karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
“Langue” ve “parole” kavramları karşılıklı bağımlılıklarının karmaşık ilişkisi içerisinde de bulunmaktadır.La lingua e l'uso dei nomi sono importanti indicatori di queste reciproche influenze.
Deyişme karşılıklı soru-yanıt şekline döner.In questo modo si realizza il riflesso reciproco.
"Verdiğim selama aynı şekilde karşılık verdi ve nasıl olduğumu sordu.L'asceta chiese nuovamente chi fosse e gli fu risposto al medesimo modo.
Buna karşılık Rusya ise güçlenme sürecine girdi.In cambio viene concessa alla Russia la possibilità di perforare.
Vakıf kuruluşundan bu yana üniversite bünyesinde eğitim gören öğrencilere karşılıksız burs sağlamaktadır.Nella costruzione è annesso un convitto per gli studenti fuori sede.
30 Ocak 2006'da ise takımla olan sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.Tuttavia il 30 giugno 2012, il suo contratto è stato risolto di comune accordo.
Şehir coğrafyası insanı, insanın etkinliklerini ve insan ile yerkürenin karşılıklı etkileşimini inceler.Vite parallele, le loro, con una comunanza di attenzione all'uomo e alla natura.
Buna karşılık, satranç oyununun kuralları oluşturucudur.Per dare scacco, valgono le regole degli scacchi scozzesi.
Buna karşılık Avrupa'nın bazı ülkelerinde gidişat daha farklı biçimlendi.In altri paesi europei la situazione è molto diversa.
Sıradan centuriolar, modern zamanların teğmen ya da yüzbaşı rütbesine karşılık gelirdi.Luogotenente generale, un antico grado delle forze armate, corrispondente all'attuale tenente generale.
Hatta hiç karşılık beklemeden - çiftleşme amaçlı bile değil - birbirlerine yiyecek veririler.Se non è disponibile cibo in abbondanza (a volte anche se lo è) non esitano a mangiarsi a vicenda.
Teochew lehçesi ile ilişkili, bununla ancak az oranda karşılıklı anlaşılabilirliği vardır.Il teochew ha una mutua intelligibilità limitata con l'amoy.
Bu numaralar enzimin gittikçe daha ince sınıflandırmasına karşılık gelir.Tali numeri rappresentano una classificazione via via più fine dell'enzima.
Sözleşmeye, Mısır ve ABD ile İsrail ve ABD arasında karşılıklı mektuplaşmalar da eşlik etmiştir.Assieme ai principi, le due parti firmarono Lettere di mutuo riconoscimento tra Israele e OLP.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Si appendono alle pareti separati l'uno dall'altro.
Batılılar, karşılıksız bastıkları paralarıyla dünyayı soymaya devam ediyorlar.Жители Запада продолжают грабить мир с помощью ими напечатанных ничем не обеспеченных денег.
Elişa, “Korkma, çünkü bizim yandaşlarımız onlarınkinden daha çok” diye karşılık verdi.И сказал Елисей: не бойся, потому что тех, которые с нами, больше, нежели тех, которые с ними.
Atışmak; karşılıklı olarak kırıcı sözler söylemek, ağız kavgası etmek anlamına gelir."Атышмак" означает взаимное высказывание оскорбительных слов или переругивание.
Ktesippos ise sinirlenip yalancı diye karşılık verir.Референт лжи — это тот, о ком (или чем) говорится ложь (самоориентированная и ориентированная на других).
Karşılıklı olarak insani yardım gönderilebilmiştir.恩恵関係, отношения благодеяния): человек должен оказывать почтение тому, кто ему в чём-то помог.
Eğer Kur'an'da birebir karşılık gelen bir şey bulunamazsa, Sünnet'e bakılır.Если они не указаны в Makefile, то они будут считаны из среды, если они там указаны.
Buna karşılık Ebû Zerr: "Zina etse, içki içse, hırsızlık etmiş de olsa da mı?" diye sorar.Но давайте спросим их: есть ли какой-либо определенный срок, который дает вору право на украденное?»
Geceleri birbirlerine yaslanarak uyur ve karşılıklı postlarını temizlerler.Это ночные и сумеречные животные, не впадающие в спячку (хотя они могут устраивать себе берлоги).
Buna karşılık, Napolyon 16 yaşın altında ona 2000 güçlü bir siyah köle-asker göndermek için padişah sordu.В ответ Наполеон попросил султана прислать ему 2000 крепких чёрных рабов-воинов в возрасте 16 лет.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.В ответ Соломон также одарил царицу, дав «всё, чего она желала и чего просила».
Ortaklar birbirleriyle karşılıklı olarak otururlar.И совмещающиеся друг с другом равны между собой.
