karşılık ile cümle

karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece her iki ordu nehrin iki tarafında karşılıklı kamp yaptılar.Isso obrigou os dois exércitos a acampar nas margens opostas do rio.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.En roep Mij omtrent de onrechtvaardigen niet aan.
Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz Cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır.”Wie hunner u ook zal volgen, Ik zal voorzeker de hel met u allen vullen."
Buna karşılık Sarıkışla da belediyeye verilecekti.Ook jureerde hij koren elders in het land.
Karşılıklı saygıyı şekillendiren kurallar olmalıdır.Er moeten regels zijn omtrent wederzijds respect.
1993 - İsrail ve Vatikan karşılıklı olarak birbirlerini tanıma kararı aldılar.1993 - Israël en het Vaticaan komen overeen elkaar te erkennen.
Metastasio, patronunun dileklerine karşılık verdi.Metastasio beantwoordde aan zijn pleegvaders verwachtingen.
Geceleri birbirlerine yaslanarak uyur ve karşılıklı postlarını temizlerler.Zij maakten 's nachts de ketels en pannen van de mensen van Geulle blinkend schoon.
Bunlar karşılıklı olarak birbirleri içine geçecek şekilde düzenlenmişlerdir.De lanen rondom de Kommen dienden daartoe in elkaars verlengde te liggen.
Buna karşılık İspanya'ya da götürülmüştür.Hij neemt deze in bezit voor Spanje.
Bu hisleri karşılıklıdır.Die gevoelens zijn wederzijds.
Bununla birlikte çağrıldıklarında çok çevik bir şekilde karşılık verirler.Nadat zij hadden gebeden stonden zij op.
Karşılık ise bu sayının bir fazlasının şifrelenmiş halidir.Die zijn iets duurder dan de corresponderende sterabonnementen.
(Diyagram) Bu iyi bir karşılık olarak kabul edilemez; burada dxc3 veya d6 yapılabilirdi.0-0 d3?! (zie diagram) Dit wordt niet gezien als een goede verdediging, beter is dxc3 of d6.
Bu sevgi karşılıklıdır.De liefde is wederzijds.
Zorunlu karşılıklar para politikasını uygulama aracı olarak kullanılabilir.De munt kan gebruikt worden als wettig betaalmiddel.
Buna karşılık Sabahattin Bey'i ve onun düşüncelerini, Kâmil Paşa'yı tutmaktadır.Het is het attribuut van Bacchus en zijn dienaren, de saters.
Bu yaklaşık 3 yıllık bir tecrübeye karşılık gelmektedir.Het ging om een proef voor een periode van drie jaar.
Dizilişi karşılıklı; kenarları düz veya dişlidir.De bilspleet of bilnaad is de scheiding of spleet tussen beide billen.
Buna karşılık masraflar pek o kadar fazla değildi.Maar geld om dat te bekostigen was er nauwelijks.
Buna karşılık Prospero ve Miranda Kaliban'a nefret ve küçümseme ile bakmaktaydılar.Prospero en Miranda wantrouwen en verafschuwen op hun beurt Caliban.
Buna karşılık, İsveç yine de yoksul olarak kaldı.Ondanks de slechte omstandigheden pakte België ook in Zweden de volle buit.
Buna karşılık medyan ve ortalama hiç anlamsızdır.Van een mediaan en gemiddelde is in dit geval geen sprake.
Pers ve Makedon ordularının karşılıklı olarak ilk dizilişi.Initiële posities van de Perzische en Macedonische legers.
Karşılık vermeyen kadına önce tecavüz eder, sonra da onu vurarak öldürür.Hij achterhaalt de verblijfplaats van de overvaller, en schiet hem dood.
Buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti dağın tamamı üzerinde hak iddia etmektedir.De Volksrepubliek China claimt zelfs het hele gebied.
Buna karşılık bu tavuklar az yumurta vermektedir.Daarvoor bestellen de autoriteiten grote hoeveelheden kippeneieren.
Yaprakların dizilişi çoğunlukla karşılıklı, ender olarak almaşıktır.Een beschrijving van kleuren heeft meestal meerdere (schalen) nodig.
A. sesquipedale orkidesi bu şekilde, karşılıklı etkileşim içinde çok uzun bir çıkıntı geliştirmiştir.Zo zou A. sesquipedale een zeer lang spoor ontwikkeld hebben.
Her gün karşılıklı 14 sefer yapılmaktadır.Het comité komt elke veertien dagen bijeen.
Şeytanın ise, ruhuna karşılık, gitarının akordunu değiştirip ona geri verdiği söylenir.Hij beloofde hen het eeuwige leven in ruil dat zij corrupte zielen voor hem verzamelden.
Ağız ve anüs karşılıklı iki uca yerleşmiştir.De op en afritten lagen toen aan beide zijden.
Rehinelere karşılık idamların durdurulması talepleri kabul edilmedi.De gijzelnemers werden niet gearresteerd.
Yaprakları genellikle tüylü olup karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir.Die twee kaarten worden meestal met een (verharde) kabel aan elkaar verbonden.
Parsellerin her biri bir takımyıldız'a karşılık gelir.Elke majin hoort bij een van de generaals.
Bu tarih, Julian Takvimi'nde 29 Şubat'a, Gregoryen Takvimi'nde 11 Mart'a karşılık gelmektedir.Deze dag komt overeen met 29 februari in de juliaanse kalender en 11 maart in de gregoriaanse kalender.
IX. Pius'tan olumlu bir karşılık alamadı.Pius IX wees dit compromis resoluut van de hand.
Karşılıklı büyükelçilikler açıldı.Prinsbisdommen werden opgeheven.
Karşılıklı etkilenme Bunların büyük çoğunlugu aralıklı ve sürekli dağılımlardır.Haar publicaties waren veelal rechtsvergelijkend en (soms) tegendraads.
Buna karşılık olarak Gennady Yanayev Moskova’da 16:00 itibarıyla sıkıyönetim ilan eder.Om vier 's middags kondigde Gennady Janajev nu ook de noodtoestand af voor Moskou.
Çağdaşı olan Mihri Hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri vardır.Naast Machelen zelf is er nog deelgemeente Diegem en het gehucht Diegem-Lo.
Buna karşılık, köpek bir bütün olarak görünür birdenbire.Daaruit blijkt dat, ook toen al, de honden een zeer grote verschijning waren.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Duitsland profiteerde hier niet blijvend van.
Araç, Amerikan M109 obüsüne karşılık olarak üretilmiştir.Dit voertuig verving in de U.S. Army de M106.
Tüm unsurlar karşılıklı olarak bu döngüler ilişkisiyle birbirine bağlıdır.Vanwege deze relatie zijn alle actuele entiteiten wederzijds afhankelijk.
Buna karşılık Ortodoksluğu benimsetme çabaları sonuçsuz kaldı.Pogingen tot verzoening met de oosters-orthodoxen liepen op niets uit.
Buna karşılık o da bu orduya rehber ve askerî refakat yardımı yaptı.In ruil daarvoor verstrekte hij gidsen en een militair escort.
Seferler karşılıklı yapılmaktadır.Bronnen spreken elkaar tegen.
Karşılıklı topçu ateşi ve piyade saldırıları birbirini kovaladı.Er waren schermutselingen van infanterie en wederzijdse beschietingen met artillerie.
Buna karşılık, ilk şiddetli tepki Mısır’dan geldi.De eerste uitbarsting van ongenoegen vond plaats in Egypte.
Bu dövüşlerde karşılıklı olarak dikilerek birbirlerini ısırmaya çalışırlar.Bij deze gevechten proberen de dieren in elkaars voorpoten te bijten.
Bu miktar, bugün yaklaşık 3,6 milyon Euro'ya karşılık gelmektedir.Met deze transfer was zo'n 3,3 miljoen euro gemoeid.
Buna karşılık, Shanina askeri komisaryaya askeri hizmet izni istemeye gitti.Als gevolg werd Guerrero voor straf opgeroepen voor militaire dienstplicht.
Yeni kurulmuş bir parti olmasına karşılık 2013 seçimlerinde 19 siyasetçisiyle Knesset'te yer almayı başardı.Dankzij een dertiende plaats kon zij na de verkiezingen in 2013 in de 19e Knesset zitting nemen.
Bu sayede basit sorulara evet-hayır karşılıkları verebilir.Deze vragen worden slechts met ja of nee beantwoord.
Arjantin de karşılık olarak savaş ilan etti.Argentinië weigerde en Lopez verklaarde ook Argentinië de oorlog.
diyalog : iki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşmasına denir.Een intercom is een manier van spraakcommunicatie tussen twee of meer personen.
Ancak 31 Ağustos 2011 tarihinde Liverpool ile olan sözleşmesi karşılıklı feshedildi.Op 31 augustus 2011 werd zijn contract met Lierse in onderlinge overeenstemming verbroken.
TDK, İngilizce kökenli darta karşılık olarak oklama sözcüğünü önermiştir.Het aanbod Engelse romans is zoals gezegd enorm.
Örneğin, alacaklı borcuna karşılık borçlunun bedeninden bir parça kesebilirdi.Hij wist de opgebouwde schulden van zijn broer af te betalen.

İlgili Sayfalar