karşılık ile cümle

karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1082 yılında, yardımlarına karşılık, onlara büyük ekonomik imtiyazlar tanıdı.En 1082, en échange de leur aide, les Vénitiens obtiennent d’importantes concessions commerciales,.
İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi.Ibrahim lui dira : « Ne t'ai-je pas demandé de ne plus me désobéir ? ».
Buna karşılık Navarra orduları yardıma geldi.C'est finalement de Navarre que le secours vient.
Karşılıklı kenarları paralel ve uzunlukları eşittir.Les côtés opposés sont alors parallèles et de même longueur.
Buna karşılık Prospero ve Miranda Kaliban'a nefret ve küçümseme ile bakmaktaydılar.Caliban hait Prospéro et Miranda, qui n'ont que mépris et dégoût pour lui.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Elle succède à la série Amor Eterno Amor.
İki adam çabuk arkadaş oldu ve karşılıklı saygı hep sürdü.Les deux hommes deviennent vite amis, et leur estime mutuelle ne sera jamais prise en défaut.
Dahası, kilogram-kuvvet kesin olarak 9.80665 newtona karşılık gelmektedir.Le kilogramme-force est une unité obsolète, valant par définition 9,806 65 newtons.
Bu, İsviçre nüfusunun %4.26'sına karşılık gelmektedir.Cela correspond à une part de 26 % sur le marché télévisuel suisse.
Siyasi ve dini güçlerin Hanan’ın elinde olmasına karşılık askeri güçler Hurin’in elindeydi.Le hanan détient les pouvoirs politiques et religieux et le hurin les pouvoirs militaires.
Her akşam saat sekizde karşılıklı olarak hareket etmekteydi.Le travail devait cesser chaque soir à 8 heures.
Bu inanış, Homeros görüşlerine karşılık tam bir zıtlık oluşturur.Ce rêve fait réfléchir Homer.
Fakat aşkına karşılık bulamayınca Michael Corner adlı bir çocukla, ardından da Dean Thomas'la çıkmaya başlar.À la fin du roman, elle rompt avec Michael Corner et sort avec Dean Thomas.
Gerekli olduğu zaman karşılıklı askerî yardım yapılacak.Une capacité de renfort est également disponible si nécessaire.
Buna karşılık olarak Linfea kendi nemf arkadaşlarından yardım ister.Heureusement qu'Alf pourra compter sur le secours de ses nouveaux amis.
Bu boşluklar dış manyetosferden gelen neredeyse boş manyetik alan tünellerine karşılık gelebilir.Ces vides peuvent correspondre aux tubes de flux quasi-vide en provenance de la magnétosphère externe.
Bu onaylama yanlılığına karşılık gelmektedir.Il pense qu'il faut répondre par la négative à cette question.
Ortak ve karşılıklı işbirlik yoluyla üye ülkelerin yerli bilim ve teknolijik kapasitelerini geliştirmek.Équipe spéciale sur l'intégration des systèmes de savoirs autochtones et locaux.
Karşılıklı İlişki Şeması olarak da bilinir.C'est aussi leur dépendance mutuelle.
Hükümet buna siyasal davalar açarak karşılık verdi.Le parti le justifie par des problèmes administratifs.
Buna karşılık hükûmet tarafından kendisine bir üstün hizmet nişanı verilmiştir.Et une autre grâce lui fut accordée : celle de la guérison.
Buna karşılık Fransa,İspanya (Burbon hanedanlığı)da bunun karşısında bir müdahalede bulundu.En Belgique (et en France) la Ligue des droits de l'homme a réagi avec un rapport détaillé.
Kutuplar burada ∞ 'a gönderilen karmaşık sayılara karşılık gelir.Les pôles correspondent aux nombres complexes qui sont envoyés sur ∞.
Buna karşılık, Aleksios onların emrine rehberler ve korumalar verdi.En retour, Alexis fournit aux Croisés des guides et une escorte militaire.
Filmin başında 30 bin doları vardır ve Teddy KGB ile karşılıklı poker oynar.Il remporte 123 000 € et devient dès lors un habitué du circuit du poker.
Buna karşılık Avrupa'da bu süreç daha yavaş işledi.Cette baisse a été effective plus tard en Europe.
KPD’nin bu çağrısı işçiler tarafından bir karşılık bulamadı.Mais les ouvriers de Revol n’avaient aucune revendication salariale.
Bu altı atış altı farklı evrene karşılık gelmektedir.Il accorda deux buts sur 16 tirs au but.
Her 100 bayana karşılık 104.9 erkek vardır.Pour 100 femmes, il y avait 104,9 hommes.
