekteki iğdiş edilme (hadım edilme) korkusuna karşılık geldiğini savunur.Dan rahmat-Nya turun-temurun atas orang yang takut akan Dia.
Kasların hareketleri hem birlikte hem de karşılıklı olarak gerçekleşebilmektedir.Dengan kekurangan dan kelebihannya masing-masing, keduanya bekerjasama saling melengkapi satu sama lain.
Şeytanın ise, ruhuna karşılık, gitarının akordunu değiştirip ona geri verdiği söylenir.Setan menjelaskan bahwa ia memberontak saat Allah menyuruhnya untuk bersujud kepada Adam.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.Sabagai tanggapannya MSF membentuk misi kamp pengungsinya yang pertama di Thailand.
Buna karşılık Versace, Gaga için "yeni Donatella" ifadesini kullandı.Sebagai balasan, Versace menyebut Lady Gaga "Donatella yang baru".
Bu hisleri karşılıklıdır.Hubungan keduanya kemudian bersifat mutualis.

İlgili Sayfalar