karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Siyahın buna verebileceği en iyi karşılık 6...Ad4 ile Fritz Varyantı'na geri dönmektir.Las negras pueden transponer a la Variante Fritz con 6 ...
Buna karşılık Winnie de zorlayıcı derecede konuşkandır.Al final Winnie tendrá que tomar una dura determinación.
Kropotkin'in Karşılıklı Yardımlaşma adlı eserinin ardılı ve tamamlayıcısı gibidir.Kropotkin, El apoyo Mutuo.
Her buyruk yalnızca bir işleme karşılık gelir.Cada tarea corresponde a una sola acción.
Deterministik otomatada, her durum için, olası her girdiye karşılık gelen bir geçiş vardır.Policía de carretera para atender oportunamente cualquier situación en vía.
Melampus ve kardeşi bu hizmetlerine karşılık olarak krallığın üçte birini ister ve alırlar.Melampo reclamó un tercio del reino como precio de la sanación.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Rusia no respondió.
Buna karşılık, Klose, Bolt hakkında bir film yaptı.Ella en cambio hizo una película para burlarse de Todd.
Burhan'ın Makbule'ye ait tapuları görmesiyle, Makbule'nin platonik aşkı karşılık bulur.Por su manera de llevarse con sus amigos, se vuelve el amor platónico de Leonard.
Oliver öpücüğe karşılık verir ama daha ileri gitmeye isteksizdir.Oliver devuelve el gesto, pero duda en ir más allá.
Yandaki pozisyonda beyazın 1. Ab6+ hamlesine karşılık olarak siyah 1...En la posició a la derecha, el Blanco puede intentar 1.Cb6+, esperando 1...
Yani tasvir etmemekte, buna karşılık öğeleri yan yana getirerek inşa etmektedir.Sin ayuda, deciden poner ellos mismos los fondos.
Bu miktar 2008'in 18 milyon dolarına karşılık gelmektedir.Esa cifra aumentó a 8 millones de dólares para la temporada 2012.
Tablo 2 ise 20 standart amino asidin her birinin hangi kodona karşılık geldiğini göstermektedir.La tabla 2 muestra qué codones especifican cada uno de los 20 aminoácidos que intervienen en la traducción.
İstisnaen karşılıklı da olabilir.Pero el efecto también puede ser recíproco.
Ancak buna karşılık iki şarkının klibi de farklı günlerde televizyona eklendi.La comedia se ha adaptado a televisión en dos ocasiones.
Buna karşılık “langue” kavramı kuramsal bir dil kavramı olarak anlaşılmaktadır.Es importante distinguir este sentido de "anáfora" del que tiene como término estrictamente lingüístico.
Bu onaylama yanlılığına karşılık gelmektedir.Este se reunió con su aprobación.
Bu süre zarfında karşılık aile ziyaretleri yapılır.Con ellos entramos en época visigoda.
Rehinelere karşılık idamların durdurulması talepleri kabul edilmedi.Así que, no hubo liberación de los rehenes.
Bu kart, oyunun Türkiye'de oynanan versiyonu olan King'de Rıfkı'ya karşılık gelir.Las horas usadas en este artículo aparecen en CET, que es congruente con la perspectiva alemana.
Başkent N'djamena ile karşılıklı uçuşların yapıldığı küçük bir havaalanına sahiptir.Hay también un pequeño aeropuerto justo fuera de la ciudad con vuelos a N'Djaména.
Devre arasında Orduspor ile olan sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.Parecía que la tregua entre ambas naciones se rompería de un momento a otro.
Chiro'ya saldırmak isteyince Chiro karşılık verir.Si necesitamos ayuda, Chip nos dará consejos.
Bunun üzerine karşılıklı çatışmalar çıkıp devam etti.En consecuencia dividieron sus fuerzas.
Genellikle yalıtaşı yapışma alanı farklı kuşaklara karşılık gelebilir.Por ello, a menudo se suele simplificar el campo reverberante bajo las hipótesis de campo difuso.
Kuvvetli bir bağlanma, yüksek afinite ve düşük Kd'ye karşılık gelir.Una unión estable o alta afinidad tiene una Kd baja y viceversa.
Böhme, yönetimi öldürülen her Alman'a karşılık 100 Sırp ya da Yahudi öldürülmesi konusunda zorladı.Böhme introdujo la regla del fusilamiento de 100 serbios y judíos por cada alemán matado.
Joey Rachel'a aşık olur fakat Rachel bu aşka karşılık vermez.Joey comienza a tener sentimientos románticos por Rachel, pero ella no le corresponde.
Sarmalın çapı da kademe kademe artacaktı (geleneksel periyodik tablonun uzun satırlarına karşılık gelir).Su humo se elevó por siempre (cuentos-antología).
Buna karşılık sol partiler yarı yarıya milletvekili kaybı yaşadılar.Lamentablemente, los aurinegros perdieron por penales aquel partido.
Bu ikiliden Zerlina'nın da Lorenzo'nun aşkına karşılık verdiği ve onu kaybetmemek istediği öğrenilir.El duque incluso le dijo a Enriqueta que no podía amarla sin el permiso de Lorena.
Kontratlar tek taraflı ya da karşılıklı olabilir.Los bienes deben ser iguales o al menos comparables.
Karşılıklı yardım prensibi.La ayuda mutua.
Buna karşılık yansıttığı ışıklar zararsızdır.La exposición a la luz lo oscurece.
2009 yılında Denizlispor'la olan anlaşması karşılıklı olarak feshedilmiştir.El astillero todavía existía en 2009 bajo la firma 3.
3. Küçük kamera, small cameraya karşılık gelir.Camarilla, cámara en diminutivo.
Bu durum karşılıklı ilişkileri bozabilir.Esto puede suponer un agobio para las relaciones.
Bunun da etkisiyle devre arasında sözleşmesi karşılıklı feshedildi .Fruto del acuerdo se produjo un intercambio accionarial entre ambos grupos.
İkinci düzey (YİB-2) İlçe bölünmeleri tarafından tanımlanan alanlara karşılık gelmektedir.Bundesliga (segunda división), intercambiándose con los dos primeros clasificados de ésta.
Karşılıksız aşklar ya tecavüzle ya da ölümle sonuçlanır.La intimidación comprende amenazas de violación o muerte.
Buna karşılık olarak sömürgeci temsilciler Kanada'yı işgal etme kararı aldılar.Por esa razon, los jefes revolucionarios deciden suspender la invasion.
Tek veya iki tanesi karşılıklı dizilmiştir.O bien dos órbitas son iguales o disjuntas.
Buna karşılık İspanya'ya da götürülmüştür.Eso le llevó hasta España.
Bu karşılıklı gerilim ortamı 2 Kasım 1917'de imzalanan Lansing-Ishii Anlaşması'yla son bulmuştur.Esto condujo al acuerdo Lansing-Ishii de 2 de noviembre de 1917 para ayudar a reducir las tensiones.
5 Nisan tarihinde karşılıklı ateşkes kararı alınarak, çatışmalara son verilmiştir.El 5 de abril se anunció por las ambas partes la cesación del fuego.
Bir kilo ketçap, iki kilo domatese karşılık gelir.Un chilo di ketchup equivale a due chili di pomodori.
Fakat kitap sayfalarından çıkan herkese karşılık, biri kitabın içine kaçmaktadır.Fu dato a ciascuno di essi un titolo allorché vennero pubblicati in un libro.
Bunlar arasında demir ve kükürt Jiangsu bölgesinde bulunanın %40'ını karşılık gelmektedir.Il ferro e lo zolfo costituiscono il 40% delle riserve della provincia dello Jiangsu.
Bu bitkiler dünya çapında bugün tüketilen tüm bitkilerin %50-60’ına karşılık gelir.Queste specie ora costituiscono il 50 – 60% di tutte le colture in coltivazione in tutto il mondo.
6,000 Drahmi bir talent'e karşılık gelirdi.6000 Dracme erano equivalenti ad un talento attico.
Bu iyiliğe karşılık olarak Britannicus'u zehirlemekle görevlendirilmiştir.In cambio di ciò, le fu ordinato di avvelenare Britannico.
Buna karşılık o da bu orduya rehber ve askerî refakat yardımı yaptı.In cambio, diede loro guide ed una scorta militare.
İki etnik grup arasında yüksek düzeyde etkileşim ve karşılıklı evlenmeler vardı.Entrambi i gruppi etnici avevano un alto livello di interazione ed un alto tasso di matrimoni interetnici.
Bu, karşılıklı bir aşk oldu."Ci amiamo semplicemente a vicenda".
Buna karşılık Osmanlı askerleri adaya çıktı ve binlerce kişiyi öldürdü.In risposta, le truppe ottomane sbarcarono sull'isola massacrando migliaia di persone.
Dördüncü ülke İsviçre Avrupa Birliği ile anlaşmaları karşılıklı olarak bitirmeyi tercih etmişti.Il quarto paese, la Svizzera, ha optato per la conclusione di accordi bilaterali con la UE.
Metastasio, patronunun dileklerine karşılık verdi.Metastasio obbedì sempre ai voleri del suo patrono.
Tablo 1, 64 kodonun her birinin hangi amino aside karşılık geldiğini göstermektedir.La tabella 1 mostra quale aminoacido viene codificato da ciascuno dei 64 codoni.
Bu hisleri karşılıklıdır.L'interesse fu reciproco.