karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Karşılıklı öğrenci değişimi yoğun olarak devam etmektedir.Bij snel wisselende studentengroepen gaat de activiteit nu eenmaal altijd op en neer.
En iyi karşılık 6.Ff1! hamlesidir.Pe6+! met damewinst.
Karşılıklı oyuncuların puan ortaklığı üzerine dayanır.De Waalse partijen leggen de nadruk op onderlinge solidariteit.
Bu altı atış altı farklı evrene karşılık gelmektedir.Het wapen kan zes verschillende kogels afvuren.
Tüm bunlar üzerine TSK karşılık vermiştir.Benevens al deze activiteiten heeft Per Chr.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.De leraar (deelnemer) geloofde dat hij echte schokken aan de leerling gaf.
Belçika'nın kaybına karşılık, Venedik Cumhuriyeti toprakları, Avusturya ile Fransa arasında bölüşüyordu.De Republiek Venetië wordt opgeheven en haar grondgebied verdeeld tussen Oostenrijk en Frankrijk.
İtalyanlar buna genel seferberlik ilan ederek karşılık verdi.De president van Italië gaf hierbij de volgende motivering:
SDP aşağıdaki anlamlara karşılık gelebilir: Sosyalist Demokrasi Partisi Session Description ProtocolRDP kan verwijzen naar: Remote Desktop Protocol Recreational Dive Planner Rally for Democracy and Progress
Athena ise buna karşılık şehre bir zeytin ağacı diker.Athena schonk de stad een olijfboom en Poseidon een bron.
Her 100 bayana karşılık 101,8 erkek bulunmaktadır.Er wonen 1048 vrouwen op elke 1000 mannen.
Thälmann işine karşılık harçlık yerine haklı bir ücret istiyordu.Guttmann vroeg hierop om loonsverhoging.
Değiş tokuş şu anlamlara gelebilir: Terim Takas, iktisadi olarak malların karşılıklı değiştirilmesi.Deze werking geldt voor beide richtingen, de component is dus geschikt voor wisselspanningstoepassingen.
Ayrıca integer sözcüğü tam sayı terimine karşılık olarak İngilizceye geçmiştir.Meteen werd ook haar nummer vrijgegeven: het volledig Engelstalige I stand.
5 Nisan'da karşılıklı ateşkes anlaşması yapıldı.Op 5 augustus werd de wapenstilstand van kracht.
Fakat kitap sayfalarından çıkan herkese karşılık, biri kitabın içine kaçmaktadır.Alles wat hij meemaakt (ze meemaken) wordt opgeschreven in een dik schrift en beoordeeld.
Bu aşk karşılıksız değildir.Die liefde is echter niet wederzijds.
Bu gösterge maddi ya da nominal değerde karşılıklar bulabilir.Je kan deze munten dus krijgen voor de nominale waarde.
Fakat, bu stok nehrin en az birkaç saatlik ortalama debisine karşılık düşer.Langs Petite-Somme stroomt het riviertje de Somme.
İkili tüysü yapraklar karşılıklı dizilmiştir.De bladeren (naalden) zijn per twee gebundeld.
Fakat Osmanlı donanması buna çok geçmeden karşılık vermiştir.De Ottomaanse vloot werd weldra herbouwd.
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.Toch liggen deze twee verklaringen ten grondslag aan het gelijkheidsdenken.
Meroko ona aşıktı fakat duyguları karşılıklı değildi.Maurice wordt stapelverliefd op Lucienne, maar die gevoelens zijn niet wederzijds.
Esirler karşılıklı olarak serbest bırakılacak.Gevangenen van beide zijden zullen vrijgelaten worden.
Mübahele, kelime anlamı olarak "karşılıklı beddua etme" demektir.Voorbeeld: Het wederkerig voornaamwoord elkaar bestaat niet.
İşletme Mühendisliği, İngilizcedeki Engineering Management kavramına karşılık gelmektedir.Deze werkwijze leunt aan bij de Engelse infusiemethode.
Bu çizgilerin hepsi de kırıklara karşılık gelmektedir.De Paschenlijnen liggen alle in het infrarood.
Yardımına karşılık, ona üç kitap verdim.Ik gaf hem drie boeken in ruil voor z'n hulp.
Ktesippos ise sinirlenip yalancı diye karşılık verir.The Lie of the Land (ang.).
Parabasis yerine iki koro karşılıklı birbirlerine söverler.Składają się one z dwóch rund (począwszy od drugiej).
Zerdüşt ise buna karşılık oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e hediye eder.Wokół kobiety zebrane są dzieci (dwupokoleniowość), a niekiedy i dzieci jej córek (trzypokoleniowość).
