karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Moğollar da bu olaya karşılık hazırlıklı olurlar.Adversarii montanismului au fost răspunzători pentru asta.
Olayın ardından Türk Silahlı Kuvvetleri, yeni angajman kuralları çerçevesinde karşılık vermiştir.După război, Patriarhia Ecumenică reorganizează eparhiile în conformitate cu noua realitate teritorială.
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.Versiunea cu două intrări reprezintă egalitatea logică.
Politikaları, adil, şeffaf ve karşılıklı ticareti arttırmayı amaçlıyor.De acum înainte, ne așteptăm ca relațiile comerciale să fie corecte și reciproce.
Günümüzden 23,03 ila 5,33 milyon yıl öncesine karşılık gelir.Miocenul este o perioadă care începe acum 23,03 milioane de ani și se termină aprox acum 5,33 milioane de ani.
Parsellerin her biri bir takımyıldız'a karşılık gelir.Înapoia fiecăruia din ei stătea câte un jandarm.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Capacul se montează pe peretele din față al corpului cu două balamale.
Bina, 1966 yılına kadar okulun ihtiyaçlarına karşılık verdi.A fost publicată sub auspiciile Casei Școalelor până în anul 1946.
Buna karşılık o da bu orduya rehber ve askerî refakat yardımı yaptı.În schimbul acestora, orașul a contribuit cu impozite și soldați pentru armata contelui.
Bu karşılıklı ilişkide bitkiler de, fotosentez ile mantarın ihtiyaç duyduğu şekeri temin ederler.Pe de altă parte, plantele asigură acestor ciuperci zahăr, pe care îl obțin în urma fotosintezei.
1,0668 kilometre ve 3500 feete karşılık gelmektedir.Aceasta înseamnă 16,056,320 celule pentru fiecare pagină.
Haftada iki gün Ankaraya karşılıklı seferler düzenlenmektedir.O dată la trei ani are loc o realegere parțială a celor două instanțe.
Buna karşılık, radyolink sistemlerinin amacı dört bir yöne değil, tek bir yöne yayın yapmaktır.Undele radio nu se concentrează pe un punct, ci pe o linie.
18 yaşındaki her bayana karşılık 97,8 erkek bulunmaktadır.La fiecare 100 de femei de peste 18 ani, erau 97,6 de bărbați.
Okulda başarılı olmasına karşılık isyancı bir tutum gösterdi.La școală s-a remarcat repede ca rebel.
Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im.Îngerul i-a răspuns atunci: "Rostește (adică: predică!) în numele Domnului care te-a făcut!
Ebeveynlerine karşılık vermemelisin.Nu trebuie să le răspunzi urât părinților tăi.
Ateşle karşılık ver.Răspunde cu foc.
Sen nasıl karşılık verirdin?Tu cum ai fi răspuns?
Bu hisleri karşılıklıdır.Az érzés kölcsönös.
Nef'i de buna karşılık olarak; diyerek cevap vermiştir.Ebből származik a négerez(ik) szó.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Erre azonban Németország már nem adott választ.
Bu, karşılıklı bir aşk oldu."Kölcsönös volt a szeretet.”
Buna karşılık, köpek bir bütün olarak görünür birdenbire.A csípés után egy héten belül a kutya hirtelen súlyosan belázasodik.
Williams kameraya dönüyor ve şarkısı Millenium söyleyip karşılık veriyor.Williams erre hátrafordul a kamera felé és énekli: "Millennium".
Tüm bunlar üzerine TSK karşılık vermiştir.Az FTC minden profitból részesedik.
Lil' Eazy-E, "They Know Me" adlı şarkıyla karşılık verdi.Lil Eazy-E később a "They Know Me" című szerzeményében válaszolt erre.
Ama buna karşılık 200 Alman askeri öldürülmüştü.Ezután az amerikaiak 200 német hadifoglyot gyilkoltak meg.
Buna karşılık, 1688'de 40,000 olan İngiliz asker sayısı 1696'da 101.000'e ulaştı.Az angol királyi haderő létszámát az 1688-as 40 000-ről 1696-ra 101 000-re növelték.
Bugünkü atasözlerinin karşılıklarıdır.A mai idők imádságai.
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.1910-re a franciák 36 millió liter abszintot ittak évente (és mellé majdnem 5 milliárd liter bort).
Bu tarih, Julian Takvimi'nde 29 Şubat'a, Gregoryen Takvimi'nde 11 Mart'a karşılık gelmektedir.Ez a nap a julián naptárban február 29-nek, a Gergely-naptárban pedig március 11-nek felelt meg.
