karşılık ile cümle

karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Buna karşılık Şehzade Mustafa da askerin sevgi ve desteğini haizdi.És végül, bár ez a legfontosabb, köszönöm a Stratovarius rajongóinak a szeretetet és a támogatást.
Min lehçelerinin diğer Çin dilleriyle karşılıklı anlaşılabilirliği yoktur.A khami nyelv beszélői a többi tibeti nyelvek beszélőivel kölcsönösen nem értik egymást.
Bu keşifler moleküler biyolojinin doğumuna karşılık gelir.Ezek a felfedezések voltak a molekuláris biológia kezdetei.
Karşılık olarak Türk birlikleri Suriye'deki askeri hedefleri top ateşi altına aldı.Az izraeli tüzérség válaszul ismét szíriai katonai célpontokat vett tűz alá.
Amerika'da karşılık vermiştir.Amerikában szívesen fogadták.
Aynı zamanda Lilith'e karşılık gelmektedir.Lily kedvéért mégis visszautasítja ezt.
Ama aşkı uzun süre karşılıksız kaldı.Gide szerelme sokáig reménytelennek látszott.
Bu sayı, en büyük üretim miktarına karşılık gelmekteydi.Ezt a változatot gyártották a legnagyobb számban.
İki ordu arasında karşılıklı haberciler vasıtasıyla görüşmeler yapılmaya başlandı.A két fél polgármestere között rendszeres egyeztetés kezdődött.
Bu miktar 2008'in 18 milyon dolarına karşılık gelmektedir.Mexikó cserébe 18 millió dollárt kapott.
Karşılıklı Konuşmalar Dobbs: Odada kimse yok ama odanın her yerinde kan var.Az áldozatokon semmilyen külsérelmi nyomok nincsenek, egy óvónő lakása viszont csupa vér, de a nő sehol.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.Az Orvosok Határok Nélkül szervezete első alkalommal hozott létre egy menekülttábort Thaiföldön.
Mello Yello Cherry (vişne aromalı) Mountain Dew Code Red'e karşılık olarak çıkarıldı.Mello Yello Cherry kehitettiin haastamaan Mountain Dew Code Red.
"Süre" anlamına gelir mürettebat ve her zaman karşılık "Uçuş" ya da "Uçuş"."Kesto" viittaa miehistöön eikä aina vastaa "laukaisualusta" tai "laskeutumisalusta".
Size karşılık veremem.Anteeksi ei voi antaa.
Karşılıklı görüşmeler satın alma davranışlarını yönlendiren nedenleri bulmaya yardımcı olur.Haastatteluilla selvitetään ostokäyttäytymistä ohjaavia motiiveja.
Örneğin, 1.0 kilogram kütleye sahip bir cisim Dünya yüzeyinde tam olarak 9.81 newtona karşılık gelmektedir.Sellaisen kappaleen paino, jonka massa on yksi kilogramma, on maapallon vetovoimakentässä noin 9,81 newtonia.
Karşılık olarak Bobby'ye oldukça garip bir istek söyler.Bobbylle ajatus on liikaa.
Bu miktar 2008'in 18 milyon dolarına karşılık gelmektedir.2008 euroiksi muutettuna noin 18 miljoonaa euroa).
Meydana gelen karşılıklı silahlı çatışma sonucunda dört ATF ajanı ve altı kült mensubu yaşamını yitirdi.Ratsia johti tulitaisteluun, jossa kuoli neljä ATF:n agenttia ja kuusi lahkolaista.
Antonescu 31 Temmuz'daki yanıtında bu talebe olumlu karşılık verdi.Antonescu hyväksyi Hitlerin pyynnön 31. heinäkuuta.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Saksa ei kuitenkaan hyväksynyt ehtoa.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Paikoin voi levitetyin käsin ulottua kujan molemmilla puolilla olevien talojen seiniin.
Kontratlar tek taraflı ya da karşılıklı olabilir.Oireet voivat olla tois- tai molemminpuoleisia.
(Diyagram) Bu iyi bir karşılık olarak kabul edilemez; burada dxc3 veya d6 yapılabilirdi.Näyte on liuotettuna sopivaan deuteroituun liuottimeen kuten CDCl3, CD3OD tai DMSO-d6.
Gerekli olduğu zaman karşılıklı askerî yardım yapılacak.Henkilökuntaa avustaa tarvittaessa.
Korku hissedilen tehlikeye bir karşılıktır.Pelko on vaarasta aiheutuva epämiellyttävä tunne.
Hindistan Pakistan'ın bu tutumuna karşı saldırı başlatarak karşılık vermiştir.Pakistan ilmoitti kostavansa, jos Intia hyökkää.
Bu da, yılda 0,18 tonluk CO2'ye karşılık gelmektedir.Näkemyksen mukaan tämä vähentäisi hiilidioksidipäästöjä 3 miljardia tonnia vuodessa.
Yağmalama, öldürülen düşmana karşılık alınan ödül olarak da görülebilir.Kuollut kana on myös tarkoitettu edustamaan voitettua vihollista.
Buna karşılık baş gösteren ciddi konut sıkıntısı tam anlamıyla giderilemedi.Näytti siltä, että kovilla otteilla suoritettu kurinpalautus ei itsestään selvästi onnistuisi.
