karşılık ile cümle

karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak bu çizgileri parti içinde karşılık bulmayınca Mart 1991’de görevlerinden çekildiler.De delade ut denna demo gratis under deras spelningar år 2002.
Dahası, kilogram-kuvvet kesin olarak 9.80665 newtona karşılık gelmektedir.Kraften 1 kilopond för massan 1 kilogram är därmed lika med 9,80665 newton.
Türk Hava Yolları İstanbul - Isparta arası karşılıklı haftada 6 sefer düzenlemektedir.Turkish Airlines flyger flera gånger i veckan från Istanbul.
Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler.Innebörden är att vi genom att tala med varandra kan vi trösta varandra.
Buna karşılık kültürel yaşam büyük bir canlanma gösterdi.Frihetstiden innebar ett stort kulturellt uppsving.
Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Motstående sidor är parallella.
Yunus, “İbrani' yim” diye karşılık verdi, “Denizi ve karayı yaratan Göklerin Tanrısı RAB`be taparım.''Han svarar: "Jag är hebré...jag dyrkar Herren, himlens Gud, han som har gjort både hav och land."
Buna rağmen karşılıklı fikir alışverişi oluyor.Därför skall vi ha Mystery Shopping.
Genellikle yalıtaşı yapışma alanı farklı kuşaklara karşılık gelebilir.Ibland går en värmekabel sönder av olika anledningar.
1910'da Fransızlar yılda 5 milyon litre şaraba karşılık 36 milyon litre absent tüketmekteydi.Runt 1910 hade Frankrikes absintkonsumtion nått upp till ca 36 miljoner liter per år.
Gerekli olduğu zaman karşılıklı askerî yardım yapılacak.Vid behov tillsätts tillfälliga beredningar.
5 Nisan'da karşılıklı ateşkes anlaşması yapıldı.Den 25 kom man överens om en vapenvila.
Bu miktar 2008'in 18 milyon dolarına karşılık gelmektedir.Det är 119 miljarder dollar mindre än budgeten för 2008.
Karşılıklı kenarları paralel ve uzunlukları eşittir.Rektangelns motstående sidor är parallella och har samma längd.
Buna karşılık İspanya'ya da götürülmüştür.Dessa tog han med tillbaka till Spanien.
Bu miktar il topraklarının %40'ına karşılık gelmektedir.Den kan utgöra upp till 40 procent av extraktet från plantan.
Ana madde: antimadde Bu 12 parçacığa karşılık gelen 12 temel fermiyonik antiparçacık bulunur.Det finns också 12 fundamentala fermioniska antipartiklar motsvarande de 12 partiklarna ovan.
Bunun üzerine ikisi de birbirlerine olan karşılıklı aşklarını açıklarlar.Sakramentet förmedlas av de bägge makarna i det de till varandra avlägger sina löften.
Buna karşılık diğer komşu ülkelerine karşı Melikşah daha mütecaviz bir politika uyguladmaya basladi.Därifrån fördes en expansiv politik på grannarnas bekostnad.
Chiro'ya saldırmak isteyince Chiro karşılık verir.Som tack för hjälpen får Chiaki en önskan.
Müttefik filosu emre uydu ve 11.30'da karşılık vermeye başladı.Piloten fick order om att vara beredd att flyga tillbaka från och med klockan 11.30.
Core War, oyuncuların karşılıklı, programladıkları savaşçılarıyla oynadıkları bir bilgisayar oyunudur.Fog of War är ett uttryck som används av de som programmerar- och de som spelar datorspel.
Juliet de Romeo'nun duygularına karşılık verir.Julie inväntar otåligt Romeos ankomst.
Kireç ve Gökçukur mahalleleri bir vadinin karşılıklı iki yüzünde yer almaktadır.Den kopparklädda tornhuven och tornet är inbördes något vridna mot varandra.
Buna karşılık katı madde içindeki 14C izotopu 5730 yıllık bir yarı ömür ile bozunmaktadır.Den mest långlivade radioisotopen är 14C, med en halveringstid på 5730 år.
Ama ne kendisine bunu itiraf edebilmektedir ne de aşkına bir karşılık gelmektedir.Han har inte glömt henne och han har en present åt henne.
Belçika'nın kaybına karşılık, Venedik Cumhuriyeti toprakları, Avusturya ile Fransa arasında bölüşüyordu.Den antika Republiken Venedig delades mellan Österrike och Frankrike.
20 Şubat 2012 tarihinde, kulübüyle olan sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilerek boşta kaldı.Den 20 februari 2011 avgick han efter ett antal misslyckanden med klubben den sista tiden.
Bu sözcüklerin çeviri karşılıkları “soluk” olarak verilmiştir.Ordet blir alltså översatt ’alla demoner’.
Herkes karşılıklı birbirinin evine giderek "Lokma"sını yer.Varje land skulle spela hemma- och bortamöten mot varandra.
Böylece her iki ordu nehrin iki tarafında karşılıklı kamp yaptılar.De båda arméerna slog läger på var sin sida om floden.
Yunuseli – Haliç arasında hafta içi her gün karşılıklı iki sefer olarak yapılacak.Näring bör man ge den varannan vecka året runt.
Bu durum konu/cevabın girişi tamamlanmadan önce bir ses konu/cevap ile karşılık verdiğinde gerçekleşir.Ett objekt markeras genom positionen i satsen, eller genom en (framförställd) preposition.
Sümer mitolojisinde bir tanrının isminede karşılık gelmektedir.Att meditera i Guds namn är viktigt.
Buna karşılık, firmalar büyük kayıplara uğrayabilir.Svamparna kan orsaka stora ekonomiska förluster.
Bu maddede "akran denetimi" İngilizce "peer review" terimine karşılık olarak kullanılmıştır.Detta förfarande kallas peer review (engelska för ”granskning av likar”).
Günde karşılıklı 1 tren seferi düzenlenmektedir.I övrigt går endast ett tåg i timmen.
diyalog : iki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşmasına denir.Samtal är ett utbyte av information mellan två eller flera människor.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.Han såg detta som ett tecken från Gud och gjorde det till sin fana.
Buna karşılık Tayvan, Hong Kong ve Makao'da hâlen Geleneksel Karakterler kullanılmaktadır.De traditionella skrivtecknen användas fortfarande på Taiwan samt i Hongkong och Macao.
Brian en iyi arkadaşı Peter'ın karısı Lois'e aşıktır fakat bu aşk karşılıklı değildir.Max är Peters favoritstorebror (visserligen har han bara två, men...)
Almanya buna bir karşılık vermedi.Tyskland inbjöds inte.
(Parantez içindeki rütbeler Nazi Almanyası ordusunda karşılık rütbeleridir.)(Inom parentes visas motsvarande grader i Nazitysklands armé.)
Buna karşılık, Napolyon 16 yaşın altında ona 2000 güçlü bir siyah köle-asker göndermek için padişah sordu.У відповідь Наполеон попросив султана прислати йому 2 000 міцних чорних рабів-воїнів у віці 16 років.
1082 yılında, yardımlarına karşılık, onlara büyük ekonomik imtiyazlar tanıdı.1082 року в обмін на їхню допомогу він надав їм значні пільги в торгівлі.
Bu durum Helmholtz karşılıklığına prensibine uymaktadır.Як таке воно підпорядковується принципу взаємності Гельмольца.
Bütün bunlar, kültürün karşılıklı etkileşim coğrafyası içinde oluşmuştur.Питання тільки в тому, чи є в кожному з цих випадків взаємний культурний вплив.
SCRAM bu problemi çözmüş olan bir meydan okuma – karşılık verme algoritmasıdır.SCRAM є алгоритмом питання-відповідь, який дозволяє уникнути цієї проблеми.
Politikaları, adil, şeffaf ve karşılıklı ticareti arttırmayı amaçlıyor.Його політика була спрямована на підвищення справедливої, прозорої і взаємної торгівлі.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.Піддослідні вважають, що за кожну неправильну відповідь, Учень отримує справжні удари струмом.
Buna bir karşılık olarak Turiddu köyde bir genç kız olan Santuzza'yı baştan çıkartmıştır.Із помсти Турріду заводить роман з бідною дівчиною Сантуццою.
Doktor "O konuya girmeyelim." diye karşılık vermiştir.Він відповів: «Не турбуйтеся за цю проблему.
Bu hisleri karşılıklıdır.Вони взаємопов'язані.
Bu sevgi karşılıklıdır.Але це кохання не є взаємним.
Buna karşılık Abdullah da Arap ülkeleri liderlerini Güvenilmez olarak görüyordu.У відповідь Абдалла не довіряв лідерам інших арабських країн.
Karşılıklı olarak konuştu­lar, konuştular!Там вони зустрілися і розговорилися.
Bu karşılıklıklar Moss Sözleşmesi'ne kadar sürdü.Це розподіл тривав до встановлення могольського панування.
ABD'nin yardımlarına karşılık 1990 yılında Washington D.C'de bir anıt inşa edildi.Пам'ятник вдячності вірменського народу за допомогу з боку США було зведено у Вашингтоні 1990 року.
Meydan okuma – karşılık verme protokolleri, gizli bir bilginin bilinmesi dışında şeyler de ileri sürebilir.Виклик-відповідь протоколи використовуються також стверджувати що-небудь, крім знання секретного значення.
İki ordu arasında karşılıklı haberciler vasıtasıyla görüşmeler yapılmaya başlandı.Кілька годин призначено на взаємні розмови вояків.

İlgili Sayfalar