Bu yerçekimi frekans kayması, bir yerçekimi zaman genişlemesine karşılıktır.La cause de ce décalage des fréquences est dans la dilatation du temps créée par la gravitation.
Böhme, yönetimi öldürülen her Alman'a karşılık 100 Sırp ya da Yahudi öldürülmesi konusunda zorladı.La règle fut d’exécuter 100 Serbes ou Juifs pour tout Allemand tué.
Halk edebiyatında âşıkların karşılıklı şiir söylemesidir.Les érudits écrivent des poèmes d'amour homoérotique.
Burada doğrudan atomik birim 1'e karşılık gelmektedir.Il évolue au poste de milieu offensif au 1.
Halkçılar ise buna karşılık doğal olmayan, yapay bir yansımadan çıkageliyorlardı.Nous voulions que les gens les comprennent et ne les jugent pas.
Almanya buna bir karşılık vermedi.Le Mexique ne donna aucune réponse.
Buna karşılık olarak Haçlılar ordusu Tunus topraklarından ayrılıp gideceklerdi.En échange, l’armée croisée évacue Tunis en laissant les armes de siège.
3 = Tahminen bu ay Ocak ayına karşılık gelmektedir.Ce mois correspond à décembre-janvier.
Bu sınıf, modern bir sınıf olan M sınıfına karşılık gelir.Il en va donc de même pour une variété M de classe C∞.
Genel olarak sente bir hamleye karşılık vermek gereklidir.Il est surtout demandé à un serveur d'avoir une bonne mémoire.
Bu sayede kralın kayıtsız sultası kalkmış, kral ve derebeylerin karşılıklı vazifeleri belirlenmişti.Seul l'ordre de la noblesse était à peu près partagé entre ligueurs et candidats du roi.
Binanın aydınlatması, karşılıklı duvarlara açılan pencerelerle sağlanmıştır.L'éclairage de l'édifice se fait par les fenêtres des bas-côtés.
Link Değişimi: Karşılıklı link alışverişi / linkleme.Article détaillé : Marketing relationnel.
Günümüzde buna karşılık çoğu içecek fruktozdan yapılmaktadır.Actuellement, la plupart des autres vodkas sont produites à partir de céréales).
Parsellerin her biri bir takımyıldız'a karşılık gelir.Chaque corps correspond à une escadre.
Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Les faces opposées sont parallèles.
Buna karşılık o da bu orduya rehber ve askerî refakat yardımı yaptı.Il envoie alors le Général et une troupe de soldat pour lui souhaiter la bienvenue.
Emek pazarları işçilerle işverenlerin karşılıklı etkinliğiyle çalışır.Les regens partagent le travail entre les employés.
Ölüm "Sen küçük aptal bir askersin." diye karşılık verdi.Ce dernier déclare : « Tu es un bâtard, tu es vraiment stupide ».
Dalí ise bu jeste karşılık olarak, krala Avrupa'nın Başı adlı çizimini hediye etti.Dalí réalisa pour le souverain son dernier dessin intitulé Tête d'Europe.
Saldırgan karşılık gelen “gizli” anahtarı gizli tutmaktadır.L'"interlocuteur valable" est au secret.
Her şey karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde yapılır.Le salut se fait avec un respect mutuel.
Bu sayede basit sorulara evet-hayır karşılıkları verebilir.On doit répondre par oui ou non à 3 questions.
Buna karşılık katı madde içindeki 14C izotopu 5730 yıllık bir yarı ömür ile bozunmaktadır.Ce radioisotope se désintègre ensuite de nouveau en azote 14 avec une demi-vie d'environ 5730 ans.
Valois, karşılık beklemeden kendini bu işe adamıştı.Okacha est resté libre en attendant l'appel.
Çoğu enzim tepkimesi, ona karşılık gelen ve katalizlenmeyen tepkimeden milyonlarca kere daha hızlıdır.Les enzymes permettent à des réactions de se produire des millions de fois plus vite qu'en leur absence.
Karşılıklı yardım prensibi.Préservation réciproque.
Peşaver'de 1 milyon Pakistan'lıya karşılık 1 milyon Afgan göçmen yaşıyor.Budapest compte un million d'habitants.
Bu cümlede ise “buluşma” işi birden çok özne tarafından ve karşılıklı yapılmıştır.Si le point se trouvait plus loin de la plaque, on le « verrait » plus loin et réciproquement.
Saruman bu iyiliği karşılıksız bırakmış, sadece dinlemekle yetinmiştir.C’est bien Marie qui a choisi la meilleure part ; elle ne lui sera pas enlevée ».
Karşılıklı ateş açıldı.Une deuxième fusillade éclate.

İlgili Sayfalar