Bazı toplumlarda bu karşılık kurban olabilmektedir.Joissakin tapauksissa lisäksi voidaan vaatia korvauksia uhrille.
Aslında tank ve helikopterler uzun bir süre çatışmalarda karşılıklı olarak kullanılmadı.Meteor- ja Me 262 -koneet eivät kuitenkaan koskaan joutuneet taisteluun toisiaan vastaan sodan aikana.
445 yılında hizmetlerine karşılık patrici sınıfına dahil edilmiştir.Vuonna 445 hänelle myönnettiin patriisin arvo (patricius).
Bu bölgeler insan genomunun bazı tahminlere göre %97'sine karşılık gelir.Tutkimusten mukaan reaktio jää 97% tapauksista paikalliseksi.
Buna karşılık, İsveç yine de yoksul olarak kaldı.Kaikesta huolimatta Unkari oli Ruotsin ohella suosikki jatkoonmenijäksi.
Stad karşılıklı çift tribünlüdür.Jumala on siis kolmiyhteinen.
Türk Dil Kurumu tarafından tıpkıçekim sözünün uygun bir karşılık olduğu bildirilmektedir.Palkka on kuitenkin intialaisen mittapuun mukaan hyvä.
Buna karşılık Asya ve Avrupa'da ekşimsi ve tuzlumsu tadı nedeniyle sevilerek yenir.Santelipuuta arvostettiin Euroopassa ja Aasiassa sen hyvän tuoksun vuoksi.
Joey Rachel'a aşık olur fakat Rachel bu aşka karşılık vermez.Joey huomaa olevansa rakastunut Racheliin, mutta Rachel ei tunne samoin.
Onların hareketi Chicago'da da karşılık buldu.Mutta Chicagossa käytyyn taisteluun he osallituivat.
Yunus, “Elbette hakkım var, ölesiye öfkeliyim” diye karşılık verdi.Joona vastasi: "Kyllä on, tahtoisin kuolla."
Buna karşılık borçlu devlet de mutlaka borcunu tanımak ve ödeme yollarını aramak zorundadır.Velkaan liittyy yleensä takaisinmaksuvelvollisuus ja velvollisuus maksaa korkoa.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Mies on halukas kuolemaan ikuisen rakkauden tähden.
Buna karşılık Libya, İtalya kontrolüne girdi.Vastineeksi Italia sai sopimuksia Libyasta.
Bu sayede basit sorulara evet-hayır karşılıkları verebilir.Tällöin kieltäytymisen peruste on osattava selkeästi kertoa.
Ancak bu istekleri karşılık bulmamıştır.Näin ollen he eivät olleet halukkaita antamaan anteeksi velkoja.
Belediyeler genellikle şehir veya köylere karşılık gelir.Kunta vastaa yleensä kaupungin tai kylän aluetta.
Harita üzerinde temsil ettiği mesafenin arazide gerçekte hangi uzunluğa karşılık geldiğini gösterir.Karttoihin on usen piirretty mittakaavajana osoittamaan suoraan minkä pituiseksi matka on kuvattu kartalla.
Romanın sonunda karşılıklı birbirlerinin dilini öğrenmeyi başarırlar.Molemmat oppivat pian uuden kielen.
Türk askerleri anında karşılık vermiş ve IŞİD militanları etkisiz hale getirilmişlerdir.Venäläiset lyötiin nopeasti ja harvalukuiset sotilaat vangittiin.
Buna desteğine karşılık Papa tarafından Fiorentino, Montegiardino, Serravalle kasabalarıyla ödüllendirildi.Paavi Pius II antoi tästä palkkioksi San Marinolle Fiorentinon, Montegiardinon ja Serravallen kaupungit.
Buna karşılık, Hindenburg, Hammerstein-Equord'a güvence verdi.Hitler kuitenkin kieltäytyi Hammerstein-Equordin kutsuista.
Karşılıklı kültürel etkilenme gerçekleşir.Koheesiolla tarkoitetaan keskinäisiä vetovoimia.
Bu onaylama yanlılığına karşılık gelmektedir.Myöntämisen vastakohta on kanteen vastustaminen.
Günde karşılıklı 1 tren seferi düzenlenmektedir.Asemalla tapahtuu junakohtaus kerran päivässä.
Pomakça Bulgarcaya çok yakındır ve bu iki dil arasında karşılıklı anlaşabilirlik mümkündür.Muduapa on läheistä sukua balin kielelle, ja nämä kaksi usein sekoitetaan toisiinsa.
Büyük pozitif değerler kırmızı yıldızlara karşılık gelir.Punaiset kääpiöt ovat yleisiä tähtiä.
Haziran 2011 de Bayern Münih ile sözleşmesini karşılıklı olarak feshetmiştir ve Lazio ile anlaşmıştır.Kesäkuussa 2011 Meghni purki sopimuksensa Lazion kanssa yhteisymmärryksessä.
Buna karşılık son 75 yıl içinde bu özellik büyük ölçüde değişime uğradı.Lehden tavoite ei ole juuri 75 vuodessa muuttunut.

İlgili Sayfalar