Buna karşılık Muhammed bize, 'siz onları ne doğrulayın, ne de yalanlayın' derdi.".Бен Сира предостерегает: «Чрез меру трудного для тебя не ищи, и, что свыше сил твоих, того не испытывай.
1082 yılında, yardımlarına karşılık, onlara büyük ekonomik imtiyazlar tanıdı.В 1082 году в обмен на их помощь он предоставил им большие льготы в торговле.
Karşılıklı öğrenci değişimi yoğun olarak devam etmektedir.Активно осуществляется студенческий обмен.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.Т. ч. мне чужие грехи не приписывайте».
Müslüman halkla karşılıklı kıyımlar yaşandı.(Воистину родился) — и целуются друг с другом.
Bin milyara karşılık gelmektedir.Всех может спасти миллиард долларов.
Bu, karşılıklı bir aşk oldu."Так что это было просто взаимное уважение.»
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.В Шотландии же, к примеру, оно необходимо.
Doktor "O konuya girmeyelim." diye karşılık vermiştir.Он ответил: «Не беспокойтесь об этой проблеме.
Ressam Hale Asaf'a aşık oldu ama karşılık görmedi.Он влюбился в турецкую художницу Хале Асаф, но та не ответила ему взаимностью.
"Türkiye Suriye'ye karşılık verdi".Они сражались за Сирию.
Karşılık ise bu sayının bir fazlasının şifrelenmiş halidir.Среди них был и выше упомянутый указ.
"Bésame mucho" kelimesi Türkçe "beni çok öp" e karşılık gelmektedir.Фраза «bésame mucho», давшая название песне, дословно переводится на русский как «целуй меня много».
Her 100 bayana karşılık 101,8 erkek bulunmaktadır.На каждые 100 женщин приходилось 101,8 мужчин.
Tren hattında sabah ve akşam günde karşılıklı 2 tren seferi yapılmaktaydı.Сейчас в день ходят 2 пары поездов, утром и вечером.
Aşağıdaki ülkelerin hükümetleri Tayland ile karşılıklı vize muafiyeti anlaşması imzalamıştır.Правительства следующих стран заключили двусторонние соглашения о безвизовым режиме с Таиландом.
Askerlerin de karşılık vermesiyle çıkan çatışma saat 05.00’e kadar sürdü.После пятичасового боя они сдались.
Kendisi de buna karşılık olarak "O halde 'Alı' olsun." şeklinde beyanat bildirdi (1936).В раскрытом Евангелии в Его руках написаны слова: «Аз есмь свет миру» (Ин.
Moğollar da bu olaya karşılık hazırlıklı olurlar.Но в казино, однако, готовы и к этой ситуации.
Zerdüşt ise buna karşılık oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e hediye eder.Аллах возвратил Айюбу его здоровье, богатство, детей.
Onun yaptığı iyiliğe verebildiği tek karşılıksa, her ay yanıt beklemeden yazdığı mektuplardır.Его единственным требованием осталось демонстрировать ему один раз в месяц то, что было сделано.
İkili tüysü yapraklar karşılıklı dizilmiştir.Струны (хоры) двойные, настраиваются в унисон.
Rehinelere karşılık idamların durdurulması talepleri kabul edilmedi.Самниты не подвергли заложников наказаниям.
Bütün bunlar, kültürün karşılıklı etkileşim coğrafyası içinde oluşmuştur.Вопрос только в том, имеются ли в каждом из этих случаев взаимное культурное влияние.
Her bir enerji bandı elektronların çok sayıda farklı kuantum durumlarına karşılık gelir.Каждый электрический аппарат должен удовлетворять ряду требований.
Ayrıca karşılıklı diplomatik temsilcilikler de yoktur.Не существует взаимно простых дружественных чисел.
Bu ilk ve son durumlarına karşılık gelen iki indeksleri kullanmayı gerektirmiştir.В ней использованы только первые и последние две строфы.
1950 yılında Çin-Sovyet Dostluk, İttifak ve Karşılıklı Yardımlaşma Antlaşması imzalanmıştır.14 февраля 1950 года был заключён советско-китайский договор о дружбе, союзе и взаимной помощи.
Guangksi'de konuşulan Yue lehçeleri, Kantonca ile karşılıklı olarak anlaşılabilir.Диалекты юэ в провинции Гуанси являются взаимопонятными с кантонским.
Karşılıklı büyükelçilikler açıldı.Княжества-епископства упразднялись.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Германия на этот меморандум так и не ответила.
Karşılıklı yardım prensibi.Общество взаимного вспоможения.
Halkçılar ise buna karşılık doğal olmayan, yapay bir yansımadan çıkageliyorlardı.Видами же для него были расы, так как определения вида для него не существовало.
Her buyruk yalnızca bir işleme karşılık gelir.Каждый из них имеет право только на одну попытку.