Bu ilişkiler karşılıklı olarak gelişti.Kapcsolatuk kölcsönös tiszteletté alakult.
13 Mayıs 2013'te sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.2013. május 13-án közös megegyezéssel felbontották szerződését.
Smith albümün baştan sona karşılıksız aşkı anlattığını belirtti.Debütáló albumát Smith elmondása szerint a viszonzatlan szerelem inspirálta.
Tarihte ünlü olan bu karşılık, "Krezüs Kızılırmak'ı geçerse büyük bir imparatorluk yıkılacak" şeklindedir.A válasz így hangzott: „Ha Kroiszosz átkel a Halüsz folyón, nagy birodalom dől meg!”
Aralık ayında sözleşmesi karşılıkla feshedildi.Decemberben megszüntették a szerződését.
2003 yazında sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilmiş ve Bursa Merinosspor'a geri dönmüştür.2006. nyarán lejárt a fél évre szóló kölcsönszerződése, így visszatért a lilákhoz.
2. Aytışmak: Karşılıklı konuşmak, deyişmek (Ayıtmak/Aytmak: Konuşmak).Jelentéstartalom: reflexív (visszaható: királlyá teszi magát), reciprok (kölcsönös: beszélgetnek egymással).
Rusça: Vodyanoy (Водяной) (Sözcük olarak Rusça'da tam birebir karşılıkla "sulu" demektir.)Vogyanoj (oroszul: Водяной) neve az orosz „voda” (вода, azaz víz) szóból származik.
Bu sayede basit sorulara evet-hayır karşılıkları verebilir.Lehetőleg ne mondjunk határozott nemet semmilyen udvarias kérésre.
Sezon sonunda Galatasaray'a dönse de kulübüyle olan sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.Miután visszatért a Southamptonhoz, a klub új szerződést kötött vele.
Fakat Goethe’nin bu romanı, beklentilerine karşılık verememiştir.Az ottani ÁVO-s fogadtatás azonban szertefoszlatta reményeiket.
İtirazlar ve karşılıklı tartışmalar başladı.Kibékülések és újabb összeveszések követték egymást.
Elbette bu komplolara verilen karşılıklar senato ile imparatorun arasındaki ilişkileri zayıflatmıştı.A rendezetlen trónöröklés miatt a viszony ekkor a császár és Soa királya között megromlott.
Adını duyduğunda karşılık verebilir.S válaszként a saját nevét szerette volna hallani.
Buna karşılık Versace, Gaga için "yeni Donatella" ifadesini kullandı.Viszonzásképp Versace „A friss Donatellának” hívja Lady Gagát.
Çünkü karşılıklı sevgi ve saygı muhabbeti vardı.Halen de var.Végül azonban minden jóra fordul, a szerelmesek egymáséi lesznek; mert ez egy mese.
Ama gelecekte karşılık bir tepki olabilir. "Talán a jövőben másképp dől majd el ez a kérdés.”
Bu sırada bir aylak, Gabriel'e yönelir ve Gabriel ona karşılık vermiyormuş gibi görünür.Carlos visszaköltözik Gabrielle-hez, amit azonban Gaby nem fogad túláradó örömmel.
Çoğu kontrat karşılıklıdır.Az egyes tényezők kölcsönhatásban állnak egymással.
Her 100 bayana karşılık 104.9 erkek vardır.Minden 100 nőre 100,9 férfi jut.
Böylece, komite tek erkekler için karşılık gelen kontenjanından vazgeçti.Ő volt az aki férjhezmenve hozományáról férje javára lemondott.
Buna karşılık Selçuklu Musul Atabeyi olan İmameddin Zengi 1128'de Halepi eline geçirdi.Az ezt elfogadni nem akaró főurak kényszerítették ki 1222-ben az Aranybullát.
Bu durumlarda kendisi ona ya küfürle ya da üzerine yürüyerek karşılık verir.Eközben az e célokra átalakult lábukkal kormányoznak, illetve fékeznek.
Bu Freud'un superego kavramına karşılık gelir.Ez Freud nézeteivel is egybevág.
Buna karşılık ABD'de M256E1 topunu geliştirmiştir.A tervek szerint az Egyesült Államokban az összes M252-t a könnyebb M252A1-gyel fogják felváltani.
Karşılıklı doğrulama sağlanır.A szakképzettség kölcsönösen elismerik.
İki gemi karşılıklı olarak top atışında bulunabilir.Kölcsönösen rakétákkal lőtték egymás állásait.
Müttefik filosu emre uydu ve 11.30'da karşılık vermeye başladı.A belga vezetés az őrnagyra bízta a döntést, aki végül május 11-én 11:30-kor kapitulált.