Buna karşılık Virginia, çağdaş açıklamaların çoğuna göre, kocasını neredeyse idolleştirmişti.Z kolei Virginia według wielu współczesnych relacji niemal idealizowała męża.
Mars’ın Merkür’den daha büyük ve daha ağır olmasına karşılık, Merkür ondan daha yoğundur.Chociaż Mars jest większy i masywniejszy niż Merkury, to Merkury ma większą gęstość.
Joey Rachel'a aşık olur fakat Rachel bu aşka karşılık vermez.Joey zakochuje się w Rachel, ale ona nie odwzajemnia jego uczuć.
Bunun üzerine Britani de karşılık verdi.To samo spotkało Britney .
Haritadaki üç büyük küme Abell 3128, Abell 3158 ve Abell 3164 kümelerine karşılık gelir.On też opublikował pierwsze mapy tego regionu zawierające gromady Abell 3128, Abell 3158 i Abell 3164.
Polis gazla karşılık verdi.Policjanci odpowiedzieli gazem łzawiącym.
Yaklaşık olarak bu tarih 1089-90'lara karşılık gelir.Tak jak wcześniej pokonali ich, tym razem 109-83.
Her 4 erkeğe karşılık 1 kadın kekeme bulunmaktadır.Każdy powinien mieć do czterech żon odpowiednio do majątku.
Rehinelere karşılık idamların durdurulması talepleri kabul edilmedi.Grożą zabiciem zakładników w razie nie spełnienia ich żądań.
Bazı toplumlarda bu karşılık kurban olabilmektedir.To zobowiązanie do rewanżu występuje chyba we wszystkich ludzkich społeczeństwach.
Melampus ve kardeşi bu hizmetlerine karşılık olarak krallığın üçte birini ister ve alırlar.Melampus wymógł również jedną trzecią dla swojego brata, Biasa.
Pogson ise buna karşılık inatçı davranış ve güney yarımkürede yapılması istenen bir gözleme katkı vermemiştir.Buchanan nie podjął aktywnych działań w tej kwestii, będąc gotowym na dalsze ustępstwa wobec Południa.
Bu hisleri karşılıklıdır.Uczucie to jest odwzajemnione.
Günümüzden 23,03 ila 5,33 milyon yıl öncesine karşılık gelir.Miocen trwał od 23,03 do 5,333 milionów lat temu.
Buna karşılık Rusya ise güçlenme sürecine girdi.Rosja czyni wtedy skok ku potędze.
IX. Pius'tan olumlu bir karşılık alamadı.Pius IX kategorycznie odmówił porozumienia.
8 Haziran RAW'da Neville, Kevin Owens'ın NXT Şampiyonluğu Open Challenge'ına karşılık verdi lakin kaybetti.8 czerwca Neville odpowiedział na Open Challenge Kevina Owensa o pas NXT, ale przegrał walkę.
Tüm bunlara karşılık yörede bugün bile tarım baş geçim kaynakları arasındadır.Tak jak w starożytności, tak i teraz skupia się tam całe rolnictwo.
Yaprakları karşılıklıdır.Żebra są rozdwojone.
Çağrıya yalnızca İspanya ve Venedik karşılık verdi.Odwiedzał również Hiszpanię i Wenecję.
Yunus, “Elbette hakkım var, ölesiye öfkeliyim” diye karşılık verdi.Odpowiedział „Słusznie gniewam się śmiertelnie".
Buna karşılık, Sovyet tankı sektöründeki isyanla KV-85 ortaya çıktı.Do Wojska Polskiego trafiło 5 czołgów KW-85.
Her iki taraf ta olaydan sonra günlerce karşılıklı saldırılara devam etti.Po tych wydarzeniach wzajemne ataki trwały nadal.
Buna karşılık 5 milyon nüfuslu Yunanistan'dan 500.000 Türk Türkiye'ye göç etti.W wyniku tego postanowienia 1,5 miliona Greków zostało wysiedlonych z Turcji.
Araç, Amerikan M109 obüsüne karşılık olarak üretilmiştir.Akacja była radzieckim odpowiednikiem amerykańskiego działa samobieżnego M109.
Bu miktar, bugün yaklaşık 3,6 milyon Euro'ya karşılık gelmektedir.Cena każdego z nich wyniosła około 3,6 miliona Euro.
Bu iki karakter de gerçekteki karşılıklarından esinlenilmiştir.Obie części są reprezentowane przez wartości rzeczywiste.
Bu türler karşılıklı olarak uyum içinde değildir.Oba te zaimki nie są wzajemnie wymienne.
Thälmann işine karşılık harçlık yerine haklı bir ücret istiyordu.Bodzenta zrzekł się tytułu burgrabiego na korzyść Szydłowieckiego w zamian za odpowiednią sumę pieniędzy.