karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Göstericiler de polise havai fişek ve taşlarla karşılık verdi.Протестувальники у відповідь закидували правоохоронців камінням та феєрверками.
Buna karşılık Salzburg'u ele geçirdi.Як компенсацію Габсбурги отримали Зальцбург.
Bu miktar, bugün yaklaşık 3,6 milyon Euro'ya karşılık gelmektedir.Сьогодні більш ніж 3,6 млн.
Bu keşifler moleküler biyolojinin doğumuna karşılık gelir.Ці відкриття позначають початок молекулярної біології.
Ama Koç'as'dan karşılık bulamaz.Ви не будете битися за точки респауна.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Німеччина не відповіла на цю зустрічну пропозицію.
Karşılıklı takılma ve atışma yaygındır.Співвідношення між ПТУР і звичайними пострілами жорстко не нормовано.
Böylece, komite tek erkekler için karşılık gelen kontenjanından vazgeçti.Равський відмовився від гонорару на користь товариства.
Ama buna karşılık 200 Alman askeri öldürülmüştü.Внаслідок нападу було знищено 260 німецьких вояків.
Bunun üzerine Britani de karşılık verdi.У відповідь той розграбував Бретань.
Hooke, güneş ve gezegenler arasındaki karşılıklı çekimleri açıkça kabul etti.Проблемою гіпотези була розбіжність між моментами руху планет і Сонця.
Hareket ile zaman-mekân karşılıklı olarak etkileşir ve birbirlerini dönüştürürler.Наш світ і ця реальність перетинаються і взаємно впливають одне на одного.
Bu altı işlemin her biri bir pergel ve çizgilik işlemine karşılık gelir.Кожна з шести операцій відповідає простим побудовам за допомогою циркуля та лінійки.
Karşılıklı olarak konuştular.Вони брехали один одному.
Carol ayrıca saldırgan kocası Ed'in hapishaneye gelmesi durumunda buna nasıl karşılık vereceğini de söyler.Керол також розмірковує про те, як би вона відреагувала, якби таке вчинив її жорстокий чоловік Ед.
Onların hareketi Chicago'da da karşılık buldu.Таким чином було прийнято рішення провести їх в Чикаго.
Sosyoloji ve Psikoloji’nin karşılıklı etkilenme durumu da 20. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkmıştır.Філософія, психологія і соціологія стали цікавитися ностальгією лише в першій половині XX століття.
Karşılıklı yardım prensibi.Правило передбаченої допомоги.
Peşaver'de 1 milyon Pakistan'lıya karşılık 1 milyon Afgan göçmen yaşıyor.За оцінками, більше 1 млн гуджаратців живе в Пакистані.
Çoğu güreşçi kariyere karşılık kemer maçı yaparak bu yolla WWE'den ayrılmıştır.Більшість воротарів віддавали перевагу в матчах проти Галла надягати маски.
Buna karşılık Navarra orduları yardıma geldi.У цьому йому допомагають воїни племені Вазарі.
Karşılıklı doğrulama sağlanır.Визнати взаємозалежність.
Buna karşılık Haçlı ordusu mevcudu yaklaşık 30.000 kişi idi.У цілому, тут перебувало 30000 хорватських воїнів.
Savaş başladı ve savaşçılar karşılıklı savaştılar.Але розпочалася війна і розлучила закоханих.
Buna karşılık, atılan okun hedef üzerinde belli bir alana düşmesi olasılığı bulunabilir.Це могло призвести до втрати наведення на ціль.
İsrail'in kaybettiği 15 savaş uçağına karşılık Mısır 8 tane kaybetti.Єгиптяни оголосили про знищення в цьому бою 18 ізраїльських літаків, втративши при цьому 6 своїх.
İkinci karşılıklı konuşmalar Mayıs 1056'de yapıldı.Перший політ зробив у грудні 1956 року.
Fakat, bu stok nehrin en az birkaç saatlik ortalama debisine karşılık düşer.Озеро сполучається із річкою Аканьяру під час повеней через проміжне дно приблизно двічі на рік.
Bu yedi güç istasyonunun her biri bedenimizde hormon salgılayan bezlere karşılık gelir.Кожна з станція буде оснащена по 26 такими вітровими турбінами.
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.Зовсім протилежна ситуація в Іспанії.
2010 yılında sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilmiştir.У 2010 році контракт був виконаний.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.A nepřimlouvej se u Mne za ty, kdož nespravedliví byli, neboť ti budou utopeni!
Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz Cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır.”Však těmi, kdož následovat tě budou, já věru peklo naplním všemi“.
Karşılıklı olarak insani yardım gönderilebilmiştir.Člověk tak dostal pomoc sobě rovnou.
Bu sınıf, modern bir sınıf olan M sınıfına karşılık gelir.To odpovídá moderní třídě M.
Dahası, kilogram-kuvvet kesin olarak 9.80665 newtona karşılık gelmektedir.Jeden kilopond je z definice roven 9,80665 newtonu.
Tüm üyeleri erkek olan gruplar, sıklıkla, sertleşmiş penisleri ile karşılıklı etkileşirler.Ve všech samčích skupinách se jednotliví členové často dotýkají ztopořenými penisy.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.Šalomoun královně oplatil její dary a „vše co žádala“, načež se královna vrátila zpět do své země.
Bu numaralar enzimin gittikçe daha ince sınıflandırmasına karşılık gelir.Tato čísla reprezentují progresivně přesnější klasifikaci enzymu.
Buna karşılık Avrupa'nın bazı ülkelerinde gidişat daha farklı biçimlendi.Anglie byla na svou odlišnost vůči zbytku Evropy do jisté míry pyšná.
Karşılıklı paslaşmalarla pas isabetliliğini ve doğru yapmanıza katkı sağlar.Vracejte ho svou dobrotou a pravdivostí, neboť on je dobrota a pravda.
Bin milyara karşılık gelmektedir.Unikají kvůli nim miliardy.
Bu hisleri karşılıklıdır.Nenávist byla vzájemná.
Buna karşılık Abdullah da Arap ülkeleri liderlerini Güvenilmez olarak görüyordu.Na oplátku však Abdalláh nedůvěřoval ostatním arabským vůdcům.
Araç, Rover ile Honda ortaklığıyla karşılıklı olarak geliştirildi.Vozidlo bylo výsledkem společného vývoje během spolupráce Roveru s automobilkou Honda.
Ama buna karşılık 200 Alman askeri öldürülmüştü.Bylo takto zajato asi 200 německých vojáků.
Üretimin artmasına karşılık işsizlik arttı.Nezaměstnanost se snížila díky tvorbě nových pracovních míst.
Karşılıklı doğrulama sağlanır.Je proklamována vzájemná rovnost.
Bu tarih, Julian Takvimi'nde 29 Şubat'a, Gregoryen Takvimi'nde 11 Mart'a karşılık gelmektedir.Tento den odpovídal 29. únoru v juliánském a 11. březnu v gregoriánském kalendáři.
Karşılıklı olarak yapılan işlemlerin kayıtları açık olarak tutulmakta ve doğrulanmaktadır.Rozeznávají se vkladní knížky s výpovědní lhůtou nebo bez ní.
70'ten fazla ile karşılıklı seferleri vardır.Má víc než 70 poboček.
Buna karşılık, Sovyet tankı sektöründeki isyanla KV-85 ortaya çıktı.Později na podvozku vzniklo sovětské samohybné vysadkové dělo ASU-85.
Karşılıklı büyükelçilikler açıldı.Ambasády jsou zavřené .
12 Temmuz 2009'da Konyaspor ile de karşılıklı sözleşmesini feshetmiştir.V rozhovoru z 5. června 2009 se stejným periodikem odmítl užití kokainu.
Her 100 bayana karşılık 101,8 erkek bulunmaktadır.Na 100 žen připadalo 101,7 mužů.
Buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti dağın tamamı üzerinde hak iddia etmektedir.Na celé území provincie si činí nárok Čínská lidová republika.
Marksist terminolojide proletarya kavramıyla karşılık bulur.Marxismus termín používá jako synonymum slova proletariát.
Sıradan centuriolar, modern zamanların teğmen ya da yüzbaşı rütbesine karşılık gelirdi.Přibližně ekvivalentní k centurionovi by tak byly hodnosti poručíka, nadporučíka a kapitána.
Gümüş sikkelerin değeri içerdikleri gümüş miktarına yakın bir değere karşılık gelmekteydi.Pro měkkost stříbra se z něj velice dobře razily stříbrné peníze.
Kiddo sinirlenmesine rağmen karşılık vermeye cesaret edemez.Rudda, ač by se s chorým rád usmířil, k návštěvě nenalézá